kılıç
KILIÇ-KALKAN Takımı (=tk.ı) henüz TEK iken, (..Bkz. önceki anlatı
yazılarıma.) alternatif tk.ların kurulmasıyla ‘giderek’ bu takımların
çoğalmasından bahsetmiştik. Tk.ların çoğalması; yurt içi-dışı dâvet
taleplerinin câzipliliği ile orantılı olurken, aynı zamanda da, tk.lar
arası eleman ayartmalarla, rekâbetin getirdiği olağan entrikalarla,
birbirlerine kıyasıya mücâdelelerle baş edebilmeye a c a b a çâre
olur mu diye, Ekip (=tk.) / Tk. yöneticileri ; “ KILIÇ - KALKAN YEMİNİ ”
ihdâs ederek, mâiyetindeki elemanların;
a.) Diğer tk.lara kaçıp-gitmememesi için disipline gereği..
b.) İmkân sağlanan kılıç-kalkan bilenine, Bursa dışında kurmasın..
..fikri ve uygulayışı olarak aralarında YEMÎN töresi oluşturmuştular.
Böylece, elemanlara; tıpkı askerîyede, polis okullarında olduğu
gibi uygulanan “SİLÂH YEMİNİ” benzerî târz ile yemin ettirilir idi…
Şimdilerde ise uygulanılıyor mu bilmiyorum…
AMAÇ niçinini tekrârlarsak:
Yemindeki en önemli gâye: Eleman(lar)ın ayartılma(ma)sı kadar, bu ünlü
GÖSTERİLERİN ASLÂ BURSA DIŞINA ÖĞRETİLMEMESİ idi de…
Bu yeminin bilhâssa “GÖSTERİ” imtiyâzının «BURSA»ya münhâsır
kalmasına etken oluşu, TABİATIYLA BURSA’YA ÖZGÜ TANIMLANILIP,
PROPAGANDA YAPILMASI BAKIMINDAN faydalı olduğu sanılmıştır…
Uzun süre öylece, birbirlerine eleman geçişinin, Bursa dışında
ekip/tk. oluşturulmasının nisbeten önüne geçilmesi, faaliyetlerinin
sınırlı, ve ki’ kısır döngülü, hâlde kalmasına da sebep ol(un)muştur.
Ama, İstanbul başta olmak üzere folklör çeşitlemeleri üzerine
faaliyet sürdüren büyük nice kuruluşlar bu gösteriyi ‘ne yapıp-edip’
programına dâhil etmeyi başarınca, BURSA’lılara âit kalıcılığı da, ve
“nerde kurulduysa o ilin isim ön’eki sunuluşu ile yapılmasından da,
ne yazık ki BURSA ön’eki dâhil, gösterilen onca ihtimâm(lar)a/özene
rağmen, Bursa’ya özgü özelliği son bulmuş, ve giderek BURSA’nın
dışına da yayılması gelişmiştir. ..Böylece Bursa’lıların uyanıklığı da,
son bulmuştur… “YÂNİ !..”
..ARTIK, KILIÇ-KALKAN EKİPLERİ’ni her yerde; kurmak-görmek mümkün…
Şimdi, BEN BURSA’lı olmama rağmen aykırı gelmesin ama; öyle
oluşu da, fevkelâde güzeldir. Öyle ya, bu örn.: “Coca-cola” ; “İskoç
viskisi” ; “Uludağ Gazozu”..üretimlerin formül gizliliğinin sağlayacağı
önemin, tam zıddı düşünülmeliyken !…
Hem, “Gelenevî Gösteri”lerin bölgesel tâhditlenmesi, eşyanın
tabiâtına da aykırıdır… Örn. BURSA folklör dernekleri; çok yöre folklörleri
oynarlarken, kendilerine mâl’edebiliyorlar mı o yöreleri… Bunun gibi birşey…
..BİR HÂTIRÂT ve ilintili olarak İRDELEYİŞLER..
