h) Aîdiyet KİMLİĞİM
ECDÂDIMIZIN; TÂ! ORTA ASYA’DAN BU YANA, BİZ NESİLLERİNE, ÇOK GÜZEL EMÂNETLERİ OLAN: “MEHTERLER” , “KILIÇ-KALKAN” , “ATLI-CİRİT” GÖSTERİLERİ İNTİKÂL EDE GELMİŞ…
İŞTE BUNLARIN HAKKINDA; BELKİ DE EN BİLİNÇLİ OLAN BU “BLOG / BİLGİLENDİRİŞ “ ANLATILARINI BİRLİKTE YAPACAĞIZ İNŞÂALLAH…
ÖNCE, “KONU İÇERİKLİ” BİYOGRAFİK KESİTİMİ ARZ EDEYİM:
Âziz okurlarım. 01.06.1944 Bursa-İNEGÖL’de “Mehmet Râsim oğlu, Cemile’den” doğmuşum; Ama, şuurlandığımdan beri ‘ pergelin merkez ayağı olaraktan’ mekân-ı ikâmeten “ALTINDA VELİLERİ, ÜSTÜNDE DELÎLLERİ ( deli’leri değil !!! ) OLAN, târihî fütûhât şehrimiz olan “B U R S A” da yaşantımı sürdüre geldim. Sürdürürken de; Pergelin çizerek dolaşan ayağı olarak da’ “mehterler” , “kılıç-kalkan” , nisbeten de “atlı-cirit” konu(m)larına hâvi birikimlerimi hizmetlenmeyle YURT İÇİ-DIŞI “EN FAZLA” ilgili takımların kurucusu ya da kurulu olanların iyileştiricisi durumuna geli’vermişim…
..Bir şekilde katkım olanlarla; 20′ ye yakın mehter….kılıç-kalkan takımı, ve de lâzımelerini ailecek yapanı, “isteyenlere de yapılışlarının öğreticiliği dâhil ” uğraşını verdim, ve ömrümce , imkânım oldukça da uğraş vermeyi sürdüreceğim İnşâallah.)
..NASIL MI ?.. Bittâbiiki şimdiye dek nasıl yapıyorsam aynen öyle. Yâni :
SIFIRDAN ALIP, “ya da KURULMUŞ OLAN TAKIMLARI İYİLEŞTİRİP”, GÖSTERİLERE ÇIKARMACASINA…
Her hâl u kârda hizmetlenmeyi; yakınsa, ders günleri gidip-gelerek..
Uzaksa, süreli olarak (evi sırtındaki kaplumbağalar misâli ) MEFKÛRE UĞRUNA BİR YAŞAM TÂRZI BENİMSEMEYLE, hiç de kolay olmayan iştigâli sürdürebilmek uğruna şu dayanaklarımla :
- Olanca girişim ve gâyretliği BENDEN..
- Çok önemli desteği de; önce, HAYAT - KADER ARKADAŞIM (..hele , çelik halkalardan zırhlı giysileri adetâ yünlü haroş örgüsü gibi örercesine üreteni olan..) DEĞERLİ ZEVCEM “MELÂHAT AKYIL“DAN..
- 2 Evlâdımızdan [ (1972 Almanya BREMEN -Nort doğ. MEHMET MURAT) , (1982 BURSA doğ. MUZAFFER ALİ ) ismindeki ] ..oluşan ailemin bu üyelerinden.. ( bilhassa konuda hâlef-selef olduğum ; Muzaffer Ali’den )
- ..Ve en mühim mi olarak da; İlâhî izni , tevfîk-i yardımları; ULÛ ALLAH’IMDAN(cc) dilenip, nâsiplenerek..
- Ayrıca da bu uğurda ömrüme endeksli bilgi + tecrübe + araştırış + birikim hâsılalarını der-dest ederek fotokopi sayfalı oluşturduğum prototip kitabımı çalışmalarda standardisyon amaçlı rehber kullanmamla..
..NOT: Bahis mevzuu kitabımı; devâmlı güncelleştirirerek baskıya hazır bekletmekteyim. Bu kitaba şöyle bir yüzeyinden tetkik edipte değerlendirenlerin sözüyle: “-EMSÂLİ OLMAYAN ilgili HAMÂSÎ GÖSTERİLERİ İÇİN REHBERLİK VE Kİ MUTFAĞI SAYILIR… Ve de bu kitabın bir bölümü dahi, akademik kariyer icâbı ünvân sağlatabilir… “ denilen ve yaklaşık 15 yıldır da baskıya hazır olup “dipten emekli durumumla bastırmamın mümkünsüzlüğünden” böylesi duyurularla; nesillere yönelik / Çünkü: bu uğraşlarla ilgili: ne malzemesi, ne dükkânı, ne satanı, ne ustası, ne bileni, ne öğreteni, ve ne de nesiller boyu kalıcılığını sağlayabilecek kitab(lar)ı olmayacağı hâllerde (..zâhir biz çok sıkıntılar çektikti …) bu 3 konu(m)ları zapt-ı kayd-ı rapt ederek gelenevî uygulamaları yaşatmak gibi çok anlamlı ve faydalı işlevi sağlamak amaçlı yayımlayacak millî-mânevî duygulu, duyarlılıklı hayırsever(ler)i, bekleyen..} ( 3 kitap bir arada , cep boyutlu 600 sf. başlık ve alt başlıkları adıyla }
“TÜRKLÜĞE MAYA: Hamâsî gösteriler; 1/3 mehter , 2/3 Kılıç-Kalkan , 3/3 Atlı-Cirit , .. + REPERTUR eki.. “
Şiâren; “MEFKÛRE / MİSYON ADAMI “ olarak, yurt içi-dışı her’yerde ‘müsâitsem’ HİZMETE AMÂDEYİM !
