Mehter|Mehterci Dede

15 Mayıs 2009

02a)

Kategori: b) MEHTER(hâne) Konuları — mdd @ 11:43
GÖN. PORTAL KİMLİĞİ (..Bkz. münekkid’in bu  “kültürfizik“  portalındaki “MEHTER” etiketine )
>> sağlam kafa sağlam vücutta bulunur <<
Mehter at home, Mehter on earth!

23.04.2009 | Yazan: ozan | Kategori: ahval ve şerait | Etiketler: 23 nisan, mehteran |

Hakimiyet-i Milliyemizin sene-i devriyesini idrak ettiğimiz bu mübarek günde, günün anlam ve önemini ancak idrak etmiş bulunuyorum. Sabah geçgeçinde Çocuk Mehter Takımı denen vakıayla beni tanıştırarak idrakimi kuvvetlendiren Show TV’ye de katkılarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Sayın Müdürüm, Saygıdeğer Büyüklerim, Değerli Veliler, Sevgili Arkadaşlarım buyrun şenliğimize:

[ M.DD’ DEN: YAZININ TAM BURASINDA,  ARAYA “ÇOCUK MEHTERLERİ” ÖRNEK RESİMLER KONMUŞ. ]

Sırasiyle Eyüp Belediyesi, Bielefeld, Bursa Yıldırım ya da Manisa Turgutlu. Bunlardan başka Özel Çağrı Koleji, Hollanda, Berlin, Ankara Yenimahalle Belediyesi ve -sıkı durun- Endonezyalıların çocuk mehteranları bulunuyormuş.

Siz de yavrunuzu keferenin üstüne yeniçeri olarak salmak isterseniz kostümünü satın alabilir ya da kiralayabilirsiniz.

Bunlar dışında adult mehteranlarımızın yaptığı etkinlikler için de bir de sünnet düğünlerinde çalmak bulunuyormuş ki hayretler içinde kaldım. Cumhuriyet ilan olundu diye artık her çükü kesinlen şehzade maşallah: 1, 2, 3

Böyleyken böyle efendim. Mehteranın işlevini ve tarihçesini bilenler bu yazıya ayrıca gülsün. Cuk oturduğunu düşündüğüm Sakallı Celal‘in bir sözüyle bitiriyorum:

“Tanzimat ilan ettik olmadı.
Meşrutiyet ilan ettik olmadı.
Cumhuriyet ilan ettik olmadı.
Biraz da ciddiyet ilan etsek?”

- - - - — - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - — m e s a j   s o n u - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

- - - - — - - - - - - - - - - - - - - m e s a j ı aynen aktardım; şimdi de sıra cevabında - - - - - - - - - - - tıklayınız: resmim - IMG000002

- - - -  m e s a j   bu kadarlıkla  yetinilerek(!) sonlanıp,  ‘E.Posta’ma gönderilmiş.  Bendeniz de şehîd-şühedâ, gâziyân diyârı ÇANAKKALE ilimizde MEHTER  kuruluş çalışmalarını sürdürmem dolayısıyla, bilgisayarımdan uzak kaldığımdan evime döndüğümde kontrolüm esnâsında farkettim.  Hâni gecikmemi de ard niyetli sanılmasın diye bu izâhta bulunarak, (..ve de, bu minvâl üzere portallarda, yazılı-görsel medyâ da benzerî olanlarını da..) cevâplayalım efendim:

..YAKINIŞLARIM.. konusuna “23 Nisan ..Egemenlik Bayramı”nda MEHTER hk.da EL’CEVÂP:

KÖKSÜZ; ne ağaç, ne millet olur!”

