M
Komut verilir; Emir-i Âlem ’den, mehterâna:
“-HAS DUR! “ der, ekler: “-HAYDİ ! YÂ, ALLAH! ”
Saz, söz, göz, öz, geliverir meyâna…
Yâ Râbb’im! O ne muhteşem yürüyüş böyle!
Yâ Râbb’im! O ne müthîş çalgı-çığırış öyle!
Sanırsın: “Cennet Bandosu” ki’ âlâ-yu vâlâ…
Destûr ! Zırhlı muhâfızlara..
Dek dur ! Sancaklara..
Tez dur ! Tuğculara..
Bak dur ! Mehterâna.
Mehterlere her kim ki âşina mutlâk duyar onur
Geçerlerken yansıtır; târih-î hâşmet ve gurur.
Temennâlarına olunur: Selâm-ı senâ…
Mehterân kâh azâmetle yürür, kâh heybetle durur.
Emîr-i Âlem, NEVBET için takımı hilâl hâlde durdurur.
Mehterbaşı: “NEVBETE SELÂ!” diyerek nevbet vurdurur.
Dinleyenler coşturulur serhâd türküleriyle-marşlarıyla..
Bâzen zurna eşliğinde tek sesle “kaside” de sunulduğu olur..
GÜLBANK çekilir, âyet okunur, nevbet son bulur.
..Ardından, dinleyenler gâleyâna getirilir “hücûm” marşıyla;
“-Bir’dir Allah!” ; “-Sübhânallah!” ; “-Yâ Gaffâr! ” nidâlarıyla…
Sonra Emîr-i Âlem’ce mehterân: “Yürüyüş Nizâmı’na“ sokulur.
Türklüğün “cihân’şümûl” tanıkları: Sancaklar ile tuğlar;
Tüm ihtişâmıyla taşınırken cihângir cenkçilerce
Belli ki; mehteri, koruma - kollama görevlisi iken muhâfızlar;
Meşkçi cevgâniler ile sâzendeler ses - saz icrâasındalar…
..Hele ki KÖSÇÜ ’nün kösleri “-Allah!” zikriyle dövende:
Yaşlı ninem, yaşlı dedem, yaşlı emmim göz yaşlarını silende,
Nasıl mayalanmaz ki yavrular, mehter taklîdi yeltenmesiyle!..
Önümüzden bir-bir geçenler, tekrâr gelirler mi ki beklentisi;
Nasılda kalakalıyor hayâllerde efsûnlu görüntüleri sisli-sisli…
İşte o ân farkında bile değilsinizdir alkışladığınızın;
İşte o ân farkındasınızdır doyumsuzluğunu hâzzınızın…
Ey uyuyanlar! Ey uyananlar! Ey huylananlar! Mehter ne mi ki !?
Değer itibâriyle merâk mı ediyorsunuz neyi temsîl ettiğini !?!
Ağaçlar köksüz, milletler târihsiz olmaz da, mehterler nice mi!
Türklerde SANCAK gibi kutsal, YAŞAYAN MÂZİ olan mehterler:
Müziğin en evveli, tüm müzikçilerin’se ceddidir ceddi !…
BİLİNİZ Kİ ecdâttan -nesle; “KÖPRÜ” oluşlarıdır, aslî nedeni…
Yürürlerken; üç adımda bir, sağa-sola selâmlaya-selâmlaya!
Karşılığında tüm sevecenliğinle alkışla! selâmla! De: “-Yaşşaa ! ”
Onlar zâten târihtir; yok size ihtiyâcı, amma, sizin var hâââ!..
Unutturulmasın! İşret ortamında bulundurulmasın! Allah aşkına sakın hâ!
Ey, Emîr-i Âlem; mehteri alâ yürütüp, HİLÂL kurdurdun du…
Çığırttırdığın Mehterbaşı gelip; NEVBET’imizi vurdurduydu…
Dövülen kösler, gülbang, cenk vaveylâlı Tekbîrler, tastamam!
Selâm sancaklar! Selâm mehterân! Herkese dolu-dolu selâm!
1990 / M. dd.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Mehterler NE’ ye GÖRE, NE’ midir !?!
MEHTERLER; ‘YERİNE GÖRE’ TEVHÎDİN ARMASIDIR!
MEHTERLER; ‘DÖNEMİNE GÖRE’ CİHÂDIN ARMADASIDIR!
MEHTERLER; ‘HALKA GÖRE’ BİLİNİR Kİ, FEYZÎN SEYRÂNIDIR;
MEHTERLER; ‘SELÂMA GÖRE‘ EN TÂÇLISI , VE DE, ÖZELİDİR…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
..V E, N İ H Â Y E T…
-Ey benim değerli mehterci âlplerim ve mehterseverler!
