Mehter|Mehterci Dede

25 Haziran 2010

M

Kategori: b) MEHTER(hâne) Konuları — mdd @ 19:19

 

        Komut verilir; Emir-i Âlem ’den, mehterâna:

    “-HAS DUR! “   der,  ekler:   “-HAYDİ ! YÂ, ALLAH! ”

    Saz,  söz,  göz,  öz,   geliverir meyâna…

    Yâ Râbb’im!   O ne muhteşem yürüyüş böyle!
    Yâ Râbb’im!   O ne müthîş çalgı-çığırış öyle!

    Sanırsın: “Cennet Bandosu” ki’ âlâ-yu vâlâ…

    Destûr !   Zırhlı muhâfızlara..
    Dek dur ! Sancaklara..
    Tez dur ! Tuğculara..
    Bak dur !  Mehterâna.


    Mehterlere her kim ki âşina mutlâk duyar onur

    Geçerlerken yansıtır; târih-î  hâşmet ve gurur.
    Temennâlarına olunur: Selâm-ı  senâ…
     

    Mehterân kâh azâmetle yürür, kâh heybetle durur.

    Emîr-i Âlem, NEVBET için takımı hilâl hâlde durdurur.

    Mehterbaşı: “NEVBETE SELÂ!” diyerek nevbet vurdurur.

    Dinleyenler coşturulur serhâd türküleriyle-marşlarıyla..

    Bâzen zurna eşliğinde tek sesle “kaside” de sunulduğu olur..
    GÜLBANK çekilir, âyet okunur, nevbet son bulur.
    ..Ardından, dinleyenler gâleyâna getirilir “hücûm” marşıyla;

    “-Bir’dir Allah!” ; “-Sübhânallah!” ; “-Yâ Gaffâr! ”  nidâlarıyla…

    Sonra Emîr-i Âlem’ce mehterân: Yürüyüş Nizâmı’na sokulur.
    Türklüğün  “cihân’şümûl”  tanıkları: Sancaklar ile tuğlar;
    Tüm ihtişâmıyla taşınırken cihângir cenkçilerce
    Belli ki; mehteri, koruma - kollama görevlisi iken muhâfızlar;
    Meşkçi cevgâniler ile sâzendeler ses - saz icrâasındalar… 

    ..Hele ki KÖSÇÜ ’nün kösleri “-Allah!”  zikriyle dövende:
    Yaşlı ninem, yaşlı dedem, yaşlı emmim göz yaşlarını silende,
    Nasıl mayalanmaz ki yavrular, mehter taklîdi yeltenmesiyle!..

    Önümüzden bir-bir geçenler, tekrâr gelirler mi ki beklentisi;
    Nasılda kalakalıyor hayâllerde efsûnlu görüntüleri sisli-sisli…

    İşte o ân farkında bile değilsinizdir alkışladığınızın;
    İşte o ân farkındasınızdır doyumsuzluğunu hâzzınızın…

    Ey uyuyanlar! Ey uyananlar! Ey huylananlar! Mehter ne mi ki !?
    Değer itibâriyle merâk mı ediyorsunuz neyi temsîl ettiğini !?!
    Ağaçlar köksüz, milletler târihsiz olmaz da, mehterler nice mi!
    Türklerde SANCAK gibi kutsal, YAŞAYAN MÂZİ olan mehterler:
    Müziğin en evveli, tüm müzikçilerin’se ceddidir ceddi !…
    BİLİNİZ Kİ ecdâttan -nesle; “KÖPRÜ” oluşlarıdır, aslî nedeni…

    Yürürlerken; üç adımda bir, sağa-sola selâmlaya-selâmlaya!
    Karşılığında tüm sevecenliğinle alkışla! selâmla!  De: “-Yaşşaa ! ”
    Onlar zâten târihtir; yok size ihtiyâcı, amma, sizin var hâââ!..
    Unutturulmasın! İşret ortamında bulundurulmasın! Allah aşkına sakın hâ! 

    Ey, Emîr-i Âlem; mehteri alâ yürütüp, HİLÂL kurdurdun du…
    Çığırttırdığın Mehterbaşı gelip; NEVBET’imizi vurdurduydu…
    Dövülen kösler, gülbang, cenk vaveylâlı Tekbîrler, tastamam!
    Selâm sancaklar! Selâm mehterân! Herkese dolu-dolu selâm!

    1990 /  M. dd.
    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

    Mehterler NE’ ye GÖRE,   NE’ midir !?!

    MEHTERLER;  ‘YERİNE GÖRE’  TEVHÎDİN  ARMASIDIR!

    MEHTERLER; ‘DÖNEMİNE GÖRE’  CİHÂDIN ARMADASIDIR!

    MEHTERLER;  ‘HALKA GÖRE’  BİLİNİR Kİ,  FEYZÎN SEYRÂNIDIR;

    MEHTERLER;  ‘SELÂMA GÖRE‘  EN TÂÇLISI , VE DE, ÖZELİDİR…

    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -           

                ..V E,   N  İ  H    Y  E  T…

     

    -Ey benim değerli mehterci âlplerim ve mehterseverler!
    Nihâyet; “..2 ileri, 1 geri mehter gibi”.. ‘O menfûr örneklik(!) küfürnâme’den kurtulmanın reçetesi-ilâcı artık mevcût…
    Bundan sonra yapılacak en önemli “yaylım ateşi misâli” İŞ:
    O meşrebi meflûç, iflâh etmez, ümitsiz vâk’a olan mâlum kesime; milli kimlik mensûbiyetliliği terapisi yapmak için, MEHTER REPERTUARI’na kazanılmış bu eserinizi özellikle “YÜRÜYÜŞ’lerde Emîr-i Âlem’lerimiz” …. “Nevbet’lerde de Mehterbaşılarımız” mümkün olduğunca sıkca  ‘vurgulu’ :
    “3 adımda bir sağa ; 3 adımda bir sola.. MEHTER SELÂMLI YÜRÜYÜŞ marşı !” diye, anonslayaraktan icrâa ettirmeli ki, beyinlerden siline…  Nesillerimiz’se artık zehirlenmeye…
    Buyrunuz: Dizeleri bu fâkire, bestesi hocam Erdinç Çelikkol’a, mehter formatı’na adaptesi MuzafferAli AKYIL’a ait olan bu eseri
    ..şahsi ün için değil; bilâkis,  eserin vereceği  mesajın  önemiyle..
    ..bir.. “Ceddin-deden” marşı gibi ünlenip yaygınlaşıp; o menfûr örnekleyiş yerine ikâmesi ümidiyle;  sn. KAMUYA,  arz olunur:    

     ..3 adımda bir sağa ~ 3 adımda bir sola; selâmlı..
     
    M E H T E R    YÜRÜYÜŞ    marşı

      Üç adımda bir durarak sağa..
      Üç adımda bir durarak sola..
      Selâm verip yürürken mehterler;
      ..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”
     
      Sancak gibi bil !   Kalk, selâm dikil..

      Meşk~Gülbâng~Âyet~Tekbîr; söyler, dîl..

      Ânlı-şânlı-hâşmetli mehterler;

      ..SİZE DER: “Cedde köprü  mehterler.”

      Emîr-i  Âlem emreder: “-Haasss  Duuuur !”

      Sancaklar, tuğlar; dimdik tutulur..

      Mehterbaşı: “-Yâaa  Allah ! ” der-demez;
      ..SİZE DER: “Dinle! TOY_Nevbet  budur.”

    Üç adımda bir durarak sağa..
    Üç adımda bir durarak sola..
    Selâm verip yürürken mehterler;
    ..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”

      Dünyânın Cennet Bandosu’mu ki !?..

      Gâziler, erenler, âlpler; meşkçi…

      Mehterler; “yaşayan destân” sânki…

       ..SİZE DER: ” -Emsâlsiziz ve bâki.”

       Mehterler;   cihâdı yaşar-yaşatır…

      Mehtersiz;   tören-şölen, yavandır…
      Mehterli;     düğün-dernek, şândandır…
      Mehterler; ” Muhâmmed-î “  ocaktır…

    -Son italik)  iki kıt’a yı, bestekâr esere dâhil etmemiştir.
    - İlk Kıt’a, başta ve sonda ‘nakarat’a dönüştürüldü.

    - - - - - - - - - E S E R   HAKKINDA    BİLGİLER - - - - - - -


    Güftemi besteleyen;  ağbi-arkadaşım ,ve, oğlum Muzaffer Ali ile, benim TSM. hocamdır. Kendisi, Bursa’nın adetâ  TSM beste üretiş
    fabrikası olup, mehterlere yaptığı TEK beste olmasına rağmen, TRT tescîlli 500′ü aşkın bestesi, Musîki  Lügât kitabı, 4 yıl /sınıf için TSM. müfredât  ders kitapları, müziğimize kazandırandır.

     

    (Bu fâkir gibi} “-Ben,  alaylıyım-çarıklıyım” diye yiğitlenen, ama, hizmetleriyle nice akademisyenlerin kariyerine  katkısı olan üstâd; aynı zamanda, “Bursa Musîki Cemiyeti”  yetersiz olunca, üstâd hocalar; İnci Çayırlı,  Avni  Anıl  destekleriyle, Bursa B.Ş.B. Konservatuarı’nın  kurulması için , müteşebbisi, kurulunca da direktörü  ve yine meistro/şefliği de sürdürerek, beste ve  öğrenci  üretimini sürdürmüştür.  Tabii Bursa’ ile de yetinmemiş,Bursa çevresindeki il-ilçelere de TSM. faaliyetlerinin oluşması için tâlep edilen yardımlarıda bulunmuş, öğretmenler sağlamış, velhâsılı, emekliliğine 3 yıl kala “Devlet San’atçısı”  nasbı yapılmış, emekli olmasına râğmen dur-durak bilmeksizin çalışmalarını sürdürmüştür.  Bu biyografik kesitini yazmam , kendisine doğal şükrân borcumdandır. Şimdi Beste’ye gelirsek:
    Güftem ile birlikte, bestenin eksersizini vermişken, kendisi,
    daha da anlam-yorum-zenginlik katarak, olabildiğince güzel
    beste üretmiş. Besteyi teslim almağa gittiğimde, kucaklaştık.
    Bana heyecânla hac hazırlığını, raporlarını anlattı… Ben de
    tecrübelerimden bahsettim. Tevâfûka bakınız ki bu beste, onun,
    hac thazırlanış heyecânı esnâsında yapılmış… (Allahüekber!) Kaseti, verdi, Ben, “-Olmaz arkadaş, bir meşk et de dinleyelim”
    dedim. Geçti masasının başına, gözlüksüz, solfeji zor tâkip edip
    (orijin akıcı sesindeki takılmalar gözlüksüzlüğündendir, biline..)
    masa da ritm tutarak bir güzel meşk etti. O meşk ederkende, önce hazırlıklı geldiğimden, mikro kaydediciye kaydını “anısal” yapıp, en sonunda da ben sesimle târih atınca gülüştük…
          Benim gibi, oğlum Muzaffer de onun öğrencisiydik… Eser TSM kalıplarında çok dik perdeli oluşu, ne zurna ile, ve ne de trompetle icrâsı mümkün olmayışı; Muzaffer Ali hocanın, Bilecik Mehteri’ni çalıştırırken, her fırsatta ” bu, babasının-hocasının-kendisinin emek katkılı eserini”  Mehter Repertuarı’na katmağa çalışması;

bir anı ya da yine bir güzel tevâfuk değil de yâ nedir?
Başarısı;
nefesli saz grubu uygulamasıyla anlaşılınca, sevindik.
Böylece, çok müzisyene öneripte yapılamayanı(!) M.Ali yapmıştı.
ANCAK! Sn. hocamızın o bildiğimiz hoşgörüsüne güvenerek iyi
niyetlilikle beste rûhuna sâdık kalınarak az bî-şey değiştirilimi
bestenin MEHTER REPERTUARI’na kazanımı için yapıldığı biline…

      Bu eserin sözlerinden dolayı, çok ünleneceğini söyleyen nice
müzik hocaları, hele o sözlere giydirilmiş besteyi de bir bilseler olası azıcık tereddütleri de kalmaksızın, “-Şimdi OLMUŞ” derler.
     Bana göre; Mehter Repertuârı’nda YÜRÜYÜŞ MARŞLARI” içinde
İLK 3′e dâhil olacak niteliğe hâizdir. Yâni: Ceddin deden , Fâtih,
ve bu marş. Bu fâkir; Hocasına da, öğrencisine de teşekkür eder.
     Dileyen mehterhânelere hem orj. TSM. bestesini, hem de “tabii icrâa icâbı” mehter formatlısını, ve hem de, müzik kolleksiyonu
avcıları için, bestekârın orj. sesinden band kaydını iletebilirim.
     Eserin, mehter repertuarına kazanılması öyküsü işte böyle.

    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - — - - - - - - - - — - - - -  - - - - - - - -

    . . . . . . . . . .  . M E H T E R L E R İ N       K Ü N Y E S İ  . . . . . . . . . .

    Türkler, mehter ; Batılılar Senfoni ünlüsüydüler, şimdiyse heyhât!

    Ânlı-şânlı mehterimiz der: “İMDÂT!” ,  imdât’a cevâp’sa; kem isnât

    Oysa, mehterler ki; millî-mânevî sancaklardır, ve dahi, san’at!

    Utanma !   Unutma !  İlhâm almış ondan; Beethoven ve Mozart…

    Yürür hâ yürür!  Mehterler; asırlardır, güldür-güldür !…

    Söylerler  tür- tür  eserleri; coşkuyla, gümbür-gümbür !…

    Mehterler öylesine aşktır ki; muştusuyla vire   güldürür

    O mehterler ki; mâziden-âtiye köprü şiârını ilâ sürdürür

    Ey târih! Ey insanlık! Bilmelisiniz ki; mehterler, ihsân-ı  selâmdır!..

    Üç adımda bir selâmlarken; ..önünüzde.. selâmlarını almanız farzdır!

    = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = == = = = = = =

    MEHTERLERDEN ESİNLENİLEN O GAYDALAR Kİ AKSİNE SÖMÜRGE SİMGESİDİR!
    MEHTERLER’SE YÜRÜYÜŞÜNDEKİ MESÂJLARIYLA SELÂM-BARIŞ-HÜRRİYETTİR!  

    Sunduğum şiir(im); mehter gösterileri  esnâsında gerektikçe

    kullanılabiliinir.  En derûni muhabbetlerimle (M.dd.)

- - - - - - -  - - - - -   ..şiirvâri  anlatılar sonudur.   - - - - - - - - - - - - - - - -

     

(daha fazla…)

K01)

Kategori: c) Kılıç Kalkan Konuları — mdd @ 19:17
Takım olarak gösteriye çıkarken ki anonstır:
( BİLGİ: 3. mısradaki isim-yöre; gösteri yerlerdeki ünlü isimlerle değiştirilebilinir, örn. ” ..Onlar; Orhan gâzi’nin alpleridir, Uludağ yamaçlarında..” gibi.)

GELİYORLAR! NİCE SERHÂD BOYLARINDAN CİHÂD UĞRUNA…
GELİYORLAR! «YÂ ALLAH!» ; «ALLAH! ALLAH!» NİDÂLARIYLA

ONLAR: ERTUĞRULGÂZİ’NİN ÂLPLERİDİR, SÖĞÜT YAMAÇLARINDA

AT MAHMUZLAYIP, OK FIRLATAN, VE DAHİ KÜFFÂRA DİLETEN «AMAN !»

GÖRDÜĞÜNÜZ TEMSÎLİ KILIÇ-KALKANLARIYLA, DEDİRTEN «NE YAMAN!»

[ ..devâmen; tek dâire tûru süreci”nde, ‘anonsla birlikte’ peşrevler gösterilir..}

ŞU AN SEYRETTİĞİNİZ:  PEŞREV TÜRLERİ SIRASIYLA:
“DİZE .. YERE .. BELE .. SIRTA .. KALKAN DARBESİ ADI İLE:

CİHÂDA GİDİŞ VEDÂSIDIR; HISIMINA- AİLESİNE-İŞİNE-EŞİNE

BU PEŞREVLERİN  GÖSTERİ BOYU TEKRÂRLANIŞLARIYSA;

KÂH SILA İZNİDİR, KÂH CEPHE TAKTİĞİDİR, ÖYLE DÜŞÜNÜLE…

Seyirciye karşı İLK (saf düzeni) alınmasıyla; takımın, ve etkinlilerin hk.da teşekkür konuşması sonu.. Konuşma olmazsa, hemen şiirin sunumu sürdürülür. Ancak; şiirdeki altı çizili (kırmızı) nidâlar“ öğrettiğim” koreografi işmârlarıdır ki; her nidâ okunurken, aidi tavır seri-sert olarak eş’zamanda ifâ edilirse alâ olur.