AĞAÇ KÖKÜ’nün mecâzen adı ırk ise, köke hayat veren can suyu DİL’dir. Dil o milletin iletişim bayrağıdır. Ama, öyle sanıyorum ki şu yazdığım sav’lık cüce makalemizin içeriği çok kelimeyi; eski dil diye öğrenmek yerine anlayamama özürlüğüne sığınıp, kolaycılığı yeğleyip; bilgilenmeyi de, bilgi dağarcığı yetisiyle de sürtüşmeyi göze alamayıp sıvışmayı yeğleyen yeni jenerasyonlar ne denli hatâlılıklar-eksiklikler ve dahi çocuklarına-torunlarına karşı ne kötü dil mirâsı

bıraktıklarını bilseler yâ… Dil, hele telâffuz önemliliğinden fâkir kalan nesiller; başka milletlerin giderek zenginleşen dillerinin yanında tabiî ki kabile lisanına dönüşür… Oysa, diller adetâ canlı varlıklar gibidir… Yâni, insan ömrünün çocukluk – şuurluluk süreci gençlik, olgunluk ve yaşlılık süreci evrelerini tamamlarken (ölüm dışında) diyebilir mi: “Ben bebek-çocuk olmadım eski dönemimi yaşamadım !?!..” Diller de böyledir; yâni, onu canlı kılan eski ve yeni katılanı ile gelişmeğe ne denli mütemâyil ise, o denli sağlamlaşır-kökleşir…
DİL’llerin önemini istinât ettirdiğimiz KÖK örneğindeki IRK ya da millet olma hasletlerin en başat ilkesi de kök(ler) mecâzıyla gidebildiğince eski târihlere yönelik uç vermesi evreleridir. Bundan da milletimizin târihinin TC. Devleti’nin kuruluşundan itibâren olmadığını, olamayacağını artık şartlandırılmış târih
bilgileriyle yetişen nesillerin kabuğunu kırarak, lütfedip, aslî târihlerinin neler olduğunun bilincine varmaları gerekmez mi !?!.. Münhâsıran da, MEHTERLER’in kökeninin Cumhuriyet karşıtı zihniyetin temsilcisi/sembolü olamayacağının, olmaması gerekirliliğinin, bilâkis, târihin en eski İLK müzik topluluğu olduğunu,
bu oluşumu-buluşu sağlayanlarında Orta Asya dönemlerinin TÜRK topluluklarından günümüze intikâl ettiği bilinmiyorsa-bilemiyorsa mensubu olduğu millettin o fertleri, işte
“..böyleyken, böyle efendim..” istihzâsının / alayının, kendi suratlarına ters tepen silah gibi çarpılır….  Târihi objelerini her millet sâhip çıkarken, bizde “tu kaka!” denen bir tufeyli gürûhların olması mâalesef esef verici acı yaramızdır… Yaraya tuz dökenlere mülâyim davranılır mı?  Müstehâk cevâbı kendinde o gücü bulan her ferdin vermesi gerekmelidir… Hâ! Bilmeyerek, yanıltılarak, “düzeltilerek” buna benzer yanlış kanaat ifâdeleri imtinâ edilebilir.
Şartlı târih ile yetişenlerden biriyim; ama, görüldüğü üzere kişi istemeye görmesin, at gözlüğü kullandırılmasına direnecek imkan-ortam-erdem-gelişim olgularını istese kendi ufkunu geliştirebilir şu devirde… Bir nesil yetişiyor ki, şartlanmış yakın târih sığlığından tatmin olmayarak kendilerini geliştiren türden… Yâni, ne denli baskı-dayatı-toplum mühendisliği olguları yapılsa da operasyon dikişleri tutmayıp-atıyooo…
“..böyleyken, böyle efendim..” istihzâsını tasvip edenler: Târihini, dilini, geleneğini öğren, sonra sataş!…

“sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” vecizeyi bile doğru seçemeyen, hattâ irdelendiğinde başlığımdaki vecizeyle eş anlamlılığa dahi indirgenebilirliğiyle kendisini çuvallatan, bir başka irdelenişle de özürlü engellilere hakâretmizkârane olabilecek (örn. Târihteki iki özürlü hasım: Topal Timur, Şaşı Yıldırım Bayezıd, ya da gelmiş geçmiş en alâ müzikolog-kompozitörü sağır(!) Beethoven, ilh. bu vecizeye(!) göre yeri neresi !?!..
Bu tür beyânlara; portallarda ve yazılı-görsel medyalarda kasıtlı ya da bilinçsizlikle yapılanlarına rastlamak olasıdır; aldırmayınız… Çünkü onlar halâ; mehterler için çarpıtarak-aşağılamak amacıyla her fırsatta söyledikleri: “iki ileri bir geri mehter gibi” lâfzını, ne nazarî de, ne pratik de, ne târihî–gelenevî manâ da
İDRÂK’likten, MÜDRÎK’liğe bir türlü aşama yapamadıklarındandır ki, o zihniyettekileri, mehterlerimiz sol sinyalini çakıp, yakıştırdıkları o hızla dahi, sollayıp geçmiştir, onlardır esâsında “iki ileri bir geri” giden!…   Nedeni: Yürüyüşün doğrusu; “..her üç adımda bir sağa, üç adımda bir sola.. selâmlaya -selâmlaya yürüdüklerinden” (Bkz. manâsı için bu sitemde aidi bölüme) adım farkı solllayış nedenidir de ondan…  Bâri, şimdi öğrenseler de câhilliklerini giderseler…

Bu portalımda açıklanmıştır; MİLLÎ BAYRAMLARDA MEHTER OLMA(MA)LI MI !?!  başlıklı makalem ile… Bütün millî-mânevî  etkinliklerde bilâkis yaş haddi  her konumdaki mehterlerin de, aynen folklör çeşitlemeleri  faaliyetleri gibi  bulunmaları doğaldır-görsel zenginliktir - târihî bilinçliliğin / bunun böyle olduğu mezkûr makalemi okuyunca daha iyi   İ D R Â K edilecektir    çocuk yaşa indirgenerek aşılanması  önemiyle  hem elzemdir, hem de târihi gelenevî  sorumluluktandır desem acaba İ D R Â K edişlikten, M Ü D R Î K  olmaya  geçemeyenlere duyurumum olarak sanırım  EL’CEVÂP ber’kemâl midir ?…

“Böyleyken böyle efendim” diyen muhâtabımıza, yaklaşık bir ifâde târzıyla “..böyle, böyle..”  yâni,   yitirilmiş nice  gelenevî değerlerimizin, tekrâr kazanımı  bakımından  hatırlata-hatırlata, alıştıra-alıştıra ‘MEHTER KÜLTÜRÜ‘nün nesillere şâmilen yaşatılması, bunun için’se, tâbiiki “FİDAN YAŞKEN EĞİLİR” ata sözü uyarınca, yarının büyükleri, şimdilerin küçüklerinin ADULT/ erişkin    evrelerinde kökleştirdiği değerleri ihmâl etmeden sürdürmesi için; SORUMLULUK + GIPTA + GURUR + okullarda “KÜLTÜREL KOL” faaliyeti türü + Çocuklar kategorisinde mllî-mânevî şuurlandırış aşısı.. ilâ.  öz duyarlılıklarla; mesaj sonu, o
“Sakallı Celâl”in 4′lükle hicvettiğini,  idrâklıktan, müdriklik’e  intikâlde bağnaz kalmış olanlardan ısrârlı  “redd-î  mirâs” saçmalığıyla hemhâl olan zihniyetlilere de  güzel bir söylemdir o…  Yâni: Millî + Mânevî + Meziyet (=3M) konu(m)larda (Buna toptan; “HAMÂSİYÂT” kavramı dendiğini bilenler bilir…) CİDDÎYET!