ACEP KOLAY MI !?!..
HAMÂSÎ KONU(M)LARI yaşatıp-nesiller intikâli amaçlı, nâcizâne de olsa elimden geldiğince nice maddî - mânevî “zar-zor koşullar yanısıra, kış soğuğu, yaz sıcağı, uzak demeden tâtil bilmeden zaman-zaman ağır moral ve huzur bozucu nice yıpratılmaları “kişiselleştirmekten arındırıp” misyon adamlığı “mehterci dede” sıfatı ve insan üstü sabrı ve tahammül gücüyle göğüsleyip “takıma yansıtmamağa gâyretle” sıkıntıları aş(tır)arak hizmet verdiğim o toplulukların devâmı için yapıcı + toparlayıcı söylem-eylem ifâ(de) edişlerle, aslâ yılmaksızın, ümitle çalış(tır)ıp - yetiştirip - yöneterek;
NİCE DÛALI OCAKLAR TEESSÜSÜ VE SÜR’DEVÂMI GÂYRETİYLE G Ö N Ü L L Ü
“HAMÂSÎ KONU(M)LAR SANCAKTARLIĞI”NI ŞİÂR EDİNMİŞ BİR KİŞİ OLARAK Elhâmdûlilâh! YÜCE ALLAH’IMIN(cc) SAĞLADIĞI LÜTÛFLARLA HİZMETTE VAR OLDUM, ..ömrüm, sıhhâtim oldukça da.. VAR OLMAYI SÜRDÜRECEĞİM… ( İnşâallah!)
İŞTİGÂLİMİZE DÂİR, EN SON ÇALIŞMALARIMIZDAN BİR KESİT SUNALIM:
Bu satırları yazdığım süreç öncesi: takrîbi 1,5 yıldır BURSA’ya 55 km. mesafedeki döneminin “OSMANLI İLK PAYİTAHTI olmasından târihî ilçe sebebiyle YENİŞEHİR’de 2 nci ikâmetimi edinerek, kurmam istenilen; “Yenişehir Belediyesi OSMANLI MEHTERİ” kuruculuğumu ifâ etmiştim.
Bu satırları yazdığım süreçte: ( ..Başka hizmetlere kapılanmadan tez haber alıpta dâvet edildiğim ” Kuruluş ve Kurtuluş diyârı” BİLECİK ilimiz Belediye Bşk.ı sn. SELİM YAĞCI bey ve koordinatör sn. Cengiz ÇELİK bey ile vâki görüşme sonuucu ; BABA-OĞUL görevi paylaşımını şöyle yaparak, üstlendik:
- OĞLUM Muzaffer Ali’nin; solfej , zurna , trompet , ritm öğretim ve eğitim hocalığı ve eserlerin transpozesi ..
- Benim’se mehter lâzımelerinin gelenevî özelliklere-objelere uygun yapımı, yaptırımı, tedâriki ile, takımı gelenevî koreografik, düzen, tavır, disipline içinde yetiştirmek, ritm sazları, cevgânileri / meşkcileri, eserlerin uyarınca eğitip-öğretmek, mehter bilgileri ile donatmak, mehterhâneyi tam tekmîl oluşturup kurmak, yönetim ve yönetmelik konu(m)larını düzenleyip uyarlatmak, profesyonelce gösterilere gidip görev ifâ etmeyi yeterince tatbikiyle uygulamak + uygulatmak..
- Sevgili eşim Melâhat AKYIL ise; kıyâfetlerin otantizm yönü ile ve ki, zırhlı giysinin giyenlere uyarla(n)ması..
..İŞLEVLERİ SORUMLULUĞUYLA ( 1 Temmuz 2007′den, 1 Temmuz 2008 târihleri arası ) 1 yılllığına; 35 kadar “rekorluk” eser repetuar üretimi ile hizmetimizi ifâ ettik. Nasıl mı !?!…
HER HAFTA SONU, BABA OĞUL (eşlerimizle) BİRLİKTE, “BİLECİK-BURSA” arasında MİSYONELLİK UĞRUNA mekik dokumakta varmış… Eee, ne yapalım; “MİSYON ADAMI” olmanın gerekirliliği; bu târz yaşantının türlü zorluğuna,
sorunlarına katlanabilmek gerekiyorsa, biz de katlanıyoruz işte….