MIZRAK MIZRAK GÜNEŞ IŞINLARI HAYAT BÂHŞEDERKEN;
DUYAR GİBİSİNDİR MUTLÂKA ŞU İKİ SESİ:
KOŞUMLANMIŞ KÜHEYLÂN ATIN KİŞNEMESİDİR SESİN İLKİ,
KALKAN; BİLEY TAŞI OLMUŞ HÂLİYLE:
“KILIÇ BİLEMESİ” SESİN İKİNCİSİDİR, BİL Kİ !…
BİLE YİĞİDİM ! BİLE ŞEHBÂZIM ! BİLE CİVÂNMERDİM !
TÂ’ Kİ, KILICINDA KESİCİ HASSÂ BELİRENE DEK !…
SEN! KILIÇ-KALKAN ŞAKIRTISINDA BULURSUN BİNBİR ZEVK…
CENG MAHÂRETİNE, İNSÂNİ MEZİYETLERİNE, KÜFFÂR;
..HİÇ OLABİLİR Mİ Kİ, SANA DENK !?…
ÜNÜNÜN YAYILMASIYLA TABİİ Kİ SANA: DERLER! YİĞİDİM DERLER!
İŞTE, BÜKÜLMEYEN BİLEK! İŞTE ,YENİLMEYEN İMÂN! İŞTE, KAHRAMAN!
DURUYOR KARŞINIZDA ‘HAS DUR’ HEYBETİYLE; TEK TEK, DEEK!
..VE ŞİMDİ İZLEYELİM HELE! SUNACAKLARI: NASIL GÖSTERİLİ BİR CENG…

[ Üstteki Şiirin son mısrası olan “..nasıl gösterili bir ceng..” ifâdesi akabinde GOCBAŞI’nın: “Haydi, Yâ Allah!” komutuyla gösteri başlarken; alttaki kırmızı yazılı sözleri de; yine, aîdi bölüm tavırlarına rastlayacak târzda ayarlanılarak okunuşları sürdürülür.]
ŞÜHEDÂLIK KILICIYLA DEVİRDİĞİNDE DÜŞMANINI TEK-TEK!
YAMRULAŞMIŞ KALKANI, BİLEĞİNİN GÜCÜ, MUHLÎS İMÂNI İLE:
ÂCEP; MÜMKÜN MÜDÜR Kİ, KÜFFÂRA GÜLSÜN FELEK ?…
BAĞRI AÇIK BAHADIRLAR: «İSTEMEZÜK!» DERLER ZIRHLI YELEK!
NE HÂCET ÇÜNKÜ AÇIK GÖĞÜSLERİNDEN İMÂN FIŞKIRACAK!
HANÇERELERİNDEN’SE TEKBÎRLER; “CENG BOYU” YANKILANACAK!..

CENG Mİ ?.. NERDE OLURSA OLSUN; HAZIRIM.
HAYATTA BUDUR BENİM YEGÂNE HÂZZIM.
AND İÇİRDİ, CİHÂNGİR OLACAĞIMA ATALARIM.
NAMUSUMUN NÂKŞIDIR: “ATIM” ; “AVRADIM” ; “SİLÂHLARIM”
O SÖYLEMDEDİR ECDÂDIMIN MENKÎBELEŞMİŞ AR’LANIŞI…
O SÖYLEMLEDİR MERTLİK VE NÂ’MERTLİĞİN BÂRİZ AYRILIŞI…
O SÖYLEMİN YANSITIMIDIR; KILICIN, KALKANA MASATLANIŞI.

[ 3 adım sekişli kaykılık adım sonu sıçrayışlı makas adımlı bileyiş ânı. ..akabinde 3 kez ortaya “ Hayy ! (Allah anlamında) haykırışlı hâmle ânı ]

KILIÇLAR, BİLEYE ~ BİLEYE DEĞME KESİCİ OLUR DA…
İMÂNIN KUDRETİ BİLEĞE, KUVVET OLARAK AKAR DA;
NASIL ŞÂHLANMAZ Kİ: -HÂYY!” NİDÂSIYLA O BAHADIRLAR!
NASIL SABIRSIZLANMAZLAR Kİ, MUHÂSARALARDA O AKINCILAR!
NASIL FETH’ ETMEZLER Kİ !? DİYÂRLARI KARIŞ-KARIŞ O SAVAŞÇILAR!
HEM Kİ, DOKUNMAKSIZIN: YAŞLIYA, HASTAYA, ÇOCUĞA, KADINA…
ZÂFERLERLE BÖBÜRLENMEZLER; YAŞARLAR HEP TEVÂZUYLA…
CÂN-CÂNAN-MAL FEDÂDIR; İMÂNA~VATANA, “VELHÂSILI CİHÂDA”
ONLAR İÇİN: GÂZİ OLMAK ŞEHİT OLMAK, GÂYEDİR ~ PÂYEDİR…
MUKADDESÂTA, MUKADDERÂTA OLAN İNÂNÇLARIYLA;
MİNNETTÂRLIK SELÂMI İŞTE BÖYLE VERİLİR:
ASL’I OLAN TOPRAĞA, VE DAHİ, ULÛ “HÂLIK”INA…
RÜK’Û İLE BİRLİKTE, YERE ÖPTÜRÜLEN KILIÇ-KALKANLARIYLA

DAĞLAR KUZGÛNİ, YAYLALAR DERELERLE ÇAĞIL-ÇAĞIL, OVALAR SİSLİ
UĞRAMIŞTIR ORALARA DA KİMBİLİR; KAÇ SERDENGEÇTİ, ÂLP VE VELÎ
BAKIN BAKIN ! O NE: YİNE BİLENİYOR; KILIÇLAR, VE DAHİ HIRSLAR…
SIRADA; SERHÂTLİĞİ HAZIR ETMEK VAR, SONRA GELSİN SINIRLAR.
HAKK’IN, HAKSIZLIĞIN DIŞINDA: TINMAZLAR-KORKMAZLAR-YILMAZLAR!

HAS KILIÇLI ÂLPLERE ELZEM REHBER; ‘TAHTA KILIÇ’ DENEN ERENLERDİR
CİHÂD ZÂFERLERİ; ONLARIN,TEVHÎD MEFKÛRELİĞİNDENDİR…
FAZÎLET, FERÂSET, MERT KAVRAMLARIYLA «MAYA»LI
SÖYLEYİN ŞİMDİ: “-O ÂLP-ERENLER; HÂNİ, NERDELER !?…”
EKENLER ONLAR DEĞİL MİYDİ: ULÛ ULÛ ÇINARLARI ?…
KALDI MI Kİ; DE ME! AHA’CIK DURUYOR HATIRLATANLARI;
DÜSTÛRUYLA, DESTÛRUYLA; ER’E, ER KARŞILIKLI DİKİLMİŞLER
ENGÂZ-OYNAŞ OLSA DA “-İŞTE, ONLARIN TEMSİLCİSİ BİZİZ!” DERLER,
..VE EKLERLER:“-CEDDİMİN TORUNUYUM! CENG’SE, TÖRESEL TOY’UM.”
“-HER KİM’Kİ İLİŞİRSE MUKÂDDESÂTIMA; KOMAM VURURUM!”
KILIÇ-KALKAN GÖSTERİLERİ; TEYÎDİDİR, O DEDİKLERİNİZİN…
İŞTE KARŞINIZDA: OYNAŞ TUTUŞACAĞINIZ; HASM-I DENGİN:
GÖSTERİN MAHÂRETİNİZİ Kİ’ NESİNİZ ? NİCESİNİZ ? ..BİLİNİN!
HAYDİ BRE YİĞİTLER! SAVULUN! KOMAN! HURUN!
   {.. nci döğüş ânı.. ]
SONUNDA KUCAKLAŞIP BARIŞIN, SILANIZA KAVUŞUN!


       [..1nci CENK kısmı sonu , 2 nci Cenk kısmı süreci ..]
ŞEREF DOLU ŞÂN, EN MÜMTÂZ ASÂLET ÜNVÂNIDIR.
BU DA YAĞIZ BAHADIRLARDA, TEKMÎL VARDIR.
GÖNLÜ ZENGİN, ASİLLİĞİ ENGİN Mİ ENGİN
HAYDİ ŞEHBÂZIM, İŞTE KARŞINDA YİNE HASM-I DENGİN
GEL ! ŞÖYLE BİR ÇELİK HIŞIRTISIYLA: KILIÇ, KILICA;
GÖRSÜN ÂLEM, ÇIKSIN AYYÛKA KÜKREYEN SESİN!..
AYILSIN GÂFLETTE OLANLAR, SENİ GÖRÜP SEYRETSİN,
SEYR’EDE-EDE; DEHŞETTEN VARSIN, TİTRESİN!
COŞUN BRE YİĞİTLER! TÂRİHTEN HATIRLATARAK ESİNTİLERİ;
SÂYENİZDE ANALIM: “-NEYDİK !… -NE OLDUK ?…” İLÂHİ TECELLÎMİZİ…
..VE DAHİ, «İSLÂM SANCAKTARLIĞI»NA OLUNDUĞUMUZ MÜYESSERLİĞİ…
HÂLÂ DEDİRTMİYOR MU ? O FÜTÛHÂT DÖNEMLERİNİN OLGUSU;
İSLÂM OLANA: “-TÜRK OLDU BU !..” ; “-TÜRKLERLE DOST OLUNUR MU ?”
KİN-NEFRET DUYSALAR DA, BİZ DUYARIZ GURUR VE UMUR,
..ÇÜNKÜ: O, “İSLÂM’IN SON ORDUSU”DUR,
TÂBİİKİ; FÜTÛHÂTTIR - CİHÂDDIR, İLÂNİHÂİYE KONUSU…

KALKAN ARDINA, KAMPANA ETMEKLE BELİRTİLİR:
YİĞİT CENGÂVERLERİN; MUZÂFFERİYÂT GALEBESİ…
İŞTE, GÖRDÜĞÜNÜZ; KILIÇ ÇEVİRMELERİYLE İMÂ EDİLİR:
YENİ KAPIŞACAKLARI CENG İÇİN: “-HAZIRLAN!” DÂVETİYESİ…

HER BİRİNİN DAMARLARINDA MERTLİK KANI DOLAŞMAKTA
ADETÂ KANATLANIRCA CENG PEŞREVLERİYLE TÛRLANMAKLA
BELLİ Kİ; YİNE DİZİLECEKLER CENG SAFLARI OLUŞTURARAK
HAZIRLANIYORLAR, KOZLARINI PAYLAŞMAKLIĞINA…

BAKIN-BAKIN! EVVELÂ CENG MERTLİK AKT’İ YAPIYORLAR:
SİLÂHLARINI HASIMLARINA KONTROL ETTİRMEKLE
BU NE GÜVEN!… BU NE ASÎLLİK!… BU NE MERTLİK!…
FİİL-Π İTİMÂTKÂRLIK BESLEMEKLE BİRBİRLERİNE…
ŞİMDİ DE, ÖNCE GÖZDAĞI VERMEK, SONRA VURUŞMAK İÇİN;
HASMI YARMASIN DİYE CENG SAFI TAKTİĞİ OLUŞTURURKEN;
PÜR DİKKÂT KESİLİP, BİRBİRLERİNİ NASIL DA KOLLUYORLAR

                               [ .. tk.ca 2. ceng kısmı ânı.. ]
O NE !?! YİNE, GÖĞÜS-GÖĞÜSE KAPIŞARAK BİRBİRLERİYLE..
BELLİ Kİ VURUŞACAKLAR “BAŞ VURUŞ” HAKKI DARBELERİYLE..
ALLAH, ALLAH! KÜKREDİ YİNE YÜREKLERDE MERTLİK GALEYÂNI
NE ULVÎ SESTİR Kİ DARBE-İ SEDÂSI, KILIÇ-KALKAN’IN
KAPILMIŞLAR O SESE, BU YOLDA AKITSALARDA KANLARINI..
“-EY YİĞİTLERİM! EFELERİM: KOMAN! VURUŞUN! SAVAŞIN!
CENG SONUNDA; VARIN, BİRBİRLERİNİZLE KUCAKLAŞIP, BARIŞIN.


[ “GOC-SER ..başları; “kozlaşı ceng için” tek sıra saf’a geçilirken ]
VATAN İÇİN, CENG Mİ?… CEDLERİM GİBİ HER ÂN HAZIRIM!
FÂNİ HAYATIM “DEĞERLENİR” DİYE, TEZ KATILIRIM!
BAKMAM CANIMA! BAKMAM CÂNANA! TELEF OLACAKMIŞ…
KÛTSİYETİ, MERTEBESİ SENETTİR; KATILMAYANA, ŞAŞARIM..

        [ GOC-SER  ..başları; “kozlarını paylaşım”  ceng ânı..]

OMUZ- OMUZA, SIRT-SIRTA, SERHÂDLER BOYU;
KILIÇ-KALKAN SALLAMIŞLAR, ‘TINMADAN’ ÖLÜM DARBELERİ NE KARŞI
KOZ DEDİĞİN DÜŞMANA KARŞI OLUR; YÂ, NE DEMEK MİDİR BU?
HISIM~HASIM OLUNSA DA KOZLAŞMAKTIR; “GOCBAŞI” OLUŞ BÜLÛĞU…
AHAA! ŞU ÂN BİRLİKTE DİZ ÇÖKÜP, HÛŞÛYLA YAVAŞ-YAVAŞ;
(CC.) ALLAH’A “ŞÜKÜR SECDESİ EDİYORLAR, YERE KOYARAK BAŞ…
SECDE’DEN KALKILINCA, HÂSIMÂNE OYNAYACAK; YİNE, BAŞ VE KAŞ
ALKIŞLADIĞINIZCA DA HÜNERLERİNİ EDECEKLERDİR; ÂN VE ÂN FÂŞ…
ONLARCA: YANITTIR – KANITTIR, HAKKIYLA OLMA DA ‘GOCLARA BAŞ’
‘SOYDAŞ-YOLDAŞ’ DEMEDEN; SIRASIDIR HAYDİ: KOZLAŞ -UZLAŞ- HOŞLAŞ!…
                 [..yürümeden önce bu kısım okunur..]
CENGİN GÖSTERİSİ DE OLSA, ŞAKAYA GELMEZ HÂ! İYİ BİLİNSİN…
VE Kİ, ASLÂ SORULMAZ: “-BU HIRS, BU HASIMÂNELİK NİÇİN !?..”
ÇÜNKÜ; CENG ÖNCESİ-SONRASI “ATEŞ MENZÎLLERİNİN DIŞINDA”
GECELERİ MESÂFELİ ÖBEKLERLE YAKILAN ATEŞ ALEVLERİ IŞIĞINDA
BÖYLESİ GÖSTERİLERLE ‘TAKTÎKEN’ DÜŞMANLAR YILDIRILIRDI;
DEDİRTİRCESİNE; TÜRKLER: “GECELERİ DE HİÇ UYUMAZLAR MI ?…
İŞTE, BU GELENEVÎ GÖSTERİMİZ: ECDÂD ANISI, VE ANILIŞIYDI…

[ Tk.ca SELÂMLAYIŞ akabinde sahne terkedilirken ki SON kısım ]
GİDİYORLAR! YİĞİTLİK MENKÎBESİNİ TÂRİHİNE; CANIYLA, KANIYLA YAZANLAR
GİDİYORLAR! AKINCILIK RÛHLARIYLA ZÂFFER TÂCINI TAŞIYANLAR
GİDİYORLAR! DALGA-DALGA TAŞARAK, CİHÂD AŞKIYLA TUTUŞARAK
GİDİYORLAR! ÇOŞKULU NİDÂLARLA, KİMBİLİR HANGİ DİYÂRLARA ?…
GİDİYORLAR! YEL MİSÂLİ KILIÇ-KALKANLARIYLA ECDÂT TEMSÎLCİSİ OLARAK!
GİDİYORLAR! CİVÂNMERTLER, SERDENGEÇTİLER SİZLERİ SELÂMLAYARAK!
SİZLERDE SELAMLAYINIZ ONLARI; ALKIŞLAYARAK!