       ..Okuduğunuz: “MİLLΠ BAYRAMLARDA MEHTERLER OLM A(MA)LI MI !?!”  makalemizin “TAPULARI” bahislerini, “TABULARI”  taramasına tâbi tutan o mâlum zihniyetlilerin de   ADULT/ erişkin   kişileri bile, belli ki İ D R  K edip-edememek gibi  “Yerinde saymak”  hâllerine; BÖYLE İKEN, böyle efendim..demenin,  bir başka deyişi ile yâni bir tür eş anlamlı sayılan tâbir ile cevâp verelim: “ESKİ KÖYDE , YENİ ÂDET”  değildir,  m e h t e r l e r…    Sâdece, yitirilmiş değerlerimizin tekrâr kazanımı + gelenevî-kültürel-san’at ve kapsamında da görsel seyrânlık zenginliğinin (..örn. tıpkı metrûk-unutulmuş-harap hâldeki nice târihi yapı(t)larımızın resterasyonlar – her türlü iyileştirmeler sonucu gün yüzüne çıkarılması bab’ından..)  Millî + Mânevî + Meziyet = ( = 3M } HAMÂSİYÂT karekterize mâhiyeti; hem inkâr götürmeyecek kadar geçmişimizle özdeş, hem de milletlerarası  farklı-ilginç- en iftihâr edilesi aktivite faaliyetlerimizin başat  sayılanıdır…  Tabiidir ki, bizi biz “MİLLET” yapan objelerin en anlamlı-yorumlu-seyrânlık, böylesine emsâlsiz bir faaliyet kolunu, ard niyetlilerin bu saatten sonra ne kadar uğraşsalar artık, MEHTER(hâne) KÜLTÜRÜ’nü: Târihi vak’a târihte kalmalıdır ; Sünni Bando ; Selamsızlar Bandosu ; Saltanat ve Osmanlı
çağrıştırış sakıncası, ilâ,  gibi söylemleri abesle iştigâl ve târihini kökenlerini inkârı değil de yâ nedir ?… (..Lütfen aziz  okuyucularım, bu vb.  her isnât edilen saçmalıklara  bu site(m)deki ilgili kısımlarda cevâp verilmiştir, arayıp-okuyunuz. Yâni, örn. târihî vak’a olarak, dünyanın herbir yerindeki  “mehterlerin eş dönemlerindeki nice klasik senfoni orkestra toplulukları”nın şimdiki uzantıları da olmamalı mantıkca…)
..SAV’a gerekçesi olarakta: Târihler boyu; millet olarak, her yeni devlet değişimimizi, bir öncekinin üzerine binâ ederek,  çoğu bireylerinin sürdürdüğü âdet-anâne-görgü-örf-gelenek, millî-mânevî temâyül ve birikimleri yanı sıra, tabiiki faydalı  tekamüller katkısıyla da,  varlığımızı idâme ettire’gelmişiz.  Böyleliğe rağmen cumhuriyet’imiz ile alâkasız ilişkilendirdikleri aymazca mehter gerekçeleri için, her fırsattaki ard niyetli söylem-eylem gâyretleri ancak ya kimlik sorunluluğundandır, ya da maddi imkânların zaaflılığındandır…
İşte, ister kimlik sorunu, ister özenç-kültürel saplanış-yeğleyiş, ister menfâat sağlayış gerekçeli, ister bilinçsizlik-gâflet olgusu deyiniz; her hâl-u kârda bu halet-i rûhiyeli fertleri pek güzel tâsvir eden bir ozanımızın TV  prg.ında yaptığı söyleşinin band’tan çözülmüş o metnini aynen nâkledelim.   Değerli bir ozanımızdan alıntıladığım; nâ’ Mâneviyât + nâ’ Millîyet + nâ’ Meziyet = (..nâ’ 3M)   ..nâ’ HAMÂSİYÂT izâhlı o müthiş dizelerindeki haklı YAKINIŞLAR cümlesine MEHTERLERİ de sokmanızla, öylesi “İdrâk” seviyesinden, “müdrîk”liğe terfî edememiş ADULT/ erişkin kişi olamayan meşreplilere en alâ cevâp olacaktır… Buyrun, okuyunuz.  Ve kendinizi, aile bireylerinizi  ne yana koyduğunuzu da sınayınız. 