(..Ayrıca bu geleneklerimizi yaşatabilmek için; , para-pul maddî çıkardan da önemli olarak, bu işleri SEVEREK + BENİMSEYEREK yapması da gerekiyor…)
..ÜSTTE, BABA-OĞUL: Görev işlev, uğraş, konu(m)larımızı belirtirken, böylesi bir girişimde bulunanlar için; nelere gereksinim duyulacağının da TİYO’sunun algılanılmasını istediğimdendir ki, DETAYLI izâhladım; yoksa, İŞTİGÂLİMİZİ A B A R T I L I ANLATMAK İÇİN DEĞİL…
BU (mehter ve kılıç-kalkan) hocalığına soyunanlar; “işinin erbâbı + misyonelliği” OLGUSUNU, BÖYLE BİLELER!…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
BİLİNMESİNİ İSTEDİĞİM ŞU HUSUSA DA MUTLÂK DEĞİNMELİYİM:
İNT.(internet) portallarındaki söylemlere göre; BÜYÜK HARFİ İLE YAZMAK “BAĞIRMAK” anlamına gelirmiş… Peki ama; “MAKAM - MERCÎİ -SOYADI” büyük harfle yazılması saygınlıktan bilinir… Ayrıca; küçük harf okumak zorluğuna karşın büyük harf okunuş kolaylığı da bilindiğine göre, bendeniz, genelde ‘YAPICI ANLAŞILMASI DİLEĞİMLE’ yazılarımı çoğu kez “vurgu anlamında” büyük harflerle, ( bâzen de altını çizmek = daha da güçlü vurgu yapmak amaçlı) yazarsam; amman hâ! HAKÂRETMİZKÂR SAYILMASIN…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
..BİR DE: tâ! 35 yaşımdan beri ” MEHTERCİ DEDE ” diye câmia da tanınmaktayım. Hâni, adımı hatırda tutmak zor ise; ve ki, adımın ünlenmesinden ( ÜN=ŞEYTÂNÎ ‘dir bilinir…) çekindiğimdendir ki, adım yerine ANONİM bir çağrı olarak; “İSM-İ TÂLTİF”i yeğledim… “MEHTERCİ DEDE” kimliğimin neden ve nerden kaynaklandığını, sn. okurlarımızda merâk oluşabilir düşüncesiyle üstte bahsettiğim kitabımdan (sf. 13) ALINTI yaparaktan; ” H A K K I M D A “ Tanışma - bilişme ilintili bu âidi BİYOGRAFİK KESİTİMİZİ tamamlamaya çalışalım:
HAYATTAYKEN MEDHÎYE ; ÖLÜNDÜĞÜNDE MERSÎYE niyetiyle; ANILMANIN CEVÂPLARI, ŞUNLAR MI OLA Kİ “MEHTERCİ DEDE” .. denile:
- Hamâsî bilgiler ~ uğraşlar ~ başvurular kaynağı olmak sebebinden mi ?
- Mâddîyâtı önemsemeyip, mânevî konulardaki yoğun çabalarımızdan mı ?
- Yoksa, çocukların gösteri giysili iken yaşlı görüntümüze yakıştırmasından mı ?
- Olabilir ki: 17 Bin çelik halkacığı 3 defâ ellen “tesbîhlerle ve Selâvatlarla”
‘Sancak Muhâfızı Zırhlı Giysileri’ni üretirken donanımını, kisvelerini, ..sabır
çile , tevekkül, vb. hâlet-i rûhiye ile.. yaparken, NE HİSSETTİKLERİ mi ?…
- Uğrâş olarak; “Lûtfu Kerem’in tâkdîriyle” bu işleri, nâsiplendiğimden mi ?
- ..Dolayısiyledir ki; RİYÂSIZCA “mehterler hepimizindir” savımdan mı ?
- Adetâ, yâd ellerde mehterlerle yatıp-kalkan şiâr-ı hayat tarzımdan mı ?
- Bu uğurda ân-mekân-imkân ..ın son sınırlarındaki nöbetlerimden mi ?
- ..Ve nice-nice değişik mehterde rekora giden hizmetlerimden mi ?…
- Göcdükten kerrî iz bırakabilecek yâdigârların mümkünâtından mı ?…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- Ş i i r’sel duyarlılıkla; “MEHTERCİ DEDE”
Hepsi bir yana! “dede” lakâbı bir yana;
Dostlar! “Dede” çağrısına kulağım öyle oluverdi ki âşinâ!
O kulak neler duydu neler; oysa kulak aynı kulak?..
Düşündüm ki, illâ da; «dede» olunmaz ya:
Dergâhlarda poşnit, vb. olarak…
Veyâ “torun sâhibi” olmakla…
Yâ da “elde baston”la yaşlanarak…
Yoksunsam: «Torundan» «Bastondan» «Posttan» yana;
Bu demek değildir ki: DEDE olunmaz ha!
Ya lûtf’ ederse; “Dede”liği, Hakk’ teâlâ ?..- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
İ ş t e: Ü M İ T ve U M U R
ASL’OLAN ÜNVÂNDA;
Kul tâkdîriyle olanı değil,
‘HAKK Katı’ndan olanıdır…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
EMELİN ADRESİ, şu İlâhî vaad değil mi ki:
“GÂYRET KULDAN’SA”
TEVFÎK ALLAH’DANDIR!
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Efendim, sizlere.. Ve de, nâsip olursa nesillerimize de.. Faydalı olabildiysem; “mefkûre / misyon adamlığı”nı şiâr edinmemin kıvancını paylaşmış olacağım.
En derûnî muhabbetlerimle. m.dd.
BİLGİ: “mehterci dede” kaynakça verilmesiyle, dileyenler-dilediğince alıntı yapabilir. Bağlantı / LİNK yapabilir.
SORULARINIZI - YORUMLARINIZI BEKLİYORUM, ALLAH’A (cc) EMÂNET OLUNUZ, DÛALARIMIZ BİRBİRİMİZİN ÜZERİNE OLSUN.
İLETİŞİM İÇİN:
e. posta / MSN: mdd16tr@gmail.com
GOOGLE: mehterci dede
www.mehtercidede.com
Tlf. o532 557 87 06
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
N O T : Altta devâmî mesajlar, ilk fırsatta “ZİYARETÇİLER” bölümüne nakledilecektir.
not: - Alttaki isteği, üstte adreslerimi duyurarak, ayrıca İZNİK’e gidip, sn. Md.ümüzü şahsen adresinde nezâket ziyâretinde bulunarak faydalı olmaya çalıştım.