Bilgi: Kıtalar arası mesâfelerin ayarsızlığı; program özelliğindendir…

(daha fazla…)

18 Haziran 2010

Türklerin

Kategori: c) Kılıç Kalkan Konuları — mdd @ 22:40

18 Nisan 2010

posta

Kategori: c) Kılıç Kalkan Konuları — mdd @ 16:28
<IMG height=985 src="file:///C:\Users\Toshiba\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image001.gif" width=722 v:shapes="_x0000_s1042 _x0000_s1043 _x0000_s1044 _x0000_s1045">
<IMG height=985 src="file:///C:\Users\Toshiba\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image001.gif" width=722 v:shapes="_x0000_s1042 _x0000_s1043 _x0000_s1044 _x0000_s1045">

(daha fazla…)

20 Eylül 2009

Yenişehir

Kategori: f) Ziyâretçiler Defteri — mdd @ 21:02

Değerli kardeşim  ( Yenişehir Osmanlı mehteri …?….’zeni ):
Özetle; takımdaki çalışmalaıı genelde asıp, sobete etmek anlamında olmasa da kinâyeli davranışarla otorite-disiplin-düzen sulandırıcılığa çalışan, hele görevlere geç gelerek hepinizi saatlerce bekletip geren, bizsiz bu takım yürümez-çöker tavırlı kasıntı gürûhu, kendine saygısı olmayanın başkalarına / topluma / takıma saygısı olmayacağı, empati fukarası, egolu (mâlum) grupcuktan bahsederek; hep bendenize neler-neler çektirdiklerini hatırlayıp “gıyabımda da olsa” haklılığımı teslim ederek hak tesliminde bulunmanızı bir tür helâlleşme teatisi gibi kabul  edilebilirlilik kadar,  aynı önemlilikte benzeri hatâlılık içinde bulunan diğer mehterlerlerimiz içindeki öylesi fesat grupçuk dayanışmasını sürdürenlere de hitâbımdır; (..ve ki mesajını nakletmediğim ad(lar)ını da vermediklerimin yakınmaları ve yakınışlarından doğan sorulara da ) cevabımdır
Bahsettiğin arkadaşlar, bana ve takımda çoğunlukla muhabbetli olmamdan dolayı da takıma karşı klik ve grup tavırlı olanlar…
Demek ki herhalde ben halâ oralarda ( 3 yıl sonraları bile) birlikte sanılıyorum duygusundalar ki, “eski tas eski hamamlar” belli ki…
Kişisel ve toplumsal haklarınıza mütecâviz olmaları kendi sorunları..
Sakın ola ki, (bu tıynette olanlar yüzünden) mehterden soğuma gibi bir handikapa kapılmamalısın(ız).
İşte feraset ve erdemlik tam o çizgiyi tutturmakla oluyor. Ben kişisel, Münir Akyıl olarak birçok hafiflikte bulunabilirim ama sorumluluğumun gerek(ir)liliği
konu(m)larda “mehterci dede” misyon ve mefkure şiarlılığım, her türlü hafiflikten, taraf tutmaktan-kayırmaktan-şahsıma yapılan her türlü hakaret-tavır ve altımı oymalar, hin-kin-garaz tutumlu muhataplarıma karşı aslâ, onların istediği-beklediği davranışlara-tuzağa düşmek gibi bir lüksüm olmamasının bilinciyle, sabrıyla, sebâtıyla, görevimi ifâ(de) etmek gerekliliğiyle hep işime baktım, yapıcı olmaya çalıştım. İnsanları kaybetmek kolaydır, ama kazanmak hiç de kolay değildir. Toplumun olduğu her yer hep fokurdar- kaynar - dedi kodu makinaları boldur… Sizin orası da öyle, başka yerlerde… O mehterimiz, Yenişehir’imizin değişmez sembolü oldu… Ve de o mehterin nasıl var edildiğinin en canlı târihi şahitlerisiniz. Bu fâkir de kurucululuk pâyesine mazhâren acımancık aşında tuzu oldu ise, sizler gibi arkadaşları tanıyıp, birlikte, her zorluğu aşıp, mehterimizi meydana getirmemizdeki kader-nâsip güzelliğidir.
Birlikte sahne yaptığımız Karagöz Hüseyin’den duydum: Orhaneli’ndeki gittiğiniz festivalde bile 3 yıl sonra hiç tanımadığım  Orhaneli’li ‘anansör öğretmenin adımdan bahsetmiş kurucu olarak…  İşte HAKK dediğin, hizmetlerin inkârı yerine, gerektiğinde HAKK teslimidir. Bak, üstte değindiğim gibi;  “BEN” demek yerine, “BİRLİKTE” o takımı oluşturduk deyişim boşuna mı!?!   O mâlum arkadaşlar, kasıntı durumlarıyla; “bu takım ‘tekil BENSİZ / çoğul BİZSİZ ol(a)maz!” egoist davranışları, ise, ‘Felâk suresi’nin sonu “..HASET’lik” bozgunculuğun bir türü… Kibirlik…   Hafezan Allah(cc), Münir olarak her haltım olabilir ama, “mehterci dede” kimliğime ait her işimi çok ciddi – özverili ve gereğini yapmayı çabalamışımdır düstur olaraktan. 
          Şu çok iyi bilinmelidir ki: Mehterci dede kimliğimle misyon-mefkûre çabalalarıma karşıt ard niyetli davranışları; gerek benim zamanımda olsun, gerek benden sonraki süreçlerde olsun, her kim ki aynı minvâl üzere mehter faaliyetlerine müncer disiplin-düzen-vb. bozucu, davranışları sürdürenler; er-geç kutsî faaliyet ocağı  bilinen,  MEHTER OCAĞI LÂNETİNE  mâruz kalanların akıbetine duçâr olacaklarından korkmalılar…  Tecrübelerimle sâbit bu uyarımı lütfen onlar, ( diğer mehterlerdeki o gibiler de ) muhakkak önemsemelidirler. Yine çok iyi denenmiş vecileşmiş şu sözü de bilmeliler:Mehterlere bir şekilde destek olanlar ihyâ olurlar ; bir şekilde köstek olanlar yamulurlar…”   Buradan şuraya gelmek istiyorum: Kişisel sorunları, sorumlulukları ile mehter sorumluluğu konu(m)larını biribirine karıştırmamanı(zı) hassâten hatırlatırım; Ve lütfen tüm arkadaşlarımızı da motife ederek “o mehter ‘dağılmamalı’ ilânihîye yürü(tül) melidir. derim. Ayrıca, bu çok önemli konu  hakkında (  tüm sivil mehterlerimize de yönelik olarak ) bilgilendirmeğe imkân verdiğin için teşekkür eder  bil’vesile bahsettiğin hocama da, sana da, tüm takım ve Yenişehir’deki gönüldâşlarıma da, en derûni muhabbetlerimi sunarım.  m.dd.

(daha fazla…)

15 Mayıs 2009

02a)

Kategori: b) MEHTER(hâne) Konuları — mdd @ 11:43
GÖN. PORTAL KİMLİĞİ (..Bkz. münekkid’in bu  “kültürfizik“  portalındaki “MEHTER” etiketine )
>> sağlam kafa sağlam vücutta bulunur <<
Mehter at home, Mehter on earth!

23.04.2009 | Yazan: ozan | Kategori: ahval ve şerait | Etiketler: 23 nisan, mehteran |

Hakimiyet-i Milliyemizin sene-i devriyesini idrak ettiğimiz bu mübarek günde, günün anlam ve önemini ancak idrak etmiş bulunuyorum. Sabah geçgeçinde Çocuk Mehter Takımı denen vakıayla beni tanıştırarak idrakimi kuvvetlendiren Show TV’ye de katkılarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Sayın Müdürüm, Saygıdeğer Büyüklerim, Değerli Veliler, Sevgili Arkadaşlarım buyrun şenliğimize:

[ M.DD’ DEN: YAZININ TAM BURASINDA,  ARAYA “ÇOCUK MEHTERLERİ” ÖRNEK RESİMLER KONMUŞ. ]

Sırasiyle Eyüp Belediyesi, Bielefeld, Bursa Yıldırım ya da Manisa Turgutlu. Bunlardan başka Özel Çağrı Koleji, Hollanda, Berlin, Ankara Yenimahalle Belediyesi ve -sıkı durun- Endonezyalıların çocuk mehteranları bulunuyormuş.

Siz de yavrunuzu keferenin üstüne yeniçeri olarak salmak isterseniz kostümünü satın alabilir ya da kiralayabilirsiniz.

Bunlar dışında adult mehteranlarımızın yaptığı etkinlikler için de bir de sünnet düğünlerinde çalmak bulunuyormuş ki hayretler içinde kaldım. Cumhuriyet ilan olundu diye artık her çükü kesinlen şehzade maşallah: 1, 2, 3

Böyleyken böyle efendim. Mehteranın işlevini ve tarihçesini bilenler bu yazıya ayrıca gülsün. Cuk oturduğunu düşündüğüm Sakallı Celal‘in bir sözüyle bitiriyorum:

“Tanzimat ilan ettik olmadı.
Meşrutiyet ilan ettik olmadı.
Cumhuriyet ilan ettik olmadı.
Biraz da ciddiyet ilan etsek?”

- - - - — - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - — m e s a j   s o n u - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

- - - - — - - - - - - - - - - - - - - m e s a j ı aynen aktardım; şimdi de sıra cevabında - - - - - - - - - - - tıklayınız: resmim - IMG000002

- - - -  m e s a j   bu kadarlıkla  yetinilerek(!) sonlanıp,  ‘E.Posta’ma gönderilmiş.  Bendeniz de şehîd-şühedâ, gâziyân diyârı ÇANAKKALE ilimizde MEHTER  kuruluş çalışmalarını sürdürmem dolayısıyla, bilgisayarımdan uzak kaldığımdan evime döndüğümde kontrolüm esnâsında farkettim.  Hâni gecikmemi de ard niyetli sanılmasın diye bu izâhta bulunarak, (..ve de, bu minvâl üzere portallarda, yazılı-görsel medyâ da benzerî olanlarını da..) cevâplayalım efendim:

..YAKINIŞLARIM.. konusuna “23 Nisan ..Egemenlik Bayramı”nda MEHTER hk.da EL’CEVÂP:

KÖKSÜZ; ne ağaç, ne millet olur!”

AĞAÇ KÖKÜ’nün mecâzen adı ırk ise, köke hayat veren can suyu DİL’dir. Dil o milletin iletişim bayrağıdır. Ama, öyle sanıyorum ki şu yazdığım sav’lık cüce makalemizin içeriği çok kelimeyi; eski dil diye öğrenmek yerine anlayamama özürlüğüne sığınıp, kolaycılığı yeğleyip; bilgilenmeyi de, bilgi dağarcığı yetisiyle de sürtüşmeyi göze alamayıp sıvışmayı yeğleyen yeni jenerasyonlar ne denli hatâlılıklar-eksiklikler ve dahi çocuklarına-torunlarına karşı ne kötü dil mirâsı

(daha fazla…)

4 Mayıs 2009

M

Kategori: e) İlintili Alıntılar Bölümü — mdd @ 13:51

From: mdd16tr@gmail.com
To: micingirt@hotmail.com
Subject: M.dd’en ALINTI yapabilir miyim izni hk.da
Date: Mon, 4 May 2009 13:36:03 +0300

Değerli “mefkûre” Dostu
Selamün aleykum!
Konusu ” M E H T E R” olan şiiriniz, olması gerektiği özenle ve hamâsiyât kavramlarıyla didaktik-epik münderecata hâiz yoğunlukta kaleme almış olmanız, mehterlerle ilgili çoğu şâirlerin sığ şiirlerine kinâye, ve dahi mehterlerin hakkını vermek bab’ından hem yetkin örneği, hem duyulası gururu, hem de değerler manzûmesi konumundan etkinliğini de bil’vesile dermeyân edişinize hayrân kalmamak mümkün değil…  Konunun nâcizâne bir hizmetlisi olarak, bu fâkir de,
gücünce mehter ilintili şiirimsi çiziktirileri olmuş, hattâ birini sn. Bursa san’atçısı değerli ağbim-hocam Erdinç Çelikkol  tarafından bestelenme mertebesine dahi nâil olmuşumdur… İşlediğiniz HAMÂSÎYÂT kavramının içini ‘mâalesef’ fütûrsuzca
boşaltanlara inat bir direnişle; kendimce, ömrüme endeksli hizmeti şiâr edinen mefkûre/misyon adamı olaraktan, şâyet izniniz olursa, konu içerikli portalım olan; Googel’dan “mehterci dede” tıklatıldığında parametreleriyle çıkan site(m)in içeriğindeki “ALINTILAR” bölümüne iftihârla koymak düşüncesindeyim. Müsaade buyrulur mu !?!…
Çalışmalarınızda başarılar diler; iş-his-istek dünyânızda istemleriniz doğrultusunda olsun temennisinde bulunur, cevabınızı beklerim.
NOT: 1) İzninizi alsam da, göreceğiniz üzere portalımı fiihrist/etiket yöntemine çevirme aşamasındayım, topladığım ilintili doneleri zamanla hâlledeceğimin bilinmesi ricâsıyla.
NOT: 2) Kuruluş-kurtuluş diyârları Bursa, Yenişehir, Bilecik, Söğüt  ile, Şehit-şühedâ, gâziyân diyârı olan Çanakkale gibi
çok anlamlı ulvî topraklarda Râbb’ıma şükürler olsun ki  “mehter”  takımlarını kurmayı nâsiplendim… Şimdi ise tek arzum: Serhâdler şehri  Edirne ile, sizin doğum yeriniz olan “Türklüğün Anadolu’ya açılan kapısı MALAZGİRT” diyârlarında da
“Tevhîd Sancağı sembolü de sayılan MEHTER(hâne Ocağını tesîs etmede hizmetkâr olabilmek…   Yâ nâsip!    

En derûni muhabetlerimle. Mehterci dede ( = m.dd)  04.05.2009

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -  - - - - - - - - - - - - - - - -

Değerli, Ömer Ekinci Micingirt beyden talep ettiğim izin için muvafakat cevâbıdır:

Muhterem üstadım,Aleyküm Selam.Memnuniyetle evet diyorum ve bu ulvi çalışmalarınızda başarılar diliyor her zaman şiir yazı ve tüm eserlerimin izinsiz kullanabileceğinizi hatırlatıyorum…Dua ile…

M  E  H  T  E  R

Gazve-i Hudeybiye, mucizeyi bahire,
Heybetli atlıların, hür sesi, marşı mehter,
Hikmet dolu edayla, evvele ve ahire,
Aşk saçan sevdaların bestesi, yaşı mehter…

Buğu buğu gözlerim şakaklarım ter.
Gül-i Ranam… Sar beni, kucakla mehter.

Üç kıta yedi düvel, iç içe fırka fırka,
Efsunlu notalarda her millete her ırka,
Viyana’dan Kenya’ya, Somali’den Iraka,
Bir destanın huzmesi, öyküsü arşı mehter…

“Allah bes baki heves” gayrisi beter,
Zebercet iklimlerin, pervazı mehter…

Nihayetsiz musiki, bir devrin çağıltısı,
Saadetli iklimin mefkûresi türküsü,
Gönlümün rayihası, tabutumun örtüsü,
Öksüz kalan bir devin, türküsü düşü mehter.

Göz kulak dil dudak Hayy! Atlastan defter,
Haşmetli solukların, Itrisi mehter…

Mehter bir kutlu düğün,”Abı-ı hayat” vuslat nur,
Şaha kalktı hatıram, vur mehteran hele vur!
Bu desturlu şarkılar, tekrar tekrar okunur,
Uyanık gönüllerin güftesi aşı mehter…

Konçertolar, Mozartlar, istemem yeter!
Çile yüklü melodim… Yaşasın mehter!

Hey muazzam orkestra! Şavkı içime doldu,
Sihirli nağmelerle, paslı ruhum duruldu,
Aşkım şevkim meşalem, zümrütten bahar oldu,
Ecdadın yadigârı, ülküsü marşı mehter…

10.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

- - a y n ı  ş i i r i n i   çok az değiştirmiş (son 4′lük eşiğine alâ bir mısrayı da eklemiş hâllisiyle daha da güzelleşmiş
olanını  a ş a ğ ı d a  “şâirimizin önerisi doğrultusunda”  arz edelim: - - - - -  - - -

Mehter

Gazve-i Hudeybiye, mucizeyi bahire,
Heybetli polatların, nefesi, marşı mehter,
Hikmet dolu edayla, evvele ve ahire,
Aşk saçan atlıların bestesi, arşı mehter…

Buğu buğu gözlerim şakaklarım mavi ter,
Gül-i Ranam… Sar beni, tekrar kucakla mehter.

Üç kıta yedi düvel, iç içe fırka fırka,
Efsunlu notalarda her millete her ırka,
Viyana’dan Kenya’ya, Somali’den Iraka,
Bir destanın huzmesi, öyküsü yaşı mehter…

“Allah bes baki heves” gayrisi yekten beter,
Zebercet iklimlerin, pervazı hazı mehter…

Nihayetsiz musiki, bir devrin çağıltısı,
Saadetli iklimin mefkûresi türküsü,
Gönlümün rayihası, tabutumun örtüsü,
Öksüz kalan bir devin, türküsü düşü mehter.

Göz kulak dil dudak Hayy! Atlas yaldızlı defter,
Haşmetli solukların, yorgun Itrisi mehter…

Mehter bir kutlu düğün,”Abı-ı hayat” vuslat nur,
Şaha kalktı hatıram, vur mehteran hele vur!
Bu desturlu şarkılar, tekrar tekrar okunur,
Uyanık gönüllerin güftesi aşı mehter…

Konçertolar, Mozartlar, susun istemem yeter!
Çile yüklü melodim… Yaşasın şanlı mehter!

Hey muazzam orkestra! Şavkı içime doldu,
Sihirli nağmelerle, paslı ruhum duruldu,
Aşkım şevkim meşalem, zümrütten bahar oldu,
Ecdadın yadigârı, ülküsü marşı mehter…
Bir devin esintisi ravzamın taşı mehter

10.11.08 Bursa

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

1973 sonrası ; 1826 önce bandoları !?!