ANEKDOT/ anı: Keles-KOCAYAYLA mesire şenliklerinin mümkün olduğunca
müdâvimiyimdir. Yıl, 2005′ti galiba. Yörelerin yörük çadırlarını geziniyorken;
Kılıç-Kalkan takımlarını kurmamdan dolayı SÖĞÜT çadırı sâkinlerince tanınıp
buyur edildim. İzzet-i ikrâmın yanısıra, sohbetler, anılar sürerken, bir telâşlılık,
hareketlilik oldu insanlarda… Söylendi ki; Belediye Bşk.ları gelmişmiş… Önemli
görüşmelerini yapmayı tâkiben, ben gösterildiğimden yanıma ” Hoş geldiniz ! “
için gelmek durumunda kaldı. El sıkışıp, hâl-hatır akabinde, beni iyi tanıdığına
değinince, ben de tiyatro orta oyunculuğumun verisi olarak ağzıma lâf verilince
durur muyum: “-Bşk. beyim, ne ettiniz de, hem de bu konulara, daha sâhiplik
eden bir parti olaraktan bilinmenize rağmen, sizden önceki belediye bşk.ımız;
(..sn. Osman GÜNEŞ ) girişimiyle çok güzel ve olması lâzım gerektiği ciddilikte
faaliyete geçen KILIÇ-KALKAN ekibini lağvettiniz/iptal ettiniz…
Lâfıma giren bşk: “-Hocam, ben İstanbul’da, aynı zamanda da Türkiye’
de bulunan en büyük HALK OYUNLARI KURUMU ‘ndan da, sertifika sâhibiyim.
Biliyorsunuz, Kılıç-Kalkan oyunu, BURSA oyunudur, bize ait değil ki ..”
Bu defâ ben tepkiyle kestim sözünü: “-Öyle mi !?.. Yapmayınız bşk. bey!
Ertuğrulgâzi ve evveli-sonrası nice ecdâdımız, örneğin SÖĞÜT’e, ve öncesinde,
çelik-çomak mı oynayarak geldiler, hiç mi, kılıç-kalkan kullanmıyorlardı !?.. Bu
bir kerek aslâ, ve kat’a BURSA’ya ait diyerek, sınırlandırılamaz! SU-HAVA-BAL
gibi, aşikârdır her Türk yöresi dilerse uygular-uygulatır… Hâ bu konuda; ister
takdîr edin, ister tekdîr… Çünkü, Bursalıların uyanıklığı-kurnazlığı; ön’ek BURSA
adını kullanmalarından hâsıldır bu konu… Demek ki Sertifikalılık hâl de, bâzen
gâfletlilikten kişileri kurtaramıyor… Hem sonra, KILIÇ-KALKAN ‘ceng’ OYUNU
demeyiz-dedirtmeyiz işi bilenler olarak; oyun değildir, GÖSTERİ’dir… Çünkü,
enstrümansız mertlik-nâ’mertlik ögeleri ” c e n g ” gösteri sürecinde mizânsene
edilmesidir asl’olan… Lütfen bşk.ım, onca emeğe, masrafa, yazık etmeyiniz; ve
asıl Söğüt ve yörelerinde olması gerekir böylesi bir hamâsi takımın hazır varlığı
mevcûtken, istirhâm ediyorum, dönüşünüzde, takımı toparlayınız. Gerekir de,
çağırırsanız; bendeniz (nâsipse) seve-seve gelerek, tk.ı zıpkın gibi oluştururuz
arkadaşlarla…” Bşk. bey, o an, partisinin meşrebine ters düşse de “NUH” dedi
“Peygamber” demedi, direnişiyle, “Hayır hocam, ben orada oldukça olamaz!”
ısrârcılığını sürdürür görünce de, daha fazla tatsızlık olmaması için “Siz bilirsiniz
amma konunun gerçekliğini kabul edin-etmeyin bu böyledir!” dedim.