- Yine alttaki 2. temennilere can kurban, amma mâalesef yoğun taleplere yetişerek faydalı olabilmek, ve fırsat buldukça bu portalı sürdürmek göründüğü gibi kolay değil… Ayrıca BLOG portal yazmadaki en müşkülâtım acemiliğimizden emeklerle oluşturduğum bilgi yoğun sayfaları , yanlışlıkla silmemden, oluşan ve olası oluşacak aksamalardır…. Her konu(m)dan sizlerden özür dilerken, sizlerde lütfen bu portalı sabırla tâkibini sürdürünüz ve tavsiye ediiniz. YÜCE ALLAH’ımızın(cc( izniyle, iddiâsız, yalın, ama konusuna en sâhip AS portal olmak yolundaki kararlılığı olan çalışmaları bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Derûnî muhabbetlerimle efendim.



0505 6873188 i arayın.İsmet ERTÜRK İznik Selçuk İlköğretim Okulu Müdürü
Okulda mehter takımı kurduk.Yardımcı olacak birine ihtiyacımız var.Sitenizde telefon vermemişsiniz.7574517 ev 7575711 okul
Yorum yapan ismeterturk — 14 Temmuz 2007 @ 14:15
osmanlı torunları için böyle bir site hayırlı olsun.
Bu engin bılgılerı bizlerle paylaştığı için mehterçi dedemize teşşekkürler.
Yorum yapan yel orhan — 23 Şubat 2008 @ 22:39
Bilecik mehteri arkadaşları olarak, “mehterci dede” sitesi için, sürekli istekte bulunmuştuk.
Hocamız, geç de olsa, ve de ne düşündüyse, sitesini oğluna kurdurarak bilgilerini sanal iletişim aracalığıyla hizmete başlayabilmiştir. Siteyi kuran oğlu: müzik ve solfej bilgileri ile, trompet, zurna, ritm derslerimizi veren MUZAFFER ALİ AKYIL hocamız olarak bize de yabancı değildir.
(Kendisi aynı zamanda büyük bir firmanın BİLGİ İŞLEM SORUMLUSUDUR, ve de buradan kendisine takım arkadaşlarımız olarak derin sevgi saygımızı da sunmuş olalım)
Şimdi biz, hocamızdan sözel öğrendiklerimizi, sitesine girenler, yazılı olarak öğrenmekteler…
Ama, bizler yine şanslıyız; çünkü, yazılı öğretileri, kendisiyle dersler sırasında gerektikçe uygulamalı olarak öğrenmekteyiz.
Hocamızı anlatmamıza gerek yoktur sanırız. Kimmiş - nasılmış ve ne kariyerde imiş sorularına yanıtlarını, sitesini ziyâret edenler kendi kişisel değerlendirmelerini yaparlar.
Hocamız, Yenişehir’de 1,5 yıl kadar yerleşik halde, ”Osmanlı mehteri” adlı o ilçe belediyesi Başkanı sn. Bülend CİNGİL’in daveti üzerine mehteri kurup, çalışır duruma getirmesinin sonrası, Edremit tarafında çağrıldığı yere gitmeyip, bizleri yeğlemişmiş. BİLECİK’liler adına takım arkadaşlarımız adına çok memnunuz. Yine demesine göre, ilimize bağlı KÜRE beldesi “DURSUN FÂKİH mehteri”ne de ( sn. Mehmet Demir 1994 yılı döneminde) hizmet vermiş, Söğüt belediyesi başkanı sn. Osman Güneş 1997 yılı zamanında da, belediye çalışanlarından oluşan “SÖĞÜT kılıç-kalkan takımı”nı da kuranıymış…
Yine, demesine göre; bu toprakların ERTUĞRUL’UN OCAĞI, OSMAN’IN BEŞİĞİ-KURUCU-KURTULUŞ diyârları oluşu ve de ALPLERİNİN, ALP’ERENLERİNİN etkisinden olacak ki, hizmetlerinin en anlamlılarını bu beldelerde vermiş ve devamını da BİLECİK “Mehteran-ı Şeyh Edebali takımı” kurulması hizmetini sürdürmekte olmasıymış.
Hocamızın yine çok anlamlı bir hizmeti de, Almanya Bielefeld şehrinde “FATİH mehteri“ni 8 ay süresince orada kalarak profesyonelce kurması imiş. Aynı mehterin amatörce evveliyatı LEMGO’daki olanına da ve de “BERLİN Mehteri”ne de Türkiye’den katkısı ile hizmet etmiş. (Yenişehir Osmanlı Mehteri Ziyâretçi Defteri’ne Berlin Mehteri kurucusu sn. İsmet YEİÇ‘in hocanın gönderdiği mesajdan da ‘mesaj silinmediyse’ öğrenilebilinir. - Ancak, sn. İ.YEİÇ o mesajda; hocamıza, saygı selamlarını iletince, mukabelede bulunmak için Berlin Mehteri sitesine girmek ister, giremez… Giremeyince de, Yenişehir Mehteri mesaj kutusu aracılığı ile mesajıını gönderir, mesaj yayındayken daha sonra silindiğini farkettiğimizden, belki İ. YEİÇ hocanınkini de silmiş olabilirler…)
Hocamızın bunca hizmetleri inşallah kalıcı olur. Tabii, kalıcı olması için de ne fedakarlıklarla yapılan birlikteki hizmetlerin gelecektekilerin değerli bulup sâhip çıkarak bu hizmetleri sürdürmeleridir. Yoksa ne hocalarımızın ve de ne de bizler kurucu takım arkadaş ve ağabeylerimizin yapacağı birşey olamaz. Onun için de, bu mesajımızı, siteyi vesile ederek; hem hocalarımızın hakkı için, hem de mehterimizin geleceği ve Bilecik önemi için, gelecektekileri, şimdiki bu ilk takımın kadrosunu oluşturanlar olarak, bu ciddi uyarıyı yapmayı görev biliyor, gelecektekileri de sorumlu sayıyoruz… Bilgisiyle, katkılarıyla, hizmetleri
hakkındaki yukarıda belirtiğimiz zaman-zaman anlattıklarıyla, hocamızla gurur duyuyoruz.