 

Mehtercidede

Her
fırsatta, misyon/mefkûre adamı olarak derim ki: Turizm ve Kültür
Bakanlığı, niçin, mehterin aslî yeri olan Türk ülkelerinde
kurmuyor!?… “-Bakın bu mehteri sizlerden emânet alıp, şu âna dek
yaşata’gelmişiz; lâkin, eski Rus emperyalizm’i sizlere çok gelenevî
ifâyı yitirttiği gibi, ‘mehteri’ de unutturmuş… Hâdi kuralım
ülkelerinizde…” diye, niye girişimde bulunmuyor !?!… Oralara, âşinâ
olsunlar amaçlı niye sıkca sivil mehterlerimizi “ödül-teşvîk amaçlı”
yollamıyorlar… “GAYDA takımlarının fonksiyonları-kültürel stretajisi
boşuna mı?.. 25,5 km.karelik Osmanlı Coğrafyasında yapamayabilirsiniz
ama; “Reisicumhur Senfoni Orkestrası örneği gibi, girişimlerde
bulunulmuyor ki !?!… Hem sonra, Rusların o grubu otantik olmadığına
göre, TSK.imizin bir kaliteli bandosu “emsâlen” gönderilebilinir di…
Yâni!… Keyfiyet arz olunur. Mehterci dede

Salı, 14 Ekim 2008 16:16

 

 

Kremli’de “ALLAH!” sesleri

Mehterci dede

Kutlanası,
güzel bir “Devletlerarası kültürel” girişim. Amma velâkin, ben her
fırsatta, misyon/mefkûre adamı olarak derim ki: Sn Turizm ve Kültür
Bak. ilgili birimleri, niçin, mehterin aslî sâhipleri olan Türkeli
diyarlarında “-Bakın bu mehteri sizlerden emânet alıp, yaşata’gelmişiz;
lâkin, eski Rus emperyalizm’i sizlere çok şeyleri yitirttiği gibi,
‘mehteri’
de unutturmuş… Hâdi kuralım ülkelerinizde…” diye, niye girişimde
bulunmuyor !?!… Oralara, âşinâ olsunlar amaçlı niye sivil
mehterlerimizi “ödül-teşvîk amaçlı” yollamıyorlar…
Böylece; “GAYDA takımlarının fonksiyonları-kültürel stretajisi
mütekabiliyetinde, niye mehter takımlarımız 25,5 km.karelik Osmanlı
Coğrafyasında; “Devletlerarası kültürel anlaşmalar” ile, “Reisicumhur
Senfoni Orkestrası örneği gibi, girişimlerde bulunulmuyor !?!… Hem
sonra, Rusların o grubu otantik olmadığına göre, TSK.imizin bir
kaliteli bandosu “emsâlen” niye gönderilmiyor… Yâni… Keyfiyet arz
olunur.
Mehterci dede

Salı, 14 Ekim 2008 15:38

(daha fazla…)

16 Ekim 2008

K01)

Kategori: c) Kılıç Kalkan Konuları — mdd @ 12:29
Takım olarak gösteriye çıkarken ki anonstır:
( BİLGİ: 3. mısradaki isim-yöre; gösteri yerlerdeki ünlü isimlerle değiştirilebilinir, örn. ” ..Onlar; Orhan gâzi’nin alpleridir, Uludağ yamaçlarında..” gibi.)

GELİYORLAR! NİCE SERHÂD BOYLARINDAN CİHÂD UĞRUNA…
GELİYORLAR! «YÂ ALLAH!» ; «ALLAH! ALLAH!» NİDÂLARIYLA

ONLAR: ERTUĞRULGÂZİ’NİN ÂLPLERİDİR, SÖĞÜT YAMAÇLARINDA

AT MAHMUZLAYIP, OK FIRLATAN, VE DAHİ KÜFFÂRA DİLETEN «AMAN !»

GÖRDÜĞÜNÜZ TEMSÎLİ KILIÇ-KALKANLARIYLA, DEDİRTEN «NE YAMAN!»

[ ..devâmen; tek dâire tûru süreci”nde, ‘anonsla birlikte’ peşrevler gösterilir..}

ŞU AN SEYRETTİĞİNİZ:  PEŞREV TÜRLERİ SIRASIYLA:
“DİZE .. YERE .. BELE .. SIRTA .. KALKAN DARBESİ ADI İLE:

CİHÂDA GİDİŞ VEDÂSIDIR; HISIMINA- AİLESİNE-İŞİNE-EŞİNE

BU PEŞREVLERİN  GÖSTERİ BOYU TEKRÂRLANIŞLARIYSA;

KÂH SILA İZNİDİR, KÂH CEPHE TAKTİĞİDİR, ÖYLE DÜŞÜNÜLE…

Seyirciye karşı İLK (saf düzeni) alınmasıyla; takımın, ve etkinlilerin hk.da teşekkür konuşması sonu.. Konuşma olmazsa, hemen şiirin sunumu sürdürülür. Ancak; şiirdeki altı çizili (kırmızı) nidâlar“ öğrettiğim” koreografi işmârlarıdır ki; her nidâ okunurken, aidi tavır seri-sert olarak eş’zamanda ifâ edilirse alâ olur.

SARP YALÇIN DORUKLARDAN ŞAFAK  ATARKEN;
MIZRAK MIZRAK GÜNEŞ IŞINLARI HAYAT BÂHŞEDERKEN;  
[a]..
DUYAR GİBİSİNDİR MUTLÂKA ŞU İKİ SESİ:
KOŞUMLANMIŞ KÜHEYLÂN ATIN KİŞNEMESİDİR SESİN İLKİ,
KALKAN; BİLEY TAŞI OLMUŞ HÂLİYLE:
“KILIÇ BİLEMESİ”  VE  “PUSATLARIN BAKIMI” SESİN İKİNCİSİDİR, BİL Kİ !…
BİLE  YİĞİDİM !   BİLE  ŞEHBÂZIM !    BİLE  CİVÂNMERDİM !
TÂ’ Kİ, KILICINDA KESİCİ HASSÂ BELİRENE DEK !…
SEN! KILIÇ-KALKAN ŞAKIRTISINDA BULURSUN BİNBİR ZEVK…
CENG MAHÂRETİNE, İNSÂNİ MEZİYETLERİNE, KÜFFÂR;
..HİÇ OLABİLİR Mİ Kİ, SANA DENK !?…    
..[b]
ÜNÜNÜN YAYILMASIYLA TABİİ Kİ SANA: DERLER! YİĞİDİM DERLER!   [c]
İŞTE, BÜKÜLMEYEN BİLEK! [d]    İŞTE, YENİLMEYEN İMÂN! [e]    İŞTE, KAHRAMAN[f]
DURUYOR KARŞINIZDA ‘HAS DUR’ HEYBETİYLE: TEK TEK,  DEEK!  [g]
..VE ŞİMDİ İZLEYELİM HELE! SUNACAKLARI: NASIL GÖSTERİLİ BİR CENG…  [h]

[ 1.} Üstteki mısralardan: [a-b] arası okunuş sürecinde; goçbaşıları nezâretinde bireysel pusat bakımı mizanseni yapılır.
[b] okunuşu bitiminde de; sağ el sarkık, sol elde kılıç-kalkan tutularak, ‘topuklar bitişik’ “DOĞAL HÂL TAVRI”  dizilinir. [c] “..DERLER!  YİĞİDİM DERLER!”  ifâdesinde; doğal sarkık sağ el; serî, kuşak üstündeki pusatlıka sokulur.
[d]  “..BİLEK!” ifâdesinde, doğal sarkık sol el; pusatlıktan çıkartılıp ‘alın hizâsında’  yumruk gösterilerek kılıç kabzasına.. [e]  “..İMÂN!” ifâdesinde; tutulan kılıç, kalkandan  hışırtıyla çekilerek, sol göğüste kalkan üzerine kılıç çarpraz tutulur.
[f]  “..KAHRAMAN!” ifâdesinde;  ayaklar, sert ‘rap!’ omuz şâkulü açılıp; kılıç ucu sağ, kalkan teyeti sol paçaya temas ile, “HAS DUR  TAVRI”  vakurâne duruş görünümü yansıtılır.
[g]  “..tek-tek, DEEK!” ifâdesinde; (..Keçe külâhlar mutlâka kullanılmalıdır.} keçe külâhlı baş ‘az arkaya’  dikilir.

[ 2.} Üstteki son mısrası: “..NASIL GÖSTERİLİ BİR CENG..” [h]  ifâdesi akabinde GOCBAŞI’nın: “-HAYDİ YÂ ALLAH!” komutuyla (SOL  adım ileri basıp; diz kıvrığı üzerine kalkan temâsıyla..  ilâ..)  gösteri başlarken;  alttaki kırmızı [renksiz kopyalarda soluk} yazılı sözleri de; yine, aîdi bölüm tavırlarına rastlayacak târzda ayarlanılarak okunuşları sürdürülür.]

ŞÜHEDÂLIK KILICIYLA DEVİRDİĞİNDE DÜŞMANINI TEK-TEK!
YAMRULAŞMIŞ KALKANI, BİLEĞİNİN GÜCÜ, MUHLÎS İMÂNI İLE:
ÂCEP; MÜMKÜN MÜDÜR Kİ, KÜFFÂRA GÜLSÜN FELEK ?…
BAĞRI AÇIK BAHADIRLAR: «İSTEMEZÜK!» DERLER ZIRHLI YELEK!
NE HÂCET ÇÜNKÜ AÇIK GÖĞÜSLERİNDEN İMÂN FIŞKIRACAK!
HANÇERELERİNDEN’SE TEKBÎRLER; “CENG BOYU” YANKILANACAK!..

CENG Mİ ?.. NERDE OLURSA OLSUN; HAZIRIM.
HAYATTA BUDUR BENİM YEGÂNE HÂZZIM.
AND İÇİRDİ, CİHÂNGİR OLACAĞIMA ATALARIM.
NAMUSUMUN NÂKŞIDIR: “ATIM” ; “AVRADIM” ; “SİLÂHLARIM”
O SÖYLEMDEDİR ECDÂDIMIN MENKÎBELEŞMİŞ AR’LANIŞI…
O SÖYLEMLEDİR MERTLİK VE NÂ’MERTLİĞİN BÂRİZ AYRILIŞI…
O SÖYLEMİN YANSITIMIDIR; KILICIN, KALKANA MASATLANIŞI.

[ 3 adım sekişli kaykılık adım sonu sıçrayışlı makas adımlı bileyiş ânı. ..akabinde 3 kez ortaya “ Hayy ! (Allah anlamında) haykırışlı hâmle ânı ]
KILIÇLAR, BİLEYE ~ BİLEYE DEĞME KESİCİ OLUR DA…
İMÂNIN KUDRETİ BİLEĞE, KUVVET OLARAK AKAR DA;
NASIL ŞÂHLANMAZ Kİ: -HÂYY!” NİDÂSIYLA O BAHADIRLAR!
NASIL SABIRSIZLANMAZLAR Kİ, MUHÂSARALARDA O AKINCILAR!
NASIL FETH’ ETMEZLER Kİ !? DİYÂRLARI KARIŞ-KARIŞ O SAVAŞÇILAR!
HEM Kİ, DOKUNMAKSIZIN: YAŞLIYA, HASTAYA, ÇOCUĞA, KADINA…
ZÂFERLERLE BÖBÜRLENMEZLER; YAŞARLAR HEP TEVÂZUYLA…
CÂN-CÂNAN-MAL FEDÂDIR; İMÂNA~VATANA, “VELHÂSILI CİHÂDA”
ONLAR İÇİN: GÂZİ OLMAK ŞEHİT OLMAK, GÂYEDİR ~ PÂYEDİR…
MUKADDESÂTA, MUKADDERÂTA OLAN İNÂNÇLARIYLA;
MİNNETTÂRLIK SELÂMI İŞTE BÖYLE VERİLİR:
ASL’I OLAN TOPRAĞA, VE DAHİ, ULÛ “HÂLIK”INA…
RÜK’Û İLE BİRLİKTE, YERE ÖPTÜRÜLEN KILIÇ-KALKANLARIYLA

DAĞLAR KUZGÛNİ, YAYLALAR DERELERLE ÇAĞIL-ÇAĞIL, OVALAR SİSLİ
UĞRAMIŞTIR ORALARA DA KİMBİLİR; KAÇ SERDENGEÇTİ, ÂLP VE VELÎ
BAKIN BAKIN ! O NE: YİNE BİLENİYOR; KILIÇLAR, VE DAHİ HIRSLAR…
SIRADA; SERHÂTLİĞİ HAZIR ETMEK VAR, SONRA GELSİN SINIRLAR.
HAKK’IN, HAKSIZLIĞIN DIŞINDA: TINMAZLAR-KORKMAZLAR-YILMAZLAR!

HAS KILIÇLI ÂLPLERE ELZEM REHBER; ‘TAHTA KILIÇ’ DENEN ERENLERDİR
CİHÂD ZÂFERLERİ; ONLARIN,TEVHÎD MEFKÛRELİĞİNDENDİR…
FAZÎLET, FERÂSET, MERT KAVRAMLARIYLA «MAYA»LI
SÖYLEYİN ŞİMDİ: “-O ÂLP-ERENLER; HÂNİ, NERDELER !?…”
EKENLER ONLAR DEĞİL MİYDİ: ULÛ ULÛ ÇINARLARI ?…
KALDI MI Kİ; DE ME! AHA’CIK DURUYOR HATIRLATANLARI;
DÜSTÛRUYLA, DESTÛRUYLA; ER’E, ER KARŞILIKLI DİKİLMİŞLER
ENGÂZ-OYNAŞ OLSA DA “-İŞTE, ONLARIN TEMSİLCİSİ BİZİZ!” DERLER,
..VE EKLERLER:“-CEDDİMİN TORUNUYUM! CENG’SE, TÖRESEL TOY’UM.”
“-HER KİM’Kİ İLİŞİRSE MUKÂDDESÂTIMA; KOMAM VURURUM!”
KILIÇ-KALKAN GÖSTERİLERİ; TEYÎDİDİR, O DEDİKLERİNİZİN…
İŞTE KARŞINIZDA: OYNAŞ TUTUŞACAĞINIZ; HASM-I DENGİN:
GÖSTERİN MAHÂRETİNİZİ Kİ’ NESİNİZ ? NİCESİNİZ ? ..BİLİNİN!
HAYDİ BRE YİĞİTLER! SAVULUN! KOMAN! HURUN!
   {.. nci döğüş ânı.. ]
SONUNDA KUCAKLAŞIP BARIŞIN, SILANIZA KAVUŞUN!

       [..1nci CENK kısmı sonu , 2 nci Cenk kısmı süreci ..]
ŞEREF DOLU ŞÂN, EN MÜMTÂZ ASÂLET ÜNVÂNIDIR.
BU DA YAĞIZ BAHADIRLARDA, TEKMÎL VARDIR.
GÖNLÜ ZENGİN, ASİLLİĞİ ENGİN Mİ ENGİN
HAYDİ ŞEHBÂZIM, İŞTE KARŞINDA YİNE HASM-I DENGİN
GEL ! ŞÖYLE BİR ÇELİK HIŞIRTISIYLA: KILIÇ, KILICA;
GÖRSÜN ÂLEM, ÇIKSIN AYYÛKA KÜKREYEN SESİN!..
AYILSIN GÂFLETTE OLANLAR, SENİ GÖRÜP SEYRETSİN,
SEYR’EDE-EDE; DEHŞETTEN VARSIN, TİTRESİN!
COŞUN BRE YİĞİTLER! TÂRİHTEN HATIRLATARAK ESİNTİLERİ;
SÂYENİZDE ANALIM: “-NEYDİK !… -NE OLDUK ?…” İLÂHİ TECELLÎMİZİ…
..VE DAHİ, «İSLÂM SANCAKTARLIĞI»NA OLUNDUĞUMUZ MÜYESSERLİĞİ…
HÂLÂ DEDİRTMİYOR MU ? O FÜTÛHÂT DÖNEMLERİNİN OLGUSU;
İSLÂM OLANA: “-TÜRK OLDU BU !..” ; “-TÜRKLERLE DOST OLUNUR MU ?”
KİN-NEFRET DUYSALAR DA, BİZ DUYARIZ GURUR VE UMUR,
..ÇÜNKÜ: O, “İSLÂM’IN SON ORDUSU”DUR,
TÂBİİKİ; FÜTÛHÂTTIR - CİHÂDDIR, İLÂNİHÂİYE KONUSU…

KALKAN ARDINA, KAMPANA ETMEKLE BELİRTİLİR:
YİĞİT CENGÂVERLERİN; MUZÂFFERİYÂT GALEBESİ…
İŞTE, GÖRDÜĞÜNÜZ; KILIÇ ÇEVİRMELERİYLE İMÂ EDİLİR:
YENİ KAPIŞACAKLARI CENG İÇİN: “-HAZIRLAN!” DÂVETİYESİ…
HER BİRİNİN DAMARLARINDA MERTLİK KANI DOLAŞMAKTA
ADETÂ KANATLANIRCA CENG PEŞREVLERİYLE TÛRLANMAKLA
BELLİ Kİ; YİNE DİZİLECEKLER CENG SAFLARI OLUŞTURARAK
HAZIRLANIYORLAR, KOZLARINI PAYLAŞMAKLIĞINA…

BAKIN-BAKIN! EVVELÂ CENG MERTLİK AKT’İ YAPIYORLAR:
SİLÂHLARINI HASIMLARINA KONTROL ETTİRMEKLE
BU NE GÜVEN!… BU NE ASÎLLİK!… BU NE MERTLİK!…
FİİL-Π İTİMÂTKÂRLIK BESLEMEKLE BİRBİRLERİNE…
ŞİMDİ DE, ÖNCE GÖZDAĞI VERMEK, SONRA VURUŞMAK İÇİN;
HASMI YARMASIN DİYE CENG SAFI TAKTİĞİ OLUŞTURURKEN;
PÜR DİKKÂT KESİLİP, BİRBİRLERİNİ NASIL DA KOLLUYORLAR

                               [ .. tk.ca 2. ceng kısmı ânı.. ]
O NE !?! YİNE, GÖĞÜS-GÖĞÜSE KAPIŞARAK BİRBİRLERİYLE..
BELLİ Kİ VURUŞACAKLAR “BAŞ VURUŞ” HAKKI DARBELERİYLE..
ALLAH, ALLAH! KÜKREDİ YİNE YÜREKLERDE MERTLİK GALEYÂNI
NE ULVÎ SESTİR Kİ DARBE-İ SEDÂSI, KILIÇ-KALKAN’IN
KAPILMIŞLAR O SESE, BU YOLDA AKITSALARDA KANLARINI..
“-EY YİĞİTLERİM! EFELERİM: KOMAN! VURUŞUN! SAVAŞIN!
CENG SONUNDA; VARIN, BİRBİRLERİNİZLE KUCAKLAŞIP, BARIŞIN.