İRDELEYİŞ:
Tabii, bu üstteki anı anlatıları kasetten aynen çözümler olarak olmasa da
yaklaşığı bu minvâl üzere idi… Azı-fazlası olabilir; asl’olan, böylesine bir ciddi
konunun yanlış “amaçlı” tanıtımlarla, kitlelere yönelik KÜLTÜREL-HAMÂSİYÂT
bilgilerini, faaliyetlerini, ne den’li çarpıtılmışlığa yönelik oluşturulabileceğinin de,
işte, şu üstteki konuşma nakillerinden anlaşılmıştır sanırım.
Değerli Bşk.ımız en başta olmak üzere, diğer belediye bşk.larımızın yöre
oyunlarının yanısıra, TÂRİHİ ESİNTİLER yansıtılması bakımından mehter, Atlı-cirit
kılıç-kalkan, rahvân atcılık, Orta Asya’da yapılan “atlı post kapmak” ,”kızların at
yarışı ile eş seçmek” , güreş türlerimiz ..gibi, sırf “Hamasi Gösteriler Kategorisi”
dâhili bu tür faaaliyetleri canlandırmak-yaşatmak ve ki nesillere intikâllerini de
sağlamaya ERK irâdesi ile, ön-ayak; olabilirler.. olabilmeliler.. halkı oldurmalı…
Bendeniz bu anıyı şu yazıyla kamuyla paylaşırken; aslâ ve kat’a Söğüt’ lü
Bşk.ımızı rencîde etmek/incitmek, küçük düşürmek anlamında nakletmedim
Murâdımızdan amaç: Bursalıların uyanıklılığı tuzağına halâ düşülme(me)si
hususunda, bu işi en iyi bilen birilerden biri olarak; yapıcı aydınlatıştır; ve varsa
o düşüncelerde olanlar, bundan böyle, bu bilgilerin ışığında: “HAYIR! Bu sâdece
BURSA’ lılara mâl’edilemez! Türk târihî ceng-cihât-zaferler süreci kesitlerinden
örnekleyiş olmasından mütevellit, her Türk Topluluğunun olduğu yerlerde ( tıpkı
mehterler gibi ) dileyen(ler) faaliyette bulunabilirler…” SAV’ı - BERÂT’ı ile, artık
saplantılardan-çarpıtmalardan, ipoteklerden bağımsız davranabilirler…
Biz, BURSALILAR olarak da, şimdiye dek, gerekli olacak ilintili ünümüzü
zâten kazandık… Zâten ‘giderek’ her yerde de ekipler oluşmakta… Zâten
istesekte KILIÇ-KALKAN YEMİNİ (Kadük olduğundan) yapmanın yararı olmaz!…
Ama biz Bursa’lılar olarakta, bu hususta kötülükte yapmadık değil hâni?..
NE mi !?! ; NASIL MI !?!
Bu bir “otantik ceng serüveni aşamalarıyla ilgili figürleri kapsayan ve de
yorumları içeren hamâsiyât gösterisidir” (Tekrârlayalım; ..OYUNU.. değil! )
Bu konuları işlerken, yazıyla bütünlük olması bakımından; bâzen hem bu
yazacağımı, hem de üstteki anı anlatısını tekrârı gibi yazmışlığım boşuna değil!
Önce, “KILIÇ_KALKAN HÂLET-İ RÛHİYESİ”ni anlatmaya çalışalım:
Folklör tarzı ile Kılıç-Kalkan târzı sayısal figür kodlayış tavırları gibi olsa da
müzik olarak, kılıç ile kalkanın birbirlerine temâsından oluşan; “tırıs! trım! trak!