(16.4.2003) Günü ‘KANAL 7’ tv.de, “TÜRÜT ŞOV PRG.ı”nda, İsmâil TÜRÜT’ün prg.mına ünlü

ülkücü “OZAN ÂRİF” misâfir olmuş, söyleşi ve eser okunuşları hâzla sürdürülürken, İsmâil Türüt, ozana der ki: “-Ağbi, ömrünün çeyrek asrı hep yurt dışında geçti. YURT DIŞINDAKİ GENÇLİK İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUN?.. YARINLARI İÇİN, GELECEKLERİ İÇİN…” Ozan’dan cevâp: “-ŞİMDİ İSMÂİL’İM, YURT DIŞI GENÇLİĞİ DİYE ARTIK BİRÂZ AYIRMANIN GEREKSİZ OLDUĞUNA İNÂNI-YORUM. TÜRKİYE’DE DE ÖYLE BİR YAPI VAR ; ÖYLE BİR ÂLEM VAR Kİ ; ÖYLE BİR AKVARYUMDA YAŞAYAN BİR DÜNYÂ VAR Kİ, ONLAR DA ESÂSINDA BAHSETMEK İSTEDİĞİM KATEGORİDEN PEK FARKLI DEĞİL. GURBETTE ÇOK ŞEREFLİ, ÇOK YİĞİT, ÇOK O ÇAĞIN BİLGİSİYLE DONANMIŞ GENÇLER DE VAR…  YÂNİ, NEREYE BAKARSANIZ BAKIN; MİLLÎ VE MÂNEVÎ DEĞERLERİ SAVUNAN DERNEKLERİN ŞEMSİYESİ ALTINDA..” (..TÜRÜT tez söze girerek:} “-Evet! Onun için, o kurumları-kuruluşları destekleyelim. Özellikle, ki’ bakın yemin edeyim, bu hebâ olmuş az da olsa bir gençlik var…)  OZAN DEVÂMEN:}   “(..)  YÂNİ, İYİLERİ, MİLLÎ VE MÂNEVÎ DEĞERLERİNE, BAYRAĞINA SON DERECE SAYGILI-BAĞLI OLAN O SON DERECE YİĞİT İNSANLARI TENZİH EDEREK GERÇEĞİ SÖYLÜYORUM … BU GERÇEK SÂDECE AVRUPA DA DEĞİL, İNÂNIYORUM Kİ, BURDA DA VAR …”  TÜRÜT: “-BUYUR DİNLİYORUZ” DER, VE OZAN ‘saz eşliğinde’ ŞU ŞİİRİNİ SUNAR:

BİR-BİR NESİL BÜYÜYOR GURBET ELLERDE, BU NESİL, NELERDEN MES’ÛL, BİLMİYOR…

MES’ÛLİYET HİSSİ; ÂR, HÂYÂ, PERDE, EDEP, ERKÂN, ÖLÇÜ, ÛSÜL  BİLMİYOR…

BUNLAR BİR ACÂİP MÜSTESNÂ TİPTİR. GIDALARI, ESRÂR-EROİN-HAPTIR.

VATANI DİSKOTEK, MÜZİĞİ POP’TUR. ŞARKI, TÜRKÜ, HALAY, FÂSIL BİLMİYOR…

BÜTÜN DERDİ: “SÜSÜ, SAKALI, SAÇI” ; HÂNİ, ÇINGILDAKLI GEZER YÂ KEÇİ

ÂYNEN O ŞEKİLDE GEZİYOR KIÇI !… TAHÂRET-TEMİZLİK NASIL, BİLMİYOR !?…

HE MÎ MİLLÎ, HE MÎ MÂNEVÎ YARA, DÜŞÜNMEMİZ ŞARTTIR ŞART KARA-KARA!

NAMAZI - NİYÂZI BIRAK KENARA ; VALLÂHİ - BİLLÂHİ G U S Û L BİLMİYOR!…

EL İÇİNE ALMIŞ OYMUŞ KABINI, ÇOĞUNU YIKAMIŞ HAÇLI SABUNU…

HEPSİ TÜRK, TÜRK AMMA, GEL ANLAT BUNLARA; ASÂLET BİLMİYOR, ASLINI BİLMİYOR…

TÜRKÜ NERDEN BİLSİN?.. OZAN DUYMAMIŞ!?.. TÜRK DOĞMUŞ, TÜRKLÜĞE ÖZEN DUYMAMIŞ!?..