Nihâyet; “..2 ileri, 1 geri mehter gibi”.. ‘O menfûr örneklik(!) küfürnâme’den kurtulmanın reçetesi-ilâcı artık mevcût…
Bundan sonra yapılacak en önemli “yaylım ateşi misâli” İŞ:
O meşrebi meflûç, iflâh etmez, ümitsiz vâk’a olan mâlum kesime; milli kimlik mensûbiyetliliği terapisi yapmak için, MEHTER REPERTUARI’na kazanılmış bu eserinizi özellikle “YÜRÜYÜŞ’lerde Emîr-i Âlem’lerimiz” …. “Nevbet’lerde de Mehterbaşılarımız” mümkün olduğunca sıkca ‘vurgulu’ :
“3 adımda bir sağa ; 3 adımda bir sola.. MEHTER SELÂMLI YÜRÜYÜŞ marşı !” diye, anonslayaraktan icrâa ettirmeli ki, beyinlerden siline… Nesillerimiz’se artık zehirlenmeye…
Buyrunuz: Dizeleri bu fâkire, bestesi hocam Erdinç Çelikkol’a, mehter formatı’na adaptesi MuzafferAli AKYIL’a ait olan bu eseri
..şahsi ün için değil; bilâkis, eserin vereceği mesajın önemiyle..
..bir.. “Ceddin-deden” marşı gibi ünlenip yaygınlaşıp; o menfûr örnekleyiş yerine ikâmesi ümidiyle; sn. KAMUYA, arz olunur:
..3 adımda bir sağa ~ 3 adımda bir sola; selâmlı..
M E H T E R YÜRÜYÜŞ marşıÜç adımda bir durarak sağa..
Üç adımda bir durarak sola..
Selâm verip yürürken mehterler;
..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”
Sancak gibi bil ! Kalk, selâm dikil..
Meşk~Gülbâng~Âyet~Tekbîr; söyler, dîl..
Ânlı-şânlı-hâşmetli mehterler;
..SİZE DER: “Cedde köprü mehterler.”
Emîr-i Âlem emreder: “-Haas Duuur !”
Sancaklar, tuğlar; dimdik tutulur..
Mehterbaşı: “-Yâaa Allah ! ” der-demez;
..SİZE DER: “Dinle! TOY-Nevbet budur.”
Üç adımda bir durarak sağa..
Üç adımda bir durarak sola..
Selâm verip yürürken mehterler;
..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”
Dünyânın Cennet Bandosu’mu ki !?..
Gâziler, erenler, âlpler; meşkçi…
Mehterler; “yaşayan destân” sânki…
..SİZE DER: ” -Emsâlsiziz ve bâki.”Mehterler; cihâdı yaşar-yaşatır…
Mehtersiz; tören-şölen, yavandır…
Mehterli; düğün-dernek, şândandır…
Mehterler; ” Muhâmmed-î ” ocaktır…-Son italik) iki kıt’a yı, bestekâr esere dâhil etmemiştir.
- İlk Kıt’a, başta ve sonda ‘nakarat’a dönüştürüldü.
- - - - - - - - - E S E R HAKKINDA BİLGİLER - - - - - - -
Güftemi besteleyen; ağbi-arkadaşım ve de oğlum Muzaffer Ali ile, benim TSM. hocamdır. Kendisi, Bursa’nın adetâ TSM beste üretiş fabrikası olup, mehterlere yaptığı TEK beste olmasına rağmen, TRT tescîlli 500′ü aşkın beste, “Musîki Lügât kitabı” ile “4 yıl /sınıf için TSM. müfredât ders kitapları”nı müzik kültürümüze kazandırandır.
(Bu fâkir gibi} “-Ben, alaylıyım-çarıklıyım” diye yiğitlenen, ama, ömür boyu nice hizmetleriyle, nice akademisyenlerin kariyerine katkısı olan üstâd; aynı zamanda, “Bursa Musîki Cemiyeti” yetersiz olunca, üstâd hocalar; İnci Çayırlı, Avni Anıl destekleriyle, Bursa B.Ş.Belediye Konservatuarı’nın biran önce kurulması için müteşebbisi kurulunca da direktörlüğünü, yanısıra yine meistro/şefliğini emekliliğe dek devâmen sürdürürken, beste ve öğrenci üretimini de rekor seviyede götürmüştür.