Bu mesajı takım arkadaşlar adına bir grup oluşturarak hazırladık; İnşallah iyi mesaj olmuştur.
“ http://www.mehtercidede.com ” sitesini, hocamızın yavaş sürdürmesine rağmen İnşallah benzerlerinden ayrıcalıklı hâliyle uzun ömürlü olur dileklerimizle.
Herkese saygılarımızla ve selamlarımızla.
Baba oğul hocalarımızın, “Bilecik Belediyesi, Mehteran-ı Şeyh Edebali Takımı” öğrencileri adına..
Yorum yapan ibrahim (ZURNAZEN) — 6 Nisan 2008 @ 18:43
Ben BİLECİK BELEDİYESİ MEHTERHAN-I ŞEYH EDEBALI takımının zuracısıyım. Saygı değer hocamızın bizim kurulmamızda her türlü yardımı yaptığı için ondan Allah Razı Olsun diyorum…
BİLGİ: Bu mesaj, adım kullanılarak öncesi yazdığımız grupca uzun mesajdan ayrı olarak bana ait olandır.
Yorum yapan ibrahim (Zurnazen) — 11 Mayıs 2008 @ 9:30
ALMANYA Bielefeld /FÂTİH MEHTERİ’ni kurarken ki, İLK mehtercilerden; Kâmil EŞSİZ ve de
Oğuz Kağan öğrencilerinizden, MERHABA!
Hocam, öncelikle şahsınıza da, aile efradınıza da hürmetlerimizi ve sevgilerimizi sunarak,
ALLAH (c.c)den sıhhat ve afiyette olmanızı diliyoruz. Bu günün anlamına binaen, ANNELERİMİZİN DE ellerinden öpüyoruz.
Üstadımızın ifadesi, “-Kadın yükselmezse milletçe alçalınılır. VATAN; onlarsız ne ANA Vatan sayılır, ne de onlarsız oluşturulamaz aslâ irfan. Hani o her başımız ağrımasında koşup kucağına sığındığımız ANA… Boşuna dememişler; “Ana gibi yâr, vatan gibi diyâr olmaz!” diye…
ANALARIMIZIN yaradılışına izin veren Rabb’imize(c.c.) ne kadar hamd etsekte kâfi gelmez diye düşünüyorum… Duam; kaybettiklerimize gani gani rahmet, hayatta olanlara da hayırlı ömürler…
HOCAM; özlemlerimiz, sevgilerimiz, saygılarımız hepimizden, hepinize.
Kurduğun MEHTERLER; mayaladığın kültür aşkı, sonsuza dek yaşasın!
ESERİNİN (Batı Avrupa da) mirasçısıyız, besleneceğiz-besleyeceğiz… YA ALLAH-BISMILLAH!
Yorum yapan KAMIL ESSIZ — 11 Mayıs 2008 @ 12:33
hocam siteniz çok güzel olmuş çok beğendim benbilecik belediyesi mehter takımından ismail
Yorum yapan ismail — 19 Mayıs 2008 @ 9:17
EMİR-İ ALEM
Ben Yenişehir Belediyesi Osmanlı Mehteri Emir-i Alemi Nevzat Köse.
Çocukluğumdan beri mehtere olan sevgim ve saygım sonsuzdu. Söğüt’ün Kepen Köyünden olmam sebebiyle, her yıl Söğüt Ertuğrul Gaziyi Anma ve Yörük Şenliklerinde Mehter takımını seyreder ve böyle bir takımda görev almanın özlemi içindeydim. Görev yaptığım yerde mehter takımı kurulması ile ilk çalışmalara katılanlardan oldum. Bize mehter konusunda ilk bilgileri ve çalışmaları öğreten mehterci dede lakabıyla Münür AKYIL olmuştur.10 gün gibi kısa bir sürede bizleri yetiştirerek milli bayrama çıkarmıştır. Kendisi ,kendisine verilen mehterci dede lakabıyla özdeşmiş bir kişidir. Yukarıda söyleneilen Küre Beldesi Dursun Fakıh mehterini de kurmuş ve çalıştırmıştır. Ben sözlerimi tamamlarken Münür Hocama uzun bir yaşam, daha nice yeni mehterler kurmasını ve memleketim olan Bilecik Mehterine de başarılar dilerim. Selam ve saygılar…………
Yorum yapan NEVZAT KÖSE — 1 Haziran 2008 @ 11:52
Yorumlara cevâp verilmemesi gerekirken; “İstisnâi olarak” CEVÂPTIR:
Üstte, sn. Nevzat KÖSE bey kardeşimin sitayişkâr değerlendirmeleri için adıma, ve dahi şu an mensûb-u çalıştırıcısı olduğum “Bilecik Belediyesi Mehterân-Şeyh Edebâli” takımı adına iyi temennilerini kabûl ederken, bil’mukabele kendisi için, ve dahi kurulmasında nâsiplendiğim “Yenişehir Belediyesi Osmanlı Mehteri” için, ben de, başarılar diliyorum. (M.dd.)