BESMELE DUYMAMIŞ!?.. EZÂN DUYMAMIŞ!?.. ALLAH-KİTAP-KUR’ÂN-RES’ÛL   BİLMİYOR!…

ANNE, ANNE VE BABANIN ETTİĞİ ÇABA YETMİYORSA SUÇLU KİMDİR ACABA ?..

HİÇ KIZMA! HİÇ KIZMA ÂRİF’E, EY DEVLET BABA!

BİLMİYOR! BİLMİYOR? SENİ BU NESİL BİLMİYOR…    ( Ozan ARİF )

            BİTİRİŞ  SON SÖZÜ:
Şimdi, üstte değindiğim;
“MİLLÎ BAYRAMLARDA MEHTERLER OLMA(MA)LI MI !?!”  makalemi önce  girip bir güzelce  “özümleyerekten”  okuduysanız,  “Ozan’ımızın şöyleşisi ve ilintili şiirini” de okurken MEHTERLERİ’de  şiirin içeriğine değerler manzûmesi dâhilinde de kattıysanız; siz halâ, yanıltıla geldiğiniz o olumsuz yalan - yanlış -  yanlı  duruşunuzdan vazgeçmeyip, mâlum direnen zihniyetlilerden taraf olmayı ısrârla yeğliyorsanız, hiç kusura bakmayın ama,  siz bu aziz ve necîp milletimizin  varlığından menfaatlarınız gereği cefâsında olmayanı, amma sefâsında ise her yönüyle nemalananı parazit tâifesinden olanlarından sayılabilirsiniz..   Sizin o mehter deyip hafife-gırgıra-aşağılamaya, millî bayramların haslet ve rûhuna çelişkililiğinden dem vurmaya:  utanmadan-sıkılmadan-kırıcı söylem ve eylemlerde bulunacaksınız,  mehter(sever)ler olarak milletin kahir çoğunluğunu oluşturan kesimi sürekli her fırsatta rencide etmeyi, özellikle  CUMHURİYET süreçli ihdâs edilen millî bayramlarla ilintiyi dışlayıcı yeğ bileceksiniz, size cevâp veren bir Allah’ın(cc) kulu olmayacak mı sanıyorsunuz !?!…  Ben bu tıynette ki densizlere (bilgisiz ve yanıltılmış olupta, SAV’ımız iştirâkçilerini tenzîh ederim) şu üç maddelik izâhla  AYNA olayım:
1.) Bakınız bakalım; düğünde-şenlikte-festivalde-her türlü etkinliklerde, ama ille de özellikle resmî millî bayramlarda şâyet bir mehterin var olduğu bilinse,
halkın yoğunlukça o etkinliğe gitmeyi yeğleyişi nedendir ki !?!…
  Oysa; mâzide de, EVLİLİK-SÜNNET dâhil her tür etkinliklerde Sivil Mehterler faaldi…

2.) Yine, aynı etkinliklerde, bilhassa millî bayram törenlerinde şâyet bir mehter göreve dâvet edildiyse; NİÇİN ACABA !) mehteri en son prg. akışına alınır?.. (..Çünkü, onca kalabalık mehteredir; velev ki mehter önce geçsin, bul bulabilirsen o önceki kalabalığı, tabii ki törenin akıbeti de az insansızlıktan felç ?..)