Tabii Bursa ile de yetinmemiş, Bursa çevresindeki il-ilçelere de, TSM. faaliyetlerinin oluşması için tâlep edilen yardımlarda bulunmuş, öğretmenler sağlamış, velhâsılı, emekliliğine 3 yıl kala “Devlet San’atçısı” nasbı yapılmış, emekli olmasına râğmen dur-durak demeden çalışmalarını hep sürdürmüştür Bu biyografik kesitini burada yazmam, kendisine olan şükrân borcumdandır. Şimdi Beste’ye gelirsek:
Güftem ile birlikte, bestenin eksersizini vermişken, kendisi, daha da anlam-yorum-zenginlik katarak, olabildiğince güzel beste üretmiş. Besteyi teslim almağa gittiğimde, kucaklaştık. Bana heyecânla hac hazırlığını, raporlarını anlattı… Ben de, oradaki tecrübelerimden bahsettim. Tevâfûka bakınız ki bu beste onun kutsal HAC HAZIRLANIŞ heyecânı sür’devâmı esnâsında yapılmış… (Allahüekber!) Kaseti, verdi, Ben, “-Olmaz arkadaş, bir meşk et de dinleyelim” dedim. Geçti masasının başına, gözlüksüz, solfeji zor tâkip edip, (orijin akıcı sesindeki takılmalar gözlüksüzlüğündendir, biline..) masa da ritm tutarak bir güzel meşk etti. O meşk ederken de, önce hazırlıklı geldiğimden, mikro kaydediciye kaydını “anısal” yapıp, en sonunda da ben sesimle târih atınca, gülüştük… (Besteyi teslim ettiği târih: 28.12.2003)
Benim gibi, oğlum Muzaffer de onun öğrencisiydik… Eser, TSM kalıplarında çok dik perdeli oluşu, zurna ve de trompetle icrâsı mümkün olmayışı; Muzaffer Ali hocanın, “Bilecik Mehteri”ni çalıştırırken, her fırsatta “..bu, babasının-hocasının-kendisinin emek katkılı eserini..” Mehter Repertuarı’na katmağa çalışması; bir anıdan da öte, yine bir güzel tevâfuk değil de yâ nedir ?… Başarısı; nefesli saz grubu uygulamasıyla anlaşılınca, sevindik. Böylece, çok müzisyene öneripte yapılamayanı(!) bizim Muzaffer Ali tarafında şükür ki, hâlledilebilmişti…
ANCAK! Sn. hocamızın o bildiğimiz engin hoşgörüsüne güvenerek iyi niyetlilikle beste rûhuna sâdık kalınarak az bî-şey değiştirilimi; eserin MEHTER REPERTUARI’na kazanımı için yapıldığı da biline…
Bu eserin sözlerinden dolayı, çok ünleneceğini söyleyen nice müzik hocaları, hele o sözlere giydirilmiş besteyi de bir bilseler; olası azıcık tereddütleri de kalmaksızın, “-Hah! Şimdi muhteşem olmuş!” derler, sanırım….
Bana göre; Mehter Repertuârı’nda YÜRÜYÜŞ MARŞLARI içinde İLK 3′e dâhil olacak niteliğe hâizdir. Yâni: Ceddin deden, Fâtih ve bu marş. Tabii bolca sıkca icraa edilirse. Bu fâkir; Hocasına da, öğrencisine de teşekkür eder.
Dileyen mehterhânelere: Hem orj. TSM. bestesini, hem de “tabii icrâa icâbı” mehter formatlısını, ve hem de, müzik kolleksiyonu avcıları(!) için, bestekârın orj. sesinden band kaydını iletebilirim.
Eserin, mehter repertuarına kazanılması öyküsü işte böyle.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - — - - - - - - - - — - - - - - - - - - - - -
. . . . . . . . . . . M E H T E R L E R İ N K Ü N Y E S İ . . . . . . . . . .
Türkler, mehter ; Batılılar Senfoni ünlüsüydüler, şimdiyse heyhât!
Ânlı-şânlı mehterimiz der: “İMDÂT!” , imdât’a cevâp’sa; kem isnât
Oysa, mehterler ki; millî-mânevî sancaklardır, ve dahi, san’at!
Utanma ! Unutma ! İlhâm almış ondan; Beethoven ve Mozart…
Yürür hâ yürür! Mehterler; asırlardır, güldür-güldür !…
Söylerler tür- tür eserleri; coşkuyla, gümbür-gümbür !…
Mehterler öylesine aşktır ki; muştusuyla vire güldürür
O mehterler ki; mâziden-âtiye köprü şiârını ilâ sürdürür
Ey târih! Ey insanlık! Bilmelisiniz ki; mehterler, ihsân-ı selâmdır!..
Üç adımda bir selâmlarken; ..önünüzde.. selâmlarını almanız farzdır!
= = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = == = = = = = =
MEHTERLERDEN ESİNLENİLEN O GAYDALAR Kİ AKSİNE SÖMÜRGE SİMGESİDİR!
MEHTERLER’SE YÜRÜYÜŞÜNDEKİ MESÂJLARIYLA SELÂM-BARIŞ-HÜRRİYETTİR!
Sunduğum şiir(im); mehter gösterileri esnâsında gerektikçe
kullanılabiliinir. En derûni muhabbetlerimle (M.dd.)
- - - - - - - - - - - - ..şiirvâri anlatılar sonudur. - - - - - - - - - - - - - - - -