ve de dizlere, sırta çarpma sedâları, sürtünme-sürtüşme metalik sesler oluşu;
kendine özgü DOĞAL-DOĞAÇLAYIŞ karışımı natürellik özellikli ritüellerin, aslâ
folklör kalıplılığı ile kalmayaraktan; objeleri-koreografiği çoğu serbest yetenek
(örn. sakatlanma rizki çok olarak; bilek-atiklik-kondüsyon yüksekliği-refleks)
türleriyle donanımlı olması iktizâ eder özelliklerle, hele-hele mensûbunu cezbe
trans-psiko hamûlesine farketmeksizin sokarak, çoşkuyu-heyecânı benliğinde
adetâ şok yaparcasına duyumlayarak gösteri atmosferini solurlar da solurlar…
İşin özü,denir ya: “Yaşamadıkça anlaşılmaz! Anlatmaya kelimeler yetmez!”
Haaaahhh, işte o duygular hercümerci olgusudur; Kılıç-Kalkan’ı ifâ(de) etmek…
DÖNERSEK SA’DEDE; YAPILMIŞ OLAN KÖTÜLÜKLER ŞÖYLE SAYILABİLİR:
Hemen üstte, Kılıç-Kalkan ifâ(de) edilişi hâlet-i rûhiyesinde VURGULADIĞIM
(örn.Sakatlanma rizki çok olarak; bilek-atiklik-kondüsyon yüksekliği-refleks) ile
FOLKLÖR TÂRZI KALIPLARA uyulmama konu(m)ları bakımından “SERBESTİYET”,
AYRICA başka bir yazıma konu yaptığım “DÖĞÜŞ türleri üretişleri” ile zenginlik
kazandırımı, GİBİ, olası her tür avnatajlılıklar imkânıyla geliştirilmeye mütemâyil
iken..; mâalesef, İLK basit-sınırlı-yalın öğretilerle sınırlı (FOLKLÖR KALIPLAŞMASI
TÂRZI GİBİ) kala-kalmıştır…
İŞTE, şâyet bu GÖSTERİ İFÂSI: BURSA’ya has-özgü sınırlı bırakılmasaydı da,
ve de o disiplini sağlamak amaçlı “KILIÇ-KALKAN YEMİNLERİ“de teessüs edilmiş
olmasaydı da, KEŞKİ böylesine düşünceleri oluşturmasaydık ta “KILIÇ-KALKAN”
gösterileri de tıpkı MEHTERLERİMİZ MİSÂLİ her yerde yaygınlık kazansaydı da:
GELENEVÎ-KÜLTÜREL-HAMÂSÎ DEĞERLERİMİZ için daha iyi olmaz mıydı ?..
Ve de, “klasik PEŞREV ve figür türleri asal kalarak” döğüş zenginliği kes’in
artardı (yaygınlığın getirisi rekâbetlerden dolayı) ki’ bu da daha çok; ilgi-merâk
farklılık mukâyeselerinden mütevellit -monotonluktan kurtulup- a l â olurdu…
“-HAKSIZ MIYIM !?!..” ; “-HAKLI MIYIM !?!..”
Şimdi hadi bakalım sevgili KILIÇ-KALKAN GÖSTERİ EKİPLERİ FANATİKLER:
Beni “içimizdeki İrlandalı-köstebek-hâin-bozguncu, ilâ” damgalarla süsleyin;
ama, ufku geniş olmanın, millete âit değerleri prangalayarak, YÂNİ: çıkarcılık,
dar bölgecilik-fanatiklik-ve de ünlenmek uğruna her yol mubâhtır! allâmeciliği,
hırslılık, ilâ ard niyetliliklerin döneminde yapılıp-yapılmadığını sakın ha! aklınıza
getirmeksizin, bu fâkire VURUN HÂ! VURUN! Atış serbest!…
Ben müsterihim; hem bu SAV’dan, hem ki doğruları korkmadan izâhtan!…
Ayrıca da, Allah’ıma(cc) çok şükürler olsun ki, hizmetimi sürdürmekteyim…
En derûni muhâbbetlerimle.
Mehterci dede
Bu anlatı kısmının sonudur.