3.) Ve siz çoook bilmişler: Biliyormusunuz ki, ata-ecdât yâdigârının en hası olan bu mehterleri yaşatacak o kadar az insan kaldı ki…  Lütfen, onların mânev-î  kuvvesini kırıcı söylem ve eylem içinde bulunacağınıza;  MEHTERİ, CUMHURİYET DEĞERLERİYLE  ASLÂ İLİŞKİLENDİRİLMEMESİ  GEREKTİĞİ hk.daki okuduğunuz üstteki göndermemdeki makalem üzerine, bilâkis “Cumhuriyet dâhil” târih boyunca kıyâmete dek yaşatılacak ânlı-şânlı-târihî mehterlerimiz, geçmişten geleceğe  şânlı târihinin öz be öz sembolü iken, ne akla hizmetle, niçin, tezvirât - kin-hin- aymazlık -engel -vb. tür olumsuzlukları sürdürmektesiniz !?…   Geçmişin resmî târih bilgi(lendiriş) kirliliğinden kaynaklanan şartlanmış olanlarınızdansanız;  artık, vazgeçip, bilâkis  kendince  bir katkının olmasına  dahi  bakmalısınız.  Nasıl mı ?  En basitinden, önünüzden geçiyorlarken ALKIŞLAYARAK!…  Alkışı olsun esirgeme, çünkü, dediğim gibi, bu muhteşem geleneğimizi  (..aynen atlı-cirit, vb. nice  HAMÂSÎ GÖSTERİLER gibi..) öylesine az hevesli(!), azimkâr, gönüllü  zar-zor koşullarıyla sürdüroyorlar ki, bunu bilmen bile, aslında seni o fedakâr emekçilere karşı gereken saygıyı-sevgiyi göstermeni  vicdânen gerekli kılmalıdır…   “Bilgisizmişiz” , “Yanıltılmışız” deyip, telâfi çabası erdem(lik)dir…
İşte, her fırsatta sürdürülen menfî mehter propagandalarına en etkin cevap olması için, hazırladığım ama maddi imkânsızlıktan bastıramadığım (prototip istifâdelenilen)
“Hamâsî MAYA……” adlı kitabımın AK yüzlü KAPAK zeminini “daha vurgulu olsun amaçlı” SİMSİYAH KAPAK yapıp, üzerine: (..MEHTER, CUMHURİYET’e zıt mı? Tez-anti’tez değerlendiriliş anlamında} ünlü “KÖKSÜZ; ne ağaç, ne  millet olur!ve “Folklör gibi bölgeci (bölücü anlamında değil) olmayıp ETNİKE ayırt etmeksizin Müslîmleri bütünleştirici ..” ifâdelerini VİTRİN’e ettim ki, kitabı edinemeyenlerin bâri kapağından kavramlı bilgilensinler diye…   Bilgilerinizi yoğunlaştırmak için lütfen diğer bölüm yazılarımı da tıklatıp “MEHTERLERİN MİSYONU, GÖREVLERİ”ni de okuyunuz- okutturunuz… Böyle-böyle “ÇOCUK ve MİLLÎ EGEMENLİK BAYRAMI”nda da, diğer millî bayramlarımızda da her yaş mehterin ne denli önemi kavranılmış ola…
Ey! o zihniyetliler;  “As. Müze Mehteri”mizin  programları, cumhuriyetimizle zıt-ters olmuyorda, sıra diğer SİVİL mehterlerimize gelince mi ahkâm kesiliyor!?
Askerî mehterimiz genellikle PROTOKOL işlevlidir. Sivil mehterlerimiz’se, geleneklerin yaşatılmasındaki her konu(m)da aktivite sunanıdır; çük keserken de,
gelin almağa giderken de - gerdeğe giren damadın sırtını yumruklarken de, askere kınalı yiğit kuzuları yollarken de, kışlalarda silah yemini edilirkende,  vb.i nice resmî-sivil, millî-mânevî etkinliklerde davet edildiklerinde memnuniyetle MEHTER KÜLTÜRÜ’nün yaşatılması sorumluluğu adına görevlerini  ifâ ederler…

 
Evet, sn. KÜLTÜRFİZİK portalı muhatabım, siz etmeseniz de bilgilere vesileniz için ben teşekkür ederim.
En derûni muhâbbetlerimle. Mehterci dede ( = Mdd.) 15 Mayıs 2009

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

WordPress'in desteğiyle.