[ “GOC-SER ..başları; “kozlaşı ceng için” tek sıra saf’a geçilirken ]
VATAN İÇİN, CENG Mİ?… CEDLERİM GİBİ HER ÂN HAZIRIM!
FÂNİ HAYATIM “DEĞERLENİR” DİYE, TEZ KATILIRIM!
BAKMAM CANIMA! BAKMAM CÂNANA! TELEF OLACAKMIŞ…
KÛTSİYETİ, MERTEBESİ SENETTİR; KATILMAYANA, ŞAŞARIM..

        [ GOC-SER  ..başları; “kozlarını paylaşım”  ceng ânı..]

OMUZ- OMUZA, SIRT-SIRTA, SERHÂDLER BOYU;
KILIÇ-KALKAN SALLAMIŞLAR, ‘TINMADAN’ ÖLÜM DARBELERİ NE KARŞI
KOZ DEDİĞİN DÜŞMANA KARŞI OLUR; YÂ, NE DEMEK MİDİR BU?
HISIM~HASIM OLUNSA DA KOZLAŞMAKTIR; “GOCBAŞI” OLUŞ BÜLÛĞU…
AHAA! ŞU ÂN BİRLİKTE DİZ ÇÖKÜP, HÛŞÛYLA YAVAŞ-YAVAŞ;
(CC.) ALLAH’A “ŞÜKÜR SECDESİ EDİYORLAR, YERE KOYARAK BAŞ…
SECDE’DEN KALKILINCA, HÂSIMÂNE OYNAYACAK; YİNE, BAŞ VE KAŞ
ALKIŞLADIĞINIZCA DA HÜNERLERİNİ EDECEKLERDİR; ÂN VE ÂN FÂŞ…
ONLARCA: YANITTIR – KANITTIR, HAKKIYLA OLMA DA ‘GOCLARA BAŞ’
‘SOYDAŞ-YOLDAŞ’ DEMEDEN; SIRASIDIR HAYDİ: KOZLAŞ -UZLAŞ- HOŞLAŞ!…
                 [..yürümeden önce bu kısım okunur..]
CENGİN GÖSTERİSİ DE OLSA, ŞAKAYA GELMEZ HÂ! İYİ BİLİNSİN…
VE Kİ, ASLÂ SORULMAZ: “-BU HIRS, BU HASIMÂNELİK NİÇİN !?..”
ÇÜNKÜ; CENG ÖNCESİ-SONRASI “ATEŞ MENZÎLLERİNİN DIŞINDA”
GECELERİ MESÂFELİ ÖBEKLERLE YAKILAN ATEŞ ALEVLERİ IŞIĞINDA
BÖYLESİ GÖSTERİLERLE ‘TAKTÎKEN’ DÜŞMANLAR YILDIRILIRDI;
DEDİRTİRCESİNE; TÜRKLER: “GECELERİ DE HİÇ UYUMAZLAR MI ?…
İŞTE, BU GELENEVÎ GÖSTERİMİZ: ECDÂD ANISI, VE ANILIŞIYDI…

[ Tk.ca SELÂMLAYIŞ akabinde sahne terkedilirken ki SON kısım ]
GİDİYORLAR! YİĞİTLİK MENKÎBESİNİ TÂRİHİNE; CANIYLA, KANIYLA YAZANLAR
GİDİYORLAR! AKINCILIK RÛHLARIYLA ZÂFFER TÂCINI TAŞIYANLAR
GİDİYORLAR! DALGA-DALGA TAŞARAK, CİHÂD AŞKIYLA TUTUŞARAK
GİDİYORLAR! ÇOŞKULU NİDÂLARLA, KİMBİLİR HANGİ DİYÂRLARA ?…
GİDİYORLAR! YEL MİSÂLİ KILIÇ-KALKANLARIYLA ECDÂT TEMSÎLCİSİ OLARAK!
GİDİYORLAR! CİVÂNMERTLER, SERDENGEÇTİLER SİZLERİ SELÂMLAYARAK!
SİZLERDE SELAMLAYINIZ ONLARI; ALKIŞLAYARAK!

Bilgi: Kıtalar arası mesâfelerin ayarsızlığı; program özelliğindendir… (daha fazla…)

14 Ekim 2008

M

Kategori: b) MEHTER(hâne) Konuları — mdd @ 23:30

Komut verilir; Emir-i Âlem ’den, mehterâna:

    “-HAS DUR! “ der, ekler: “-HAYDİ ! YÂ, ALLAH! ”

    Saz, söz, göz, öz, geliverir meyâna…

    Yâ Râbb’im! O ne muhteşem yürüyüş böyle!
    Yâ Râbb’im! O ne müthîş çalgı-çığırış öyle!

    Sanırsın: “Cennet Bandosu” ki’ âlâ-yu vâlâ…

    Destûr ! Zırhlı muhâfızlara..
    Dek dur ! Sancaklara..
    Tez dur ! Tuğculara..
    Bak dur ! Mehterâna.

    Mehterlere her kim ki âşina mutlâk duyar onur

    Geçerlerken yansıtır; târih-î hâşmet ve gurur.
    Temennâlarına olunur: Selâm-ı senâ…

    Mehterân kâh azâmetle yürür, kâh heybetle durur.

    Emîr-i Âlem, NEVBET için takımı hilâl hâlde durdurur.

    Mehterbaşı: “NEVBETE SELÂ!” diyerek nevbet vurdurur.

    Dinleyenler coşturulur serhâd türküleriyle-marşlarıyla..

    Bâzen zurna eşliğinde tek sesle “kaside” de sunulduğu olur..
    GÜLBANK çekilir, âyet okunur, nevbet son bulur.
    ..Ardından, dinleyenler gâleyâna getirilir “hücûm” marşıyla;

    “-Bir’dir Allah!” ; “-Sübhânallah!” ; “-Yâ Gaffâr! ” nidâlarıyla…

    Sonra Emîr-i Âlem’ce mehterân: Yürüyüş Nizâmı’na sokulur.
    Türklüğün “cihân’şümûl” tanıkları: Sancaklar ile tuğlar;
    Tüm ihtişâmıyla taşınırken cihângir cenkçilerce
    Belli ki; mehteri, koruma - kollama görevlisi iken muhâfızlar;
    Meşkçi cevgâniler ile sâzendeler ses - saz icrâasındalar…

    ..Hele ki KÖSÇÜ ’nün kösleri “-Allah!” zikriyle dövende:
    Yaşlı ninem, yaşlı dedem, yaşlı emmim göz yaşlarını silende,
    Nasıl mayalanmaz ki yavrular, mehter taklîdi yeltenmesiyle!..

    Önümüzden bir-bir geçenler, tekrâr gelirler mi ki beklentisi;
    Nasılda kalakalıyor hayâllerde efsûnlu görüntüleri sisli-sisli…

    İşte o ân farkında bile değilsinizdir alkışladığınızın;
    İşte o ân farkındasınızdır doyumsuzluğunu hâzzınızın…

    Ey uyuyanlar! Ey uyananlar! Ey huylananlar! Mehter ne mi ki !?
    Değer itibâriyle merâk mı ediyorsunuz neyi temsîl ettiğini !?!
    Ağaçlar köksüz, milletler târihsiz olmaz da, mehterler nice mi!
    Türklerde SANCAK gibi kutsal, YAŞAYAN MÂZİ olan mehterler:
    Müziğin en evveli, tüm müzikçilerin’se ceddidir ceddi !…
    BİLİNİZ Kİ ecdâttan -nesle; “KÖPRÜ” oluşlarıdır, aslî nedeni…

    Yürürlerken; üç adımda bir, sağa-sola selâmlaya-selâmlaya!
    Karşılığında tüm sevecenliğinle alkışla! selâmla! De: “-Yaşşaa ! ”
    Onlar zâten târihtir; yok size ihtiyâcı, amma, sizin var hâââ!..
    Unutturulmasın! İşret ortamında bulundurulmasın! Allah aşkına sakın hâ!

    Ey, Emîr-i Âlem; mehteri alâ yürütüp, HİLÂL kurdurdun du…
    Çığırttırdığın Mehterbaşı gelip; NEVBET’imizi vurdurduydu…
    Dövülen kösler, gülbang, cenk vaveylâlı Tekbîrler, tastamam!
    Selâm sancaklar! Selâm mehterân! Herkese dolu-dolu selâm!

    1990 / M. dd.
    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

    Mehterler NE’ ye GÖRE, NE’ midir !?!

    MEHTERLER; ‘YERİNE GÖRE’ TEVHÎDİN ARMASIDIR!

    MEHTERLER; ‘DÖNEMİNE GÖRE’ CİHÂDIN ARMADASIDIR!

    MEHTERLER; ‘HALKA GÖRE’ BİLİNİR Kİ, FEYZÎN SEYRÂNIDIR;

    MEHTERLER; ‘SELÂMA GÖRE‘ EN TÂÇLISI , VE DE, ÖZELİDİR…

    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

    ..V E, N İ H Â Y E T…

    -Ey benim değerli mehterci âlplerim ve mehterseverler!
    Nihâyet; “..2 ileri, 1 geri mehter gibi”.. ‘O menfûr örneklik(!) küfürnâme’den kurtulmanın reçetesi-ilâcı artık mevcût…
    Bundan sonra yapılacak en önemli “yaylım ateşi misâli” İŞ:
    O meşrebi meflûç, iflâh etmez, ümitsiz vâk’a olan mâlum kesime; milli kimlik mensûbiyetliliği terapisi yapmak için, MEHTER REPERTUARI’na kazanılmış bu eserinizi özellikle “YÜRÜYÜŞ’lerde Emîr-i Âlem’lerimiz” …. “Nevbet’lerde de Mehterbaşılarımız” mümkün olduğunca sıkca ‘vurgulu’ :
    “3 adımda bir sağa ; 3 adımda bir sola.. MEHTER SELÂMLI YÜRÜYÜŞ marşı !” diye, anonslayaraktan icrâa ettirmeli ki, beyinlerden siline… Nesillerimiz’se artık zehirlenmeye…
    Buyrunuz: Dizeleri bu fâkire, bestesi hocam Erdinç Çelikkol’a, mehter formatı’na adaptesi MuzafferAli AKYIL’a ait olan bu eseri
    ..şahsi ün için değil; bilâkis, eserin vereceği mesajın önemiyle..
    ..bir.. “Ceddin-deden” marşı gibi ünlenip yaygınlaşıp; o menfûr örnekleyiş yerine ikâmesi ümidiyle; sn. KAMUYA, arz olunur:

    ..3 adımda bir sağa ~ 3 adımda bir sola; selâmlı..
    M E H T E R YÜRÜYÜŞ marşı

    Üç adımda bir durarak sağa..
    Üç adımda bir durarak sola..
    Selâm verip yürürken mehterler;
    ..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”

    Sancak gibi bil ! Kalk, selâm dikil..
    Meşk~Gülbâng~Âyet~Tekbîr; söyler, dîl..
    Ânlı-şânlı-hâşmetli mehterler;
    ..SİZE DER: “Cedde köprü mehterler.”

     

    Emîr-i Âlem emreder: “-Haas Duuur !”
    Sancaklar, tuğlar; dimdik tutulur..
    Mehterbaşı: “-Yâaa Allah ! ” der-demez;

    ..SİZE DER: “Dinle! TOY-Nevbet budur.”

    Üç adımda bir durarak sağa..
    Üç adımda bir durarak sola..
    Selâm verip yürürken mehterler;
    ..SİZE DER: “Selâm! Ey seyredenler.”


    Dünyânın Cennet Bandosu’mu ki !?..
    Gâziler, erenler, âlpler; meşkçi…
    Mehterler; “yaşayan destân” sânki…
    ..SİZE DER: ” -Emsâlsiziz ve bâki.”

    Mehterler; cihâdı yaşar-yaşatır…
    Mehtersiz; tören-şölen, yavandır…
    Mehterli; düğün-dernek, şândandır…
    Mehterler; ” Muhâmmed-î ” ocaktır…

    -Son italik) iki kıt’a yı, bestekâr esere dâhil etmemiştir.
    - İlk Kıt’a, başta ve sonda ‘nakarat’a dönüştürüldü.

    - - - - - - - - - E S E R HAKKINDA BİLGİLER - - - - - - -

    Güftemi besteleyen; ağbi-arkadaşım ve de oğlum Muzaffer Ali ile, benim TSM. hocamdır. Kendisi, Bursa’nın adetâ TSM beste üretiş fabrikası olup, mehterlere yaptığı TEK beste olmasına rağmen, TRT tescîlli 500′ü aşkın beste, “Musîki Lügât kitabı” ile “4 yıl /sınıf için TSM. müfredât ders kitapları”nı müzik kültürümüze kazandırandır.

    (Bu fâkir gibi} “-Ben, alaylıyım-çarıklıyım” diye yiğitlenen, ama, ömür boyu nice hizmetleriyle, nice akademisyenlerin kariyerine katkısı olan üstâd; aynı zamanda, “Bursa Musîki Cemiyeti” yetersiz olunca, üstâd hocalar; İnci Çayırlı, Avni Anıl destekleriyle, Bursa B.Ş.Belediye Konservatuarı’nın biran önce kurulması için müteşebbisi kurulunca da direktörlüğünü, yanısıra yine meistro/şefliğini emekliliğe dek devâmen sürdürürken, beste ve öğrenci üretimini de rekor seviyede götürmüştür.
    Tabii Bursa ile de yetinmemiş, Bursa çevresindeki il-ilçelere de, TSM. faaliyetlerinin oluşması için tâlep edilen yardımlarda bulunmuş, öğretmenler sağlamış, velhâsılı, emekliliğine 3 yıl kala “Devlet San’atçısı” nasbı yapılmış, emekli olmasına râğmen dur-durak demeden çalışmalarını hep sürdürmüştür Bu biyografik kesitini burada yazmam, kendisine olan şükrân borcumdandır. Şimdi Beste’ye gelirsek:

Güftem ile birlikte, bestenin eksersizini vermişken, kendisi, daha da anlam-yorum-zenginlik katarak, olabildiğince güzel beste üretmiş. Besteyi teslim almağa gittiğimde, kucaklaştık. Bana heyecânla hac hazırlığını, raporlarını anlattı… Ben de, oradaki tecrübelerimden bahsettim. Tevâfûka bakınız ki bu beste onun kutsal HAC HAZIRLANIŞ heyecânı sür’devâmı esnâsında yapılmış… (Allahüekber!) Kaseti, verdi, Ben, “-Olmaz arkadaş, bir meşk et de dinleyelim” dedim. Geçti masasının başına, gözlüksüz, solfeji zor tâkip edip, (orijin akıcı sesindeki takılmalar gözlüksüzlüğündendir, biline..) masa da ritm tutarak bir güzel meşk etti. O meşk ederken de, önce hazırlıklı geldiğimden, mikro kaydediciye kaydını “anısal” yapıp, en sonunda da ben sesimle târih atınca, gülüştük…  (Besteyi teslim ettiği târih: 28.12.2003)

Benim gibi, oğlum Muzaffer de onun öğrencisiydik… Eser, TSM kalıplarında çok dik perdeli oluşu, zurna ve de trompetle icrâsı mümkün olmayışı; Muzaffer Ali hocanın, “Bilecik Mehteri”ni çalıştırırken, her fırsatta “..bu, babasının-hocasının-kendisinin emek katkılı eserini..” Mehter Repertuarı’na katmağa çalışması; bir anıdan da öte, yine bir güzel tevâfuk değil de yâ nedir ?… Başarısı; nefesli saz grubu uygulamasıyla anlaşılınca, sevindik. Böylece, çok müzisyene öneripte yapılamayanı(!) bizim Muzaffer Ali tarafında şükür ki, hâlledilebilmişti…
ANCAK! Sn. hocamızın o bildiğimiz engin hoşgörüsüne güvenerek iyi niyetlilikle beste rûhuna sâdık kalınarak az bî-şey değiştirilimi; eserin MEHTER REPERTUARI’na kazanımı için yapıldığı da biline…

Bu eserin sözlerinden dolayı, çok ünleneceğini söyleyen nice müzik hocaları, hele o sözlere giydirilmiş besteyi de bir bilseler; olası azıcık tereddütleri de kalmaksızın, “-Hah! Şimdi muhteşem olmuş!” derler, sanırım….