Yorum yapan mdd — 9 Haziran 2008 @ 17:56
Ben, BİLECİK BELEDİYESİ MEHTERHAN-I ŞEYH EDEBALI takımının zurnacısıyım. Daha önce yaptığım yorumumun dışında, kurulmamızda sayın Münür hocamızın yardımı kadar, oğlu Muzaffer Ali Akyıl hocamızın da bizlere solfej öğretip, zurna, trompet eğitim derslerini vererek, bileğimize yararlı bir altın bilezik takmamızı sağladığı için, sayın Muzaffer Ali AKYIL hocamıza da teşekkür etmeyi borç bilir, kendisine hayatta başarılar dilerim.
Yorum yapan ibrahim(Zurnazen) — 16 Haziran 2008 @ 18:29
Ben BİLECİK BELEDİYESİ MEHTERHAN-I ŞEYH EDEBALI takımının zilzeniyim. Sayın Münir AKYIL hocamızın kurulmamızda her türlü yardımı bizden esirgemediği için ve oğlu müzisyen Muzaffer Ali Akyıl hocamızın da bizlere müzik bilimi hakkında her türlü yardım ettiği için çok teşekkür eder ellerinden öperim. Siteniz çok güzel olmuş. (M.DD_Asistanı)
Faruk ÇONGUR
Yorum yapan FARUK — 21 Haziran 2008 @ 18:23
Ben, Bilecik mehteri sancak takımı hücum tuğcusu Önder Odabaşı, hocamız Münir Akyıl’a oğlu, Muzaffer Akyıl’a ve tüm ailesine, Mehteran-i Şeyh Edebali takımının kurulmasında yaptıkları yardımlardan dolayı sonsuz şükranlarımı sunuyorum. O bizim; abimiz, arkadaşımız, hocamız ve Allah rızası için sevdiğimiz bir dostumuz…
Hocam, Bilecik’te her zaman açık birçok kapınız var, her zaman bekleriz.
BİLMEYİ BİLMEDEN BİLDİM DİYEREK
BOŞLUĞU DOLDURDUM DOLU BİR BOŞLA
ÇIRPINIRKEN BEN DENİLEN TUZAKTA
BEN BANA SAPLANMIŞ OKMUŞUM MEĞER
Yorum yapan Önder Odabaşı-Bilecik — 25 Haziran 2008 @ 13:19
M.dd’en, sn. M.ERER’e cevâptır:
Yönelttiğiniz sorulara, “misyon/mefkûre adamı olarak” cevap vermem şiârdandır; zâten, bu sitenin ivmesinde ataleti yenmesi, ve dahi bilgi verilerinin yoğunlaşması, böylesi yöneltilen sorulara cevap vermek zorunluluğu ile kâimdir… Sitenin belirli cümlelerinde de bununla ilgili vurgu yapılmıştı, ve ki İLK KEZ tarafınızdan bu vurguyla ilintili SORU sormanızdan mütevellit size müteşekkirim.
Değerli okurlarıma tekrâr hatırlatmış olayım: Beni ne kadar çok konuşturursanız; o kadar çok memnun olurum ve de bilgilendiriş görevimi ifâ(de) etmiş olurum. Yalnız siz sn. okurlarımdan önemle istirhâmım; makalelerim dâhilindeki bilgiler okunmadan âidi soruları sormamalarıdır… Zaman kaybı; telâfi edilemeyen en başat müsrifliklerdendir, bilirsiniz…
Fırsat ve kısmet olursa, bu sitenin formatında şu değişiklikler ile daha faydalı hizmet için düzenlemeleri yap(tır)acağım:
a) Numaratik başlıklı konulara dönüştürerek, sorulan sorularla ilgili bilgiler için (bkz. … no’lu bilgiye) yönlendirmeli metodu yeğleyeceğim.
b) Faal olan mehterlerimizin müştereken yararlanacağı, onlara dâir aktivite programları ile ilgili DUYURULARINI (Bkz. şu an Mehterân-ı Şeyh Edebâli1-BİLECİK takımı ile ilgili yaptığım DUYURU benzerî gibisinin, tüm mehterleriimizin de direkt bu “MEHTERCİ DEDE” sitemdeki “MEHTER AKTİİVİTELERİ DUYURULAR PLATFORM’U” form’unu ‘şifresiz diledikleri an’ AY..AY kendi mehter gösterilerini afişe etmeleri amaçlı bir programı, bu blog’u hazırlayan mehterlerde (solfej, zurna, trompet) hocalık görevini sürdüren (oğlum) Muzaffer Ali AKYIL’ın hazırladığı çalışmayı biitirir-bitirmez, hizmete sunacağız.
..Böylece, “-Hangi mehter, hangi târihte, nere de, ne tür gâye ile görevi var !?! ” gibi, her mehterin kendi portalında yaptığı AKTİVİTE TAKVİMİ hk.da bilgileri, TÜM MEHTERLERE DÂİR OLANINI sitemizden
(tabii mehter sorumluları DUYURU iletilerini gönderdikleri önem ve ölçüde) halkımıza duyurmanın imkânını “İLK SAĞLAYANI” olacağız.
Bu açıklamalar akabinde sorularınızın cevâbına gelelim:
CEVÂP 1.) Üstte açıklamalar sırasında cevaplandırılmıştır. Yâni, sn. okuyuucularım ne çok soru yöneltirseler; mutâd makalelerimin hâricinde, yazılarımı “fırsat buldukça” , “cevap vermek sorumluluğu” nedeniyle sitemiz hareket kazanacaktır.