Bana göre; Mehter Repertuârı’nda YÜRÜYÜŞ MARŞLARI içinde İLK 3′e dâhil olacak niteliğe hâizdir. Yâni: Ceddin deden, Fâtih ve bu marş. Tabii bolca sıkca icraa edilirse. Bu fâkir; Hocasına da, öğrencisine de teşekkür eder.

Dileyen mehterhânelere: Hem orj. TSM. bestesini, hem de “tabii icrâa icâbı” mehter formatlısını, ve hem de, müzik kolleksiyonu avcıları(!) için, bestekârın orj. sesinden band kaydını iletebilirim.

Eserin, mehter repertuarına kazanılması öyküsü işte böyle.

    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - — - - - - - - - - — - - - - - - - - - - - -

    . . . . . . . . . . . M E H T E R L E R İ N K Ü N Y E S İ . . . . . . . . . .

    Türkler, mehter ; Batılılar Senfoni ünlüsüydüler, şimdiyse heyhât!

    Ânlı-şânlı mehterimiz der: “İMDÂT!” , imdât’a cevâp’sa; kem isnât

    Oysa, mehterler ki; millî-mânevî sancaklardır, ve dahi, san’at!

    Utanma ! Unutma ! İlhâm almış ondan; Beethoven ve Mozart…

    Yürür hâ yürür! Mehterler; asırlardır, güldür-güldür !…

    Söylerler tür- tür eserleri; coşkuyla, gümbür-gümbür !…

    Mehterler öylesine aşktır ki; muştusuyla vire güldürür

    O mehterler ki; mâziden-âtiye köprü şiârını ilâ sürdürür

    Ey târih! Ey insanlık! Bilmelisiniz ki; mehterler, ihsân-ı selâmdır!..

    Üç adımda bir selâmlarken; ..önünüzde.. selâmlarını almanız farzdır!

    = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = == = = = = = =

    MEHTERLERDEN ESİNLENİLEN O GAYDALAR Kİ AKSİNE SÖMÜRGE SİMGESİDİR!
    MEHTERLER’SE YÜRÜYÜŞÜNDEKİ MESÂJLARIYLA SELÂM-BARIŞ-HÜRRİYETTİR!

    Sunduğum şiir(im); mehter gösterileri esnâsında gerektikçe

    kullanılabiliinir. En derûni muhabbetlerimle (M.dd.)

- - - - - - - - - - - - ..şiirvâri anlatılar sonudur. - - - - - - - - - - - - - - - -

     

(daha fazla…)

21 Eylül 2008

MEHTERLERDEN

Kategori: b) MEHTER(hâne) Konuları — mdd @ 8:21

 

Vesile olan; “MEHTERCİ” loga ‘lı, 12-09-08 günlü şu mesajdır:

.. Siteniz çok güzel olmuş; hele de bu bölüm.
Gerçekten yurt dışındaki mehterler dökülüyor…
Yurt dışında kaç tane mehter takım var acaba?
Benim bildiğim üç tane.
Bunların kuruluşunda sizinde emeğiniz olduğuna göre; peki,
kendi kurduğunuz mehter takımlarıda mı dökülüyor diyorsunuz ?…
Demek ki, sizin kurduğunuz takımların olacağı ancak bu…
Acaba yanlış yorum mu yaptım; yoksa, yorumum doğru mu ?..
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Sn. kardeşim ve şahsında bu vb. soru türlerini aklından geçirenlere:
Cevâbımız; gelişmelerden, sırf size yönelik olmaktan çıkmış, boyutlanmıştır…
Hattâ ki, çok sanal yayınlarda; www.mehtercidede.com ileti-alıntı artışı, sanki:
a) Önerilerimi-bilgilerimi; reklam-iş-ün amaçlı olarak, int.de servis ettiğimi…
b) Konular ilgili herşeyi o bilir, ona sorulmalıdır, o ahkâm keser, diye bilinmeyi..
..Aslâ ve kat’â “nefîsle-kibirle ilgililiğinden” kabullenemeyeceğim yakıştırılardır.

Önce şu bilinmelidir: “Mehterci dede” olarak bu fâkir; ” a s l â ! “
ne “küçük dağları ben yarattım havasındadır” ..veya, ne de tipik “megaloman” rûhlu kişidir.
Çabam; ün değil, birikim paylaşımıdır…
Biline ki: “Ün şeytânidir.” ; “Bilginin zekâtı, bilgiyi paylaşmaktır.”

Mesajınız E.P kutuma geldiğinde cevâbını yazarken, âcil işim nedeniyle yarım bırakmıştım tamamlamak üzere…Tamamlamak için B.S.ımı açtığımda, tevâfuka

More...

 bakınız ki nasıl gelişmeler oldu ve de mesajınızı, yine ertelemek durumunda kaldım; çünkü, mesajın cevâbı artık yalnız sizi değil; nice bireyleri, ve ki’ nice tüzelleri de ilgilendiriecek duruma dönüşecekti…
Cevâbınızı yazıyorken, kesintiye uğramasına neden olan gelişmeyle başlayalım:

Almanya-Bielefeld ‘FATİH mehteri’ni bana kurdutanlardan; Eyalet temsilcisi sn. Nazmi Işık, ve de ağbi-kardeş sn. Recep AKTAŞ (Benim gidişimdeki tüm prosüdürleri üstlenen aziz arkadaşım) ile, kardeşi olan, (oraya vardığımda derneklerinin genel kurulu yapıldığında ağbisinin yerine başkan seçilen) sn. Erdoğan AKTAŞ, idiler. Sanırım; seçildiğinden beri de, hem yönetici hem de siyâsî kariyerini arttıran E. AKTAŞ bey edindiği onca tecrübelerle de bilindiği üzere FATİH mehteri; bünyesinde “ÇOCUK MEHTERİ”ni de bizzât kurarken aynı zamanda büyük mehter için ‘geleceğin takımına da amaçlı’ yetişmiş insan yatırımını yapar, diğer yandan da, büyük mehter yerine “Çocuk Mehteri” taleplerininde karşılanması amaçlanılır…
Ve de sâdece Avrupa’da, onların deyimiyle “BATI AVRUPA TÜRK DÜNYASI” tüm sosyal etkinliklerinde en yoğun mehter hizmetini sürdürmekle kalmayıp, tüm dünyanın istifâde edebileceği; o güzel portallarında “klasik MEHTER bilgileri”ni ihtivâ eden kısmıyla da İNT. üzerinden çok dilli sunumlarıyla faydalı olmaya çalışmıştır sn. Erdoğan AKTAŞ kardeşimiz ve dernek câmiası.

Sizin mesajınıza cevâp yazarken, sn. E. AKTAŞ’ın “MSN”de çet sinyâli belirdi. Onunla zaman-zaman çetleştiğimizden o an, MSN’den selâm çakınca, tabii ki, size cevâbıma “pause / ara” verip, onunla konuşmaya başladık… Anlattıkları; sizin o an yakındığınız sorunuzun; (..özellikle yurtdışı mehterler…) vurgulamasına takmış ama, kanaatleriniz farkıyla; Siz, beni haklı buluyorsunuz, o ise tam tersini… Sanki müşterek kumpasınıza düşürülmüşüm gibi sandım kendimi… Kendisinin, şahsıma gösterdiği sevgi-saygısı dâhilinde ölçülü ses frekanslarımızla iğne-çuvaldız meselesi ifâdeler olmuyor değil… ( Gerçi kendisi terzi ustasıdır bu yönü ile hâliyle avantajlı sayılsa da…) İşte, o gece ki sohbet çetleşmemizde de, lâfı gezdirip dolaştırıp punduna getirip: “Hocam, lütfen yurt dışı mehterleri kötüleyen ifâdeleri size yakıştıramıyorum. 8 Ay gibi aramızda bulunduğunuz sürece, bu takımımızı nasıl - ne şartlarla güçlük ve proplemler yumağını hep birlikte nasıl aşarak, kurulduğunu ‘bire-bir’ bilen kişi olarak sizde biliyorsunuz… Siz gittikten sonra çektiğimiz sıkıntıları bilemezsiniz ama tâhmin edersiniz… Hocam yurt dışı mehterlerini yereceğinize bilâkis moral, motive, doping , takdir , destek ifâdelerinde bulunmalıydınız; tâlihsiz bir sözü parantez içi ek koymuşsunuz; lütfen, o (..özellikle yurt dışı mehterler..) sözlü parantezi kaldırmanız dileğimizdir.” ..Ben de: “-Sn. Bşk.ım, haksızsın demek yerine, telâffi edebiliriz dememene ne demeli ?.. Bahsettiğin yetişmiş eleman sıkıntıları, çok mehterlerde olağandır… Benim anlatmağa çalıştığım, lâçkalıklar-lâubalilikler-öğretilerin uygulanılmaması; tek bir örnekle yetineyim: SAPLILAR, nevbet / konser süresince niye zemîne dikili tutuyorlar da, askı tokasına geçik “yüksek-saygın-hâşmet” icâbı sapı kalkık tutmuyorlar… Hâ! Ola ki salon içi sahne basıktır falan; o zaman zeminde tutulması zarîdir…
Hâni, hatırlarsın: Mehterlerin resimleri; o Mehterin hakkında, sessiz ama en etkin yorumluk referanstır. Yâni, yâ vezir eder, yâ rezil demiştim; onun için resim video ürünlerinden portallara konulacak olanları dikkâtli-özenli seçili olmalıdır demiştim… Ard niyetliler kötü görüntüleri, düşüncesizlerde gâfletle resim video çeker, yayımlandığında, mehterlerin çapulcu takımı addedilmesine imkân sağlanmış olunur demiştim…de.. Siz de: “Hocam, bu uyarınızı haklı bulduk, portalımızdaki albümleri bir baştan gözden geçirdik. ilâ. demiştin” (..Bu söylediklerimi, başka bir yazıda da anlatmıştım; çok önemliliği nedeniyle, resim-video çekicilerinden bilmiyenler için, tabiiki bütün “mehter siteleri” sn. ilgililerinden bilmeyenlerin, bilinçlenmesi için, tekrârlamış oldum.)
“..Devâmî konuşmamız özele girdiğinden, yetinelim.” Yaklaşık konuşmamız bu minvâl üzere sürdü. Değindiği ricâsını çok ısrâr edişi ânı ile, bu yazıya vesile olan bu mesaj, hakikâten tevâfuk değil de, yâ nedir ?…
Şimdi o parantez içi yazıya; (….silindi…) yazıp, dikkât çekiciliğini yok ettim.
Onlar’sa “eski-hamam, eski tas” misâli aymazlıklarını sürdürürlerse, elimden ne gelir ki !?!… Hâ! Bu vesile ile, bu yazımız ; aynı zamanda www.austurkiye.net int. sitesine gönderdiğim son açıklamamın çıkmayışına cevâp gibidir oradaki âlp mehtercilerimize de… Çünkü, sağolsunlar - var olsunlar, onlar da müştekî idiler benden; kezâlik, nice animasyon mehterler de… Mehtercilik oynayan(!) animatörler de… Oysa, şikâyetleri: “MEHTER KÜLTÜRÜ”nün bilinmesini sağlar…
Çenemiz açılmışken, ver’yansına devâm edelim mi: ( ..devâm..ediniz..ediniz.. dediğinizi duyar gibiyim..) Meselâ şu vereceğim örnek gibileri çoğaltabilinir:
Başka bir mehtere ait, “Fransa da mehter portalı”nda birkaç resim var, bulunuz. Sakallı mehterbaşı ve ardındaki ’söz de’ mehterân, âdi adım gösteri “evveli-sonu” yürüyüşlerindeki lâubâliliği görüyor musunuz!?.. Sanki pikniğe gidiliniyor sivilcek… Bir mehter de ise; kocaman kapkara güneş gözlüklüleri…
Değil kapkara güneş gözlüğü, mercek saydam gözlük dahi kullanılmamalıdır… ( Yenişehir mehteri’nde zurnazen Abdullah kardeşimiz, gözlüksüz yapamayınca, mehter otantizm’i ciddiyetliliği icâbı lens yaptırttı, gösterilerden-gösterilere kullanmaktadır… Yâ! ciddiyet lâfla olmuyor…) Bir de; gösteri dışı takımca yürüyüşlerde de, az sesli tek davul ve çalpara zil eşliğinde tempolara uyularak “adi adım” yürünse, ve ki’ değil efrâtlarla, sıra arkadaşıyla bile lâflamaksızın vakurâne davranılsa… Gerekli dikkât ve özen gösterildiğinde, istedikleri kadar resim karesine girseler de, öylesine bet görüntüye sebep olunmaz, ve üstelik, mehter misyonuna hizmet katkısında bulunulurdu… ( Askerî mehter’imizde; öylesi, “piknik-sohbetli” yürüyüş mümkün müdür !?!…)
-Bâzı mehterlerde de; sırf sancak var, tuğ yok ardında 8-10 mehterân…
-Hiç 11 kişilik mehter olur mu !?! Futbol takımı mı bu !?!… Ve bu sayı kadrolu mehter, yurt dışındaki kardeş şehir’e, ülkemizi, hem de çok ciddi bir geleneğimiz olan mehterlerimizi temsîlen gideceğini mârifetmiş gibi sitelerinde duyuru yapmış… Ooooofff! Ooooofff !…
-Bâzısında, ya Emir-i Âlem yok, ya da Mehterbaşı.. Ya da tuğcu bölümü…
-Bâzı mehterler kat sayısını(!) 3-5-7-9 tek sayılı olmasını bilmelerine rağmen, hem tanıtım portallarındaki takımlarını açıklarken, hem de uygulamalarında uymadıkları görülüyor…
Mehterlerde Kat’a uyulmaması hâli; ancak, aslî kat’ın, 2 kat’ını
aşmamak üzere cevgânilerdir… Yâ da, hâşmetli görüntü olmasını sağlamak için TUĞ sayısı, kat fazlası olabilir… Çalıcı kısımları; KAT kuralı sayısına tâbi olmalıdır.
Yâni, üstteki örnekteki gibi, 11 kişilik futbol takımının, “kurallar uyarınca” 12 nci, ve daha fazlası oyuncu olamayacağı gibi…

Eh, bu kadar yazmanın ardından sorulanlara cevâp ne zaman gelecek diyenlerinize de lâf yetiştirerek sorulara dönelim: Bunca soru-cevap- bilgilerin teâtileşmesine vesile olanlara ve vesile olacaklara da hep birlikte müteşekkir olmalıyız; diyerek, dönelim sorulara:

A) Sitem hk.da
Gösterişten uzak bloger tarzda B.S. uzmanı ve mehter hocası olan oğlum Muzaffer Ali Akyıl kurdu. Eskilerin deyimiyle; “zarfın güzelliğine değil, mazrûfa (içine) bak!” anlamında, bendeniz içini-içeriğini önemsemekteyim.
Ama mâalesef yeterince zaman bulup sürdüremiyorum. Ancak, sorular yöneltildiğinde saygısızlık olmaması için zaman ayırabilmekteyim. Yani, başka bir deyişle, sorular soruldukça bu site aktifliğini sürdürecektir…

B) Sorduğunuz; yurt dışında kurulan mehterler sırasıyla:

1) Almanya  LEMGO mehteri  (Yurt dışında ilk)      Kurd. Recep Aktaş… (1991) …En alttaki mesaj üzerine sıra düzeltildi.)
2) Almanya Berlin Mehteri  [ 1) Büyük Ülkü O. Der.] Kurd. Sıtkı Yeiç……(1991)
2) Almanya Berlin Mehteri..[ 2) Ditib. Der.   ] (Kurd. ………………) …………..(1995) (5 yıl sonra “Çocuk Mehteri” de kuruldu)

3) Avustralya / Molbeurne  Türklerince (Millî Görüş Der.) (Kurd. ………).(1995-6)
4) Almanya Bielefeld Ülkü O. Der. “FÂTİH m.”  Kurd. Erdoğan Aktaş….. (1999) (2 yıl sonra “Çocuk Mehteri” de kuruldu)
5) Fransa sanırım (Strazbourg Eyüp Cami Vakfı ) Kurucu Mehmet Çelik (2007)

6) Almanya / Eppingen ” DİTİB/TİKC:………………………………………………….(2007)
- Hollanda (çocuk meh.) dağıldı……………………………………………………………….(2007)
- Belçika’da, Avusturya’da kurulması hazırlığı sürdürülüyor.