CEVÂP 2.) Bu SAPLILAR tutuş târzı; amaç ve mantık uygunluğu bakımından ilgililere GERÇEK ile KOMİK hâl uygulayışın DOĞRUSU hk.da kararlılığı belirler. Şunu unutmayalım: Mehterlerimizin çektiği sıkıntılardan; örn. eleman azlığı, enstrüman yetersizliği, kıyâfet ve pusat yenilenmesi, disiplin oluşturamama, notist icrâacı bulamama, kadro kayırıcılığı, maddi kaynak, mekân, vasıta imkânı, ekipmanlar, ila, sorunların yaşanmadığı “Askerî Müze Mehterân Bölüğü”‘müz dahi, sanılmasın ki, her türlü imkânlara hâiz iken 4/4′lüktür, hatâsızdır… İşte, sorduğunuz soru, tam da en belirgin ve de k o m i k h â l arzeden görüntüyü, hem medâr-ı iftihârımız, hem de protokol mehterimiz olarak mâalesef şu hatâları onlar da ısrârla sürdürmedeler… Tabii ki, referans alındığı gerekçesiyle de diğer sivil mehterlerimiz de aynı komik duruma düşmedeler…
Askeri Müze Mehter Bölüğü’müzdeki şu aşağıda saydığım hususlar sn. ilgililerce tekrâr bir gözden geçirilerek “kaynaklardan irdelenerek” gereğinin yapılmasını, “kendi adıma değil” geleneklerimizin, mantığın, komik ve alay mevzuuna duçârlıktan çıkarılması adına istirhâmdır:
Koreografik kurgularda olsun, temsîli yansıtmalarda olsun; ASLIN, ESASIN YANSITILMASI amaç ise; o hâlde sormazlar mı !?!
“- Pusattaki kabze(ler) sağ tarafı yatık olunca, ve ki, sağ el ile de sancak, tuğ saplarını tutan kişi, icâp ettiğinde, boş SOL eliyle nasıl silahını çekecek, (çekebilecek mi?), savaşçı genel de sağ’laktır, solak nâdirdir, sap engel olsa bile, nasıl silahını kullanabilecek !?!…
..Aynı şekilde; KALKAN sırta niçin asılır !?… Zırhlı muhafız(lar) aynı zamanda sancak muhafızı görevlisi olarak YAKIN MUHAFIZ sayıldığından, dâimi teyakkuz hâl ve konumunda olmak zorunluluğundan, kılıçta olduğu gibi, KALKAN’da sırtta değil, elde tutulmalıdır. Kılıç ve kalkanın elde tutuş târzları için kılıç-kalkan ekiplerinin çok daha gerçekçi ve vâkurâne koreografiklerinden esinlenebilinir… Yâni, kalkan sırtta aksesuar mıdır ki !?!…
..V e de Sancak Bölümü kıyâfetleri ile mehterân bölümü şalvar paça ve ağ oluşumu niye farklı ki ?…
Nakışlı dar paça pantolonvâri şalvarlı o kıyâfetlinin başında börk yerine İspanyol şapkası ve belinde de altı-patları hâyalen ekleyiniz, nasıl yorumlanır… Oysa, sancak bölümü şalvarları da, mehterân bölümü gibi bol paça-ağ olsa yine nakışlı yapılsa daha gerçekçi olur.
Yine geleneklerimizde var mıdır, ortaçağ şovelyeleri gibi sapları yanda dimdik tutmak.. Oysa, hem geleneğimizde, ve hem de hâlen okul ve ordumuzun merasim bayrakları tutulduğu târz olan sapları ORTA’da niye tut(tur)muyorlar… UNUTMAYALALIM Kİ; neye benz(etil)iyorsanız o aslını çağrıştırana giderekten dönüşürsünüz… Böyle-böyle de, nice değerler erozyona uğrayıverir…
Yine UNUTMAYALIM Kİ: Folklörik ve otantik kalıtımlar, gelenevî orijinalliğinden ne kadar az zarara uğrarsa, o derece kıymetlidir, gerçekçidir, millî-mânevî değerlerini ileticidir…
Sulandırmaya-yozlaştırmaya gelmeyen en önemli değerlerimizi; devlet, vb. erk gücüyle bile bilinçsizce, gâfletle, ard niyetle her hâl-u kârda yapıla gelesi hatâlar, tez telâfi edilmelidir; edilmediğince de, işte soruyu soran sn. M. ERER gibileri ve de mehtere uygulayanları doğruyu bulmada “referans almada” yanlışları, doğruları ayırt edemezler. VE:
“YANLIŞLARIN DOĞRU BİLİNDİĞİ KONU(M)LAR DA, DOĞRULAR, YANLIŞ BİLİNİR” kuralı işler, böylesine hatâları da yerleşmiş teâmüller addedilip, gerekince DEVLET GÜCÜYLE bile, düzeltilemez olunur..
Sorunuzun cevâbını mantığın bastığı ve gerçekçilikle ve de ecdât uygulayışı gelenevî uygulamalara dayandırarak doğrusu şudur:
SAPLAR (cevgânilerde de omuzda yürürlerken) SOL EL ile tutulur.
SAPLAR, selâmlı yürüyüş ve nevbet/konser sürecinde askı tokasındadır.
Alçak tavani vb. engeller olmadıkça sap dibi konserde yere konmaz!
Kalkan sırtta değil, sol elde tutulmalıdır.