BİLGİ: Bu mehterlerden sâdece 1. - 2. sıralı mehterlere endirekt katkıda..
4 nolu’ya ise, direkt giderek bilfiil kurarak hizmet ve katkıda bulundum.
-Avustralya ve Fransa mehter kuruluşlarına İLK “fikir-teklif” sunanıydım…

C) Asıl öğrenmek istediğinizin “KURDUĞUM MEHTERLERİ Hk.da açıklamalar:
(Maraton bir anlatış olacaktır, lütfen sonuna dek dişinizi sıkıp okumalısınız…)

Benim kurduğum mehterler, ömrüme endeksli birikimlerimin kazanımlarımın uygulanmasıyla oluşanıdır; bu da:
- Askerî Mehter’imizin ( Esasen; “Genel Kur. Bşk.lığı, Askerî Müze Kom. Mehter Bölüğü” diye yazılmalıdır, ama biz ‘anlaşılacağı üzere’ kısaltıyoruz.) uyguladığı “İç Hizmet” gereği koreografi/tavır yöntemlerinin “disiplin-hâşmet-
repertuar ve lâzıme objeleri ” olgusunu alaraktan.. ve, (onlarda uygulanmayan}
- Çeşitli sivil mehterlere mahsus gelenevî ifâ(de) uygulayışlarından en iyilerini mantık+otantizm filtrelerinden geçirmek suretiyle, en.. anlamlı-yorumlu- iyisi -görselli-gelenevîli-otantizmli hamûlesi formatı, kurduğum takımlara tatbik ediyorum… Böylesine ‘araştırmacı çalışmayı’ iddiâ ediyorum yapan olmadığı gibi; yapan kişi olarak emeğimize de + tecrübelerimize de saygı duyulmaksızın, o ardım sıra gelen(ler): “hoca’dan da, daha hoca” olmalarından(!), etki-güç-otorite oluşturmaları için: “..şu-o-bu böyle; yapılacak!” değiş(tir)imlerin sonuçlarından ben sorumlu olabilir- miyim !?!… Ayrıca; Örn. mehter lâzımeleri özellik olarak hep; EN.. iri-büyük olması ve otantikliği icâbeder Taşınabilir en büyük davul yaptırırsan, çok bilmişlerce küçülttürülürse ?.. Ayrıldıktan sonra, veya gelmenizden önce temin edilmiş dejenerik lâzımeler örn. otantik üretim olması gereken davulları-nakkâreleri zar gerimi kolaylığı için teknolojik gergi saplama vidalısı olanı yaptırılırsa ve o teknolojik çirkinliği, nakışlı örtüleri yaptırıp kapatılması bile düşünülmezse.. Yine bâzı mehterlerde: Zarlar; şeffaf naylon olursa.. Tokmak başları bando davulu gibi silindir keçe ise.. Kösler; plastik varil veya tumba ise
Başlık keçe üstü al-yeşil zeminli armaları vinilex.. Yemeniler panzot, vb. ise.. Kıyâfetli görev anında gözlük, cep tlf.u, kol saatı gibi otantizm dışı modernite kullanılırsa… Başlıkların sarıkları, okul müsâmerelerinde bile olmayan bir-iki simli kordela ile kartonvâri uyduruksa.. Üç etek giysi ve cübbeler, esnâf önlüğü gibi kısacık ve değişik uzunluklardaysa.. Sarı sırma şeritleri gâyr-i ciddi ise.. Sıraların dizilişleri ve sancak - tuğ mevcûdu kötü ve amaçsız-anlamsız sayıda olup, koreografi diye uygulamaları yoksa.. Enstrümanterlerin de, birliktelik ve koreografilerden haberleri yoksa… Oysa, Koreografi; takımın estetiğini-disiplini hâşmetini ortaya koyar. Bilecik mehterinin videosunu int.sitelerinden izlemenizi öneririm: Bakınız, Emir-i Âlem, sıralı komutlarını anons ederken, saplılar saf’ta dizilip, nasıl tavırlar yapıyorlar, nasıl önlerinden geçen mehterânın sırasına göre mehterbaşı asâsıyla yönlendiriyor. Şu kadarcık anlattıklarımı “mehtergörsel” int. sitesinden ( Bkz. sitemizde LİNK verilidir ) izleyiniz de, tüm mehterlerdeki rezillikleri görün… Bilenler: “mehter” değil, “otantik kıyâfetli piyasa çalgıcı takımı” der. Bu konuları kamuyla paylaşmak adına bkz. www.olay07.com ve www.alanyaajans.com arşivi:17.09 2008″ portalları’na “Tarihimizle alay ediliyor” ; “Tarihimizle alay ettirmeyiz/ başlıklı mehter haberi için yazılar gönderdim. Sağolsunlar hemen yayımladılar. Yetişemiyorum her yere… Sizler hiç: “Askerî Mehter”imizin tuğcusu-sancaktarları olsun; saplarını askı tokasına takılı hâlde KONSER/NEVBET SÜRESİNCE âlemin ucu oynamaksızın sâbit bakışlı taş gibi kesilmiş heykel tavrı duruşunu, mehterânın ise coşkulu eser geçerken aslâ kovuklarının oynamadığını, enstrümanterlerin saz hizaları, ve koreografi uygulayışı adetâ makine kolu ritm’i gibi düzgünlüğü kolladıklarını farketmiyor- musunuz !?.. S i v i l mehterlerimizin sırtlarına; Askerî Mehter’imizden, farklı yükler mi yükleniyor ki, gâyr-i ciddîlik, sululuk, çevresiyle - tanışlarıyla - sıra arkadaşıyla yılışmalar - sigaralar içmeler - laubali oturuşlar - tavır-duruşlar.. Mehter görevdeyken; ne, ananı – ne, dananı – karını – kardeşini – babanı – hocanı - ustanı.. kimseyi tanımayacaksın; say ki hiç bilinmediğin yabancı kenttesin!… Kıyâfetli olduğun sürece ‘mizânsen de olsa’ emir-komuta zincirine riâyet edeceksin. Su-sigara molası-otur-kalk hep komutla yapılıp-uygunanlır .. Takımca serbest yürüyüşler dahi, halkla (sivillerle) ilişkisiz, az sesli de olsa mutlâka davul-çalpara temposu ile takım görüntüsü ciddiyeti bozulmadan yürünmelidir.. Bunlarsız olunca çoğu mehterimizde ciddiyetsizlik hak’getire…
Saplılar; mutlâka Askerî Mehter’imizin “dirsek çekme” yöntemli olan o güzel yürüyüşünü yapmalılar ; çünkü, ne kabadayı abartılı çayır pehlivanı misâli yürüyüş ne de elleri kelepçeli misâli kabzada tutulu olanı hiç hoş değildir; ve ki,
vakûr görüntü vermek için, ceberrut – asık suratlı da olmayacaksın, yüzün sünnet-i seniyye-vücûdunun en ucuz ama en makbûl zikri olan; “mütebessim” aydınlık-sevecen ifâdeli olacaksın.. Arkadaşlarınla kakışıp-lâflamayacaksın. ilâ.

..Çalıştırdığım MEHTERLERİN diğerleriyle KARŞILAŞTIRILMASI hk.:
..Mesajda sorulanların içinde en önemlisi olanı, ve beni ayrıcalıklı kılan soru:

Bu soruyu sâdece mesaj sâhibi sormuş saymayınız; Niye mi ? Anlatalım:
Çalışmalarımız ilerleyipte, öğrendiklerini diğer mehterlerle mukâyese edip;hocam şu-şu mehterler sizin öğrettiğiniz gibi yapmıyorlar” demeleri yok mu !?
Özellikle “Askerî mehter”imizi karşılaştırmaları…

Neymiş: Onların SAPLILARI (..sancak-tuğ sapları ve taşıyanlar için tâbirdir.) sağ el ile taşıyorlarmış. Biz niye sol el ile taşımaktaymışız ?… Anlatalım:
1) O resmii, hele ki askeriye… Yâni; “emir, keser demir!” mantığı geçerli…
Zamanında koreografisini düzenleyen ilgili subaylar; ( sanırım masa başında belli ki pratik yapılmaksızın yazmışlar kuralları ) bizim geleneğimizden değil de orta çağ şato şovölyelerinin ve askerlerinin geleneğinde olan; uzun mızraklarla atlı ve zırhlı olarak yaptıkları düolle dönemi savaşçılarının mızrak-bayrak-vb. sap tutuş târzını “İç Hizmet Yönetmeliğ”ine koymuşlar. Bu hatâdıııır biiir. Oysa, bakınız şu an okulların ve yine ordumuzun bayrak tutuşları gelenevî olanıdır; yâni, ortadadır. Bizdeki bacak’arası sol iç yanına sap tokası gelir. ( Askerî Mehter’inkinin askı tokası sağ yan dıştadır dolayısıyla ..yanlış olarak..   yandan dimdik tutulur.)

Gelelim sağ-sol el ile tutmanın hangisi olmalıdır “mantıklıdır” konusuna:
Askerî mehter’imizin saplıları; sapı sağ ile tutmaları niçin yanlıştır..komiktir..alaylıktır ?…
Bele sarılı pusatlık/silahlık üzerinde takılı zamanın silahları ve kabzeleri kullanım bakımından normal olanı sağ el sâhiplenecek târzda sağ yana yatık sokulu olur değil mi ? Eeee, hâdi bakalım, sağ elle sapı tutuyorsun; var’say ki silâhını kullanman gerekecek; hadi bakalım: ÇEEEEEK silahını sol elinle !?!.. Çekemezsin değil mi ?… Ammaaa, bu gösteri(ş) amaçlı diye de diyemezsin!..
Gösterilerin amacı; gerçeği, olduğunca-olabildiğince “dejenere etmeksizin” yansıtmaktır; hele bu, otantizm’i, geleneği, folklörü, töreyi temsîl ediyorsa…
Estetik ve görünüm için, heleki turistleri bile kıs-kıs güldürecek saçmalıkları
uygulatmak amaç olmamalıdır!.. Yine bir saçmalık da; kalkanın, sırtta aksesuar gibi taşınmasıdır!?! Muhafız dediğin; “Yakın Korumadır” yâni, zaruriten kalkan elde olmalıdır.
Yâni görüyorsunuz; hiçbir mehterin sâhiplenemeyeceği disiplin-yetişkin kadro, enstrüman bolluğu-çalışma ortamı-repertuar-bilgi-belge-rant kaynak- imkân –donanım sâhipliğine hâiz medâr-ı iftihârımız protokol mehterimiz dahi, şu konuda da kesin hatâlıdır iiiikkkkiiiii.. Askerî Mehter’imizin birkaç çeşit daha defolarını sıralayabilirim… Yeter ki geleneğimize-otantiğimize saygılı hâl konumuna hatâlardan dönülsün… Milletimin yüz akı, medar-ı iftihârımız, protokol mehterimiz, mehterlere refereans/örnek ise; lütfen Gn. Kur. Bşk.lığı ilgili departmanı, bir an önce “trompetleri otantizme uyduruşu kadar bile olsa’ ilgilenmelidir. Çünkü, Askerî Mehter’ciler ne yapsın?… Beni tanıyanları da var, tanımayanları da, ama bir şekilde bu yapıcı tenkitlerimi öğreniyorlar. Bu âlp kardeşlerimiz de, eleştirdiğim yanlışlıkların uygulanışından üzülüyorlardır; ama, hıyayarşiden ses çıkaramıyorlar… Ben’se hem sivil olarak, hem de birikimlerim nedeniyle, ve dahi, abartı olmasın ama, mutfağı-atölyesi kitabını yazanı olarak, sesimi ayyûka çıkmacasına yükseltebilirim; misyon şiârımca yükseltmeliyim de!
Bu anlatılar, benim söylemimde de, eylemimde de hep süreklilik hâlindedir; hattâ ki, buraya yazmağa sığdıramayacağım daha nice önemsenmesi gerekli konu(m)ları özenle dikkâte alarak; kurduğum, çalıştırdığım mehterlere öğretip, uygulattığımdan şüpheniz olmasın. O hâlde; ayrıldığım mehterlerde, daha sonraları oluş(turul)an değişimliklerden - gâyr-i ciddiliklerden, nasıl sorumlu olurum ki ?..

Ben ki: “BİLGİNİN ZEKÂTI; BİLGİYİ PAYLAŞMAKTIR” kutsî sözünü, ilke edinmişim, bilgi esirgemem! Bilgi birikimlerimi esirgeyip paraya tâhvili düşünseydim bu int. sitemde, tüm MEHTER sitelerindeki gibi BASMA KALIP-KOPYA AKTARMALI klasik bilgileri koymakla yetinir, hiçbir mehter sitelerinde bulunmayan bu bilgileri fâş etmez; işim için saklar, PARAGÖZ’lüğü yeğlerdim…
Bu fâkir; mehterler hakkında veremeyeceği cevâp, yok denilecek kadar birikimlidir; yeter ki bol-bol sorularla konuşturula… Hâ şu da biline: Acîz olduğumuz durumlarda “daha bilene” öğrencilikten şeref duyarım.
..Velhâsılı: Mehterlerin dejenere-yozlaş(tırıl)mış-alaylık konu(m)ları ile ilgili her fırsatta haykıracağım; kimse alınmasın!.. İşte, E.P.Kutuma gelen bu mesajı cevaplarken, aynı günlerde; üstte int. adresini verdiğim Antalya ve Alanya site haberlerindeki vâhim konum “animatörlerin para hırsıyla animasyon, vb.i mehterlerle ilintili /Târihimizle alay ediyorlar” ..aynıyla vâkidir de; sânki yukarıdan beri eleştirdiğim ’söz de’ mehterlerin yozlaşılığına ne buyrulunur !?!..

D) Herbir maddesi sayfalarca bilgilere hâiz irdeleniş maddeleri:

1) Mehterleri (..ve de, kılıç-kalkan takımlarını da ) olması gerektiği ciddiyetle kurulmasının ne kadar önemli olduğuna…
2) Mehter(hâne)leri, ne den’li önemseyip; bilinçli ve tecrübelere dayanaraktan oluşturmayı amaçlarken, ancak sağlanılabilen(!) imkânlar(ın)ca kurduğuma…
3) Ayrıldığım mehterde genellikle ( hoca ağırlık fonksiyonu(m) kalmayınca ) giderek disiplin, ciddiyet, eser üretimi, vb. performans azalmasına…
4) Mehterlerde; tatmin edici ücret yerine, verilene gönüllü râzı olunuş, heves geçtikten sonra eleman devâmiyetinin azalmasına…
5) Görev kadrosu kurulamadığı hâllerde; zorunlu ve zorlukla bulunan mevcût acemiler(!) takıma alınmasından, görevlerde doğal deformasyon oluşuna…
6) Takım kurulurken, yöneticilerin eski mehterci-yeni mehterci, hatır-gönül kayırıcılığı ile hak yemeleri olgusuna…
7) Özellikle nefesli (trompet-kaba zurna) sazların solfejli çalabilenlerin “ya da hocası” zor bulunur olunmasına…
8) Gelen yeni hocanın, kendisini kabul ettirmesi için, giden hocanın oluşturduğu düzenini, dönüştürme hırsına…
9) Takım içinde dayatıcı-dayanışmalı gruplaşmaların zuhuruna…
10) Takım; yeterince eser üretememesi, yeterince ünlenememesi, gerekli ilân, reklam-girişim yapılmaması, parasızlık gibi nedenlerle sık görev alamayışına…
11) Mâalesef bâzı yöneticilerinin; koltuk-ün sevdâsı, adetâ: ‘mehterhâne değil menfaathâne’ ilkeli saltanatlarının sür’devâmına…

Üste aklıma geldiğince sıraladığım olumsuzluklara teşne verileri belirttikten sonra şimdi de BUNCA ELEŞTİRİLERE MUHATAP OLAN TARAFLARI SIRALAYALIM:

a) Sn. Erdoğan AKTAŞ’ın ricâsınca; yurt dışı mehterleri kastederek (..özellikle yurt dışındakiler…) ifâdesi dâhil, bu minvâl üzere daha çok söyleyecekleri ile…
b) “MEHTERCİ” adlı sn. mesaj sâhibinin sorularından odaklandığım; kişiliğimin,birikimlerimin, çalıştırıcılığım hk.da mesâjı, ve ki, benzerî mesaj sâhipleri de…
c) Haklarına düşecek eleştiri paylarını kabûllenmek konumundaki; animatörler ve dandik(!) zûl hâlli mehterler de..
d) Kendilerini MEHTER bilen-sayan ünlü-ünsüz tüm mehterlerimizin bunca hak ettikleri tenkitlerin muhâtaplılığı ile
e) Ve dahi, “Askerî Mehter”imiz ile, “Kültür Bak.lığı Mehteri”nin örn. “sancaklar tablada dikili(!)”  ; hele-hele int. portallarından birinde tenkit ettiğim gibi; “o nasıl öyle kalafaklara destar sarmak öyle !?!…  Kalafak başlığın ön alın hizâsınca o sargı  öyle sigara böreği gibi dürük dar değil, bilakis sargı enince düzgün kelebekvâri   katlanaraktan, alın hizâzından dikine  sorguç olarak tam tepe daire teyetine gizli toplu iğne ile tutturulması gerekirken, (bakınız, Osmanlı kıyâfetleri başlıklarında aslâ rastlanmayan uydurma şekliyle) yandan kulağa yakın sarığın sorgucunun oluşturulması , devlet eliyle otantizmin içine edilmesi değil de yâ nedir?..”  İlgili efendiler: Otantizm ve folklörik uygulamalar objelerin kalıcılığıyla kâimdir; uydurmalarla değiştirilmesiyle, ‘ben yaptım oldu’ safsatasıyla aslâ değil!…  Bu vb. nice hatâların  yapılmaması ve yapılanlarınsa  tez düzeltilmesiyle hatâlılıklarının telâfisi gerekir.
f) Askeri sınıf bandolardaki değil ama, izci faaliyetlerindeki kuramlar kadar mehterlerarası birlikteliğinin sağlanılamamasından hâsıl keşmekeşlikleriyle…
g) Onca konuşur-yazarım, kitabı “basıma hazır” olanı, ençok takım kuranıyım, ama, Turizm ve Kültür Bakanlığınca, veya ilgili mercîlerce hiç sorulmayışımla…
(..Bu son satır; sanırım reklama kaçtı, ama en azından bilmeyen-duymayan ilgililere-hayırseverlere bir tür göndermedir…)
h) Üstte (g) şıkkında, altta izâhı yapılan kitabın mümkünken basımına ilgisizlik.