Mehterbaşı; her eser icrâa başı, “kabak tadı veren-alay ettirici”
“-HAS DUR!” emri veremez. Çünkü, bu komut askerî komut olup, sâdece Emir-i Âlem/Çorbacıbaşı’nın komutudur. Hıyararşi’ye uyulur.
Mehterbaşı, yine her eser sonu: “-RAHAT!” komutu vermez. âsayı karar durumundan indirir-indirmez sol avcuna vurması “Rahat!” işmârı olarak takımca algılanılır-uyarlanılır… Eser başlatışı için ise: eser sâhibini, eser adını anonslamayı tâkiben; asâsını karara kaldıırır; “-YA ALLAH!” nidâsıyla indirip , baston sapı misâli göbeği hizâsında yukarı çevirir, durmaksızın tam baston sapı oluşan kısacık mesafeyi tekrâr gerisin-geriye indiriş sürecinde esere girilir. Bundan amaç, asânın, KARAR tutuşundan aşağıya iniş sürecinin hangi aşamasında, asânın iniş hızı, tereddütleri en aza indirerek, en kısa zamanda, o en kısacık bastın kıvrığı mesafeyi aşağı gerisin-geriye indirirken, saz-söz başlatımı daha iyi - net - tez netice vermesindendir.
Emir-i Âlem’de “-Rahat!” vb. komutu vermemelidir. Çünkü, otantik bir söz olmadığından kulakları tırmalamakta ve de döneminde bu anlamda ve öylesi amaçla kullanılan bir söz tevatür nakli olmayışı, bize şu kanaatı dolayısıylada uygulamayı yeğlettirmiştir: Çalıştırdığım onlarca takımda “Yürüyüş Kolu”nda sazın ve sözün kesimi için bilindiği gibi Emir-i Âlem sancak bölümü içinden, Mehterbaşı’nın yanına kadar gelip, kılıcını yukarı KARAR konumunda kaldırır-az tutup kılıcını dik aşağı indirince; SES-SAZ “varsa yürüyüş ânı” ZINK! diye durur, işte o an akabinde tez davulzenbaşı: “dı-dı-dı-DÜM” = (3 seri çırpı ‘tek’ ile devâmen bir ‘DÜM’ vurması, RAHAT komutu işmârı sayılır, takımca RAHAT’a geçilir. Biz bu uygulayış tarzına “İŞMÂRLI-İMÂLI KOMUT” diyoruz. İşte mehterbaşı için de “rahat” komutu olarak üstte izâhını yaptığımız asâsını Karar Duruşu akabinde indirir-indirmez sol avucuna asâyı vururcasına tutması da bir tür işmârlı komuttur. Yâni, bir mârifetmiş(!) gibi otantik olmayan bir sözü dediğim gibi kulakları tırmalalayan, adetâ dalınması olası o güzel târihî esintilerden kişileri çimdiklercesine “rahat! nidâsıyla uyandırmanın, o güzel hazzın heder edilmesine, sn. mehterbaşıları, bilinçsiz diğer mehterbaşılara hem kötü örnek ve hem de seyircilerin haklı tepkilerine sebep olmamalılar…
Baknız, işmârlı komutu, örn. koreografik olarak, uzun saplıların; davulzenlerin peşpeşe 3+1 sıralı DÜM vurmaları ile birlikte SAP tavır ve hareketleri ile askı tokasına ya da omuza koyma seromonisi de böyledir… Bunları makalemsi bilgilerle sırası geldikçe izâhını yapacağız İnşâallah.
Bu sorulanlarla ilintisi az-çok var olan hatâlara da değinince cevap uzamış oldu. Bir de Bilecik mehteri ile Eskişehir görevimiz gereği cevap gecikti. Hoşgörünüze sığınarak, en derûni muhabbetlerimle.
Mehterci dede
Yorum yapan M.dd'en sn. M. ERER'e — 30 Haziran 2008 @ 16:14
ben mehterci dedeyi çok iyi tanıyorum kendisi çok iyi bir insan onu çok seviyorum…
Yorum yapan betül — 18 Temmuz 2008 @ 18:55
Esselamı Aleyküm verahmetullahi ve berekatü. BEN, ŞEYH EDEBALİ MEHTER TAKIMINDAN DAVULCU OSMAN DEMİR. HOCALARIMIZ MÜNİR AKYIL VE OĞLU MUZAFFER AKYILA ÇOK TEŞEKKÜR MİNNET BORCUMUZ VAR. Çünki:onlar bize hayatı görmeyi öğettiler ve gelenek ve göreneklerimize saygı duymayı öğrettiler onlara minnet borcumuz var. Bize müziği de öğreten Hocalarımın ellerinden öper, saygılarımı sunarım.
Yorum yapan OSMAN DEMİR "DAVULCU" — 24 Temmuz 2008 @ 14:29
Ben, BİLECİK BELEDİYESİ MEHTERHAN-I ŞEYH EDEBALI takımının Nakkarezen başı’yım Hocalarımız Mehterci dede lakabıyla bilinen Münir AKYIL ve oğlu Muzaffer AKYIL’a sonsuz tşkrlerimi ve minnetimi sunuyorum. Bizi 3 ay gibi kısa bir sürede takım hâline getirdiler, gece gündüz bizim için çabaladılar ve İnşallah şu anda onların çabalarını boşa çıkarmıyoruzdur. Hocam diyorum ama, bize gercekten bir baba gibi bir kardeş abi gibi hoş görülü ve sıcaktınız. Sizleri özledik, en kısa zamanda bekliyoruz.. Herşey için Allah razı olsun.
Yorum yapan Günay -BİLECİK — 30 Temmuz 2008 @ 19:42