Ve bu maddelerle örtüşen, ilgililer olarak hepimizi; kendince, H A K L I çıkaracak “Nasreddin Hoca’ımızın o ünlü bilinen “herkes haklı” fıkrası ile tatlıya bağlayalım; ama, bu kadar bilgilenmeyi de lütfen değerlendirelim…
Tenkitler / eleştiriler yapıcı ise, mutlâka yararlanılması erdemlik gereğidir.
..Bendeniz münekkitlik/eleştirmenlik yaparken üstelik birikimlerimi paylaştım…

Şimdi de; bu uzun yazıya neden olan muhâtaplarıma cevâp sırası geldi…

- Sn. Erdoğan AKTAŞ başkanım: “-Hocam, siz o yazıyı çıkarmamışsınız ki; bilâkis 3-4 kez arttırmışsınız, oldu mu yâ ?” Dediğini duyar gibiyim, ama varsın olsun, sebep olundu da şunca açıklamalar yapılmış olundu…  Hatırlarsın herhâlde;  birlikte çalıştığımız arkadaşlarla olsun, beni tanımayıp da, tanışabilme olanağı ortamı bulacak takım mensupları için olsun,  hepsiyle kucaklaşmak bakımından,  2007 yılı Kayseri /Tekiryayla şenliklerine tâ Bielefeld’ten mehteri getirerek “gerçekleşirse”  beni onore etmek adına, mehterin başında çıkmamı ricâ etmiştin.
Sözümüz üzere o târihte Tekiryayla’da buluştuk kucaklaştık hasret giderdik, takımın gelemeyişinin nedenlerini izâh etmiştin… Şimdi bunları niye-niçin mi yazıyorum. Şundan dolayı: Mehter kültürü dâiresinde; hapishane, yurt, hastane, askerlik, iş, gezi, vb. ortamlarda oluşan kuvvetli arkadaşlıklar gibi, mehterciler arasında da öğrenilmesi ve uygulanması içindir… Buradan da şuraya gelmek istiyorum: Mehterciler birbirleriyle dost olmalılar, dostluklarını oluşturmalılar, mehterler takımları arası “kardeş ‘kent’ mehter” geleneği sürdürmelidirler…

MEHTERCİ” adlı mesaj sâhibi kardeş: Futbolun kuralları vardır uyulur… Ama, forması-malzemesi, ‘bâzen de olsa’ değiştirilmesi, kurallarıyla futbolun oynanmasını engellemez… İşte, benim kurduğum takımlarda; üstte değindiğim gibi, gerek Askerî mehter’imizden, gerekse araştırmacılığım-tecrübelerim verisi sivil mehterlerin geleneklere tâbi müşterek ya da en gerekirli yönlerini der-dest ederek oluşturduğum “kurallar” uygulamalarını tatbik etmekteyim; ama, ardım sıra gelenler, veya hiç ilişkim olmayan mehterler sâdece kurallar dışı, “forma ve lâzımeleri” değiştirmiyorlar ki ?..

E) - S A V : ( Kişisel değil, “mefkûre-misyon adamı” olmamız gereğidir )

Mesajı gönderen sn. kardeşim, beni tanıyan tanır; tanımayanlara derim ki:
İŞİ ERBÂBINA VERİNİZkûtsî sözü, sermâye edeni de oluyorsam; tâbiiki Ulu Allah’ımızın(cc) izniyle de yurtiçi-dışı kurulacak mehterlere de, faaliyette olanlara da, mümkün olduğunca ÜCRETSİZ hizmet vermeyi şiâr edinmişsem; bunun neresi: İş-Tezgâh-Pazar-Rant amaçlıdır ki !?!..   Mefkûre-Misyonel kişiliğim nedeniyle; emeğimi, mümkün olduğunca ÜCRETSİZ sürdürmeye râğmen; mâalesef kibirleri, gururları, hele ki çok bilmişlikleri nedeninden, hizmetimi tâlep etmiyorlarsa, yine de yararlanılsın diye, SANAL siteler’arası bilgi iletişimi çabam suç mu !?…

(..Bkz. bâzı sanal linklerde “-Sanki mehterci dede; yalvar-yakar kendisine pazarlar -reklam imkânı sağlıyor” sanılırcasına, hizmete tâlip teklif yazılarım çoğalıyorsa, bu demek midir ki, para’gözüm ?…
İrdelediğim, savladığım, tenkit ettiğim, medh ettiğim konu(m)ları itibâriyle, ben ayrıldıktan sonra onca emek verdiğim mehterlerini değişime uğratıyorsalar dolayısıyla da acımasız buldukları eleştirilerime teşekkür edileceğine, veryansın etmeyi yeğliyorsalar, çok gerekmedikçe de duymazlıktan geldiğim nice dedi-koduları kaale almıyorsam, elimde tek iletişim kaynağım bu int sitemi bile, gâye bildiğim mefkûre/misyonel gereklilik için kullanmağa çaba gösteriyorsam, tüm bunca iyi niyetliliklerimin karşılığı olarak, ardniyelilikleri hak ediyor muyum ?…  
Mehterlerden ayrılış sonrası değişim(!), beni rahatsız etse de üzse de ne yapabilirim !?…
Ama herşeye râğmen, erdem hâsletli bâzı mehter yöneticilerimizden, kararlılık içinde uygulattıklarımı sürdürenler de, yok değil…  Onlara da; “mehter kültürü” ve “mehter misyonu” adına bu vesile ile teşekkürlerimi bir borç, takdîrlerimi de bir yorgunluk dinlenimi telâkki ederim.

F) - “TEMENNÎLER” Hâni var ya! Turizm ve Kültür Bakanlığı yetkisiyle şöyle bir müfettiş göreviyle mehterleri bir denetlesem (İnt. portallarındakilerden de beterleri çıkacağı muhakkaktır) en kendisine güvenen ünlü mehterleri dahi ne kadar tolera etsen, sanırım sâdece o tolerans gösterdiklerimi “iyileştirerek” yüz akımız hâli olabilecek ancak 2-3 mehter çıkabilir… Amma bakınız sivil kuruluş olan onca GAYDA TAKIMLARINA birden fazla takım bir araya geldiklerinde hemen majör’lerden birinin komutasında pür ciddiyet ve tam uyumluluk görülür… Peki, ya, bizim mehterlerimizden birkaçı (aralarında çalışmadan) birlikte program yapabilirler mi !?!…

-ÇÂRE: Sık-sık değindiğim: “Türklüğe MAYA: Mehter ; Kılıç Kalkan ; Atlı-Cirit + Repertuar” toplam 600 sf.lık, cep boyutlu konuları ilintili hiçbir kitaplarda bulunmayan içerikleriyle dolu, çalıştırmalar, koreografiler, kültürel bilgiler, lâzımelerin üretiliş resimleri-izâhları olan bu kitabı, maddiyâtsızlıktan bastıramayışım, aynı zamanda bu engin kültür, gelenek uygulamalarının da kayd-ı rapt-ı zapt altına alınamamasından, gelecekte nesillere de yapılan en büyük kötülük olacaktır… Bizler, bu işlere başladığımızda; işin.. ne ustaları, ne dükkânları, ne bilgilileri, ne kitapları, ne örnekleri, ne malzemeleri, ne objeleri olmayışından çektiğimiz sıkıntıları çok yaşadık dı…
İşte bu kitap, nesiller boyu kalıcılığı sağlamaya da amaçlıdır…
Altta (G) şıkkımızda “Anekdot” içeriğinde verilen tek örnekten bile, kitabın otantizm-gelenevî değeri bakımından kıymet-i hârbiyesi saptanabilir…
Heyhât!
Belediyeler, Özel İdâreler, Kültür Bakanlığı, MEB. Gn.Kurmay Bşk.lığı, tüm Üniversiteler, kültürel hizmet sunan ünlü firmalar-bankalar, ilâ. Sözüm Siz sn Erkâna: Adımızın önünde akademik titr olmayınca, kulisimizi yapan olmayınca, paramız olmayınca bu kitabı “yayın dizileri içinde” bastırtmak mümkün olamadı o kadar uğraşmama rağmen… Amma ilgili Bakanlıklarda, Gn. Müdürlüklerde, Belediyelerde reklam amaçlı içeriği eften-püften bol kodaman resimleriyle dolu basım harcayışına para bulunuyor; çünkü kişilerin propagandaları için elzemdir Amma! Vergilerimizden toplanan paralardan “har vurup-harman savuranlarca” hesabının sorumsuzlarına(!); elimde, “kurduğum mehterler için” rehber-klavuz amaçlı fotokopi çoğaltımı ‘prototip’ kitabımın yayımlanmasının ne den’li önemini dillendirip huzurlarına sununca, dilleri tutuluyor, türlü bahânelere sığınılıyor… Buyrun bir kanıt örn. : Google: Mehterci dede tıklatıp, gelen parametrelerde “AKŞAM GAZETESİ gündem: soğuk buluşma” seçeneğini tıkladın, bu kitap için ne uğraşlar verdiğimle, ne sözler verildiğiyle ilgili hâzin bir örnek bulacaksınız … Çarıklı – alaylı efrâdını belgesel, akademik ünvân kaynağı diye kullananlar, çarıklının-alaylının kitabını muteber etmeyecekler… Oysa bu kitaba şöyle bir göz atanların hemfikir olmacasına: “- Bu kitabınızın sâdece bâzı bölümleri dahi, akedemik unvan kazanımı için yeterlidir” demedeler…
Bir dönemler; ısrarla-heyecanla- hizmet ve misyon gereği koşturdum durdum… Gâli yorgun savaşçı gibiyim… Fakat şu da iyi biline ki: O vakitler başvurduğum mercî-makâm kişilerinden kim(ler) önemsemediyse, “mehterleri kapsadığından” belli ki; ünlü “mehterlere yamukluk yapanlar yamulurlar; bir şekilde katkıda bulunanlar ihyâ olurlar!” deyişim üzere “mehter lâneti”ne uğrayıp, işlerini ve ünvânlarını yitirenler oldu…
Şimdi konuyu açmamın sebebi: Belki, yeni duyulacak olur da; üstteki kurumlardan, şirketlerden, bir ya da bir-kaç hayırsever birleşmesiyle, veya mehter takımlarımızın duyarlılığıyla müşterek veya tek takım katkılarıyla; bu kitap gün yüzüne çıkar… Ve, o zaman da: Bütün sivil mehterlerimiz, kılıç-kalkan takımlarımız, atlı-cirit meraklılarımız; tüm ilgili portallardaki klasik kopya bilgiler dışında, bir rehber kaynak kitaptan bilgilenerek hepimizin memnun kalacağı yönetmelik benzeri uygulayışlarla tek-tip birlikteliğine uyulması sonucu; bu adetâ MAKALEYE dönen yazımızın içeriğinde olan-olmayan nice yakınmalarımız bitecektir. Sâdece ifâ gereği ilgililere değil, ilgisiz olanlara da kültürel bilgiler olarak, hem ki nesiller boyu gerekebilecektir.

G) - “Kitap ilgili bir anekdot (Hey! “Mehterân-ı Eyüp” takımı kurucularından sn. Osman SAK ve arkadaşları! Evimize gelip, zırhlı giysi sipârişi sohbetimizin sırasında bu kitabın yerdeki printer çıktılarını istemiştiniz, vermiştim. Verdiğim sayfalarda; o günlerde İLK canlandırıcısı formülize edici olduğumdan tek üretici olduğumuz çelik halkacıklardan örülen zırhlı giysilerin müsveddeleriydi…  Şakalaştık dı… “-Al.. al.. bak çok önemli sayfalar o aldıkların… Halka örgü formülleri.. Organize eder, tezgâh kurdurur üretirsiniz, ben yetişemiyorum…” Demiştim. Nitekim, ben 2 takım giysiyi teslim ettiğim sürece sizler ‘Mâaşallah!’ şakalaştığımızı gerçeğe döndürmüş, 6 takım giysi üretip takıma giydirmiş, o gündür-bu gündür, elimden mesleği kaçırmış(!) hâlde Maaşallah tüm ihtiyâcı olan mehterlere zırhlı giysiyi tedarik edeni olmuştunuz… İstanbul’a bir Cuma gösterisinde geldiğimde de 6 zırhlı giysiyi görünce; uğradığınız o sıkıntılı hâlden kurtarmak için: “-Oooo, aman ne iyi, kitabımız basıldığında nasıl olsa fâş olacaktı bu zırhlı meslek sırrımız. Kızmadım, bilâkis memnun oldum; çünkü, kitap basılmadı ama, içerdiği lâzımeler imâlât anlatıları için faydalı olması, beni mutlu etti.” Diyerek, rahatlatmıştım…
Bu “anekdot”u yazışımın sebebi HAK teslîmi diye bir erdemliğin gereğidir; aldığımız duyumlar üzere, zırhlı giysileri İLK canlandırıcı formülize edeni bulanı diye, İstanbul üreticileri yiğitleniyor olmaları… “DESTÛR! EDEP YÂ HÛ!”
Ekmek sağlayana nankörlüğün, sonu iyi getirmez, biline…
Sn. Osman SAK evimizde şöyle bir ifâde de bulunmuştu: “-Ohoo, hocam! Kitap hazırlamaktan çok, kitabı bastırtmak-yayımlamak çok daha zor… Hem, bu kitabı da, henüz baskıya hazır hâle getirmen dahi 2-3 yılı bulur…” deyince; o an, içimden: “hadi be, 2-3 ay da hazırlarım demiştim…” Meğersi, sn. O. SAK tecrübesiyle; moral yıkıcı olmamaya özen gösterip, az dahi zaman ifâdesinde bulunmuş; daha sonra anladım… Gelişmeler şöyle oldu: ( O söylediği, 2-3 yılın önüne 1 koyduk yâni; 12 – 13 yıl geçti.. Sürekli mehter kurmağa gitmemden, ve de çalıştırmalar sürecinde koreografi tavır hareketlerindeki nice hatâların olgunlaşmış hâllerini, ya da, ilgili kültürel bilgi bulgularını sil-yaz güncelleştiriş işlemleri çıkması, ve de yeterince zaman ayıramam, nerdeyse 15 yıla yaklaştı… Belki de basılmaması, basılmasından daha iyi oldu, içeriği bakımından… Hani sonraki baskılar, ya da, baskılar arası farklılıklar olmayacağı için sanırım bunca gecikmelerde bir hayır vardır, diye teselli buluyorum… Yine de, yâ nâsip!

 

İ) - “Kitap yayımlanır da, amaç için “resmii prosüdür” kâbul edilirse:

İsim vermesem de, kendini int. portallarında zâten ilân eden bir ünlenmiş mehterimiz güyâ: “KALİTE BELGESİ OLAN TEK MEHTER” duyurusu yaparaktan, tüm mehter borsası ilintili portallarda reklam bombardımanına tutmuş… İyi , tutmuş da, şu kadarcığını yazabildiğim konuların acaba kaçına ‘okey’ler, kaçına ‘okey’leyemez… Kalite Belgesi’ni düzenleyen o kuruluş, acaba ne derece de bu bilgilere vâkıftır ki ?.. Bendeniz de, sitemde bir ara (..yazılıdır okuyabilirsiniz.) “TSE./ Türk Standartları Enstitüsü” ne gönderme yapıp mehterlerle ilgili “Kalite Belgesi”nin olamayacağını; Atlı-Cirit vb. uğraşlarda uygulana’geldiği gibi YÖNETMELİK olmasına vurgu yapmıştım. Çünkü; hem mehterlere, hem de kılıç-kalkan takımlarına, nisbeten de Atlı-Cirit takımlarına elzem ( hattâ tabir câizse: A’dan Z’ye nesillere de intikâl edecek değerlilikte) her gereksinimlerine hâvi yoğun bilgilerle donanmış; bilâhare, cümle takımların yakınışlarını ortadan kaldırıp müşterek birlikteliğinin oluşması için gerekli fonksiyonu sağlayabilecek adetâ REHBER/Yönetmelik gibi addedilebileceğini değinmiştim.
Mehter ve kılıç-kalkan takımlarımızın böylesine dağınıklığı ve yakınmaları sebepsiz mi !?.. Çünkü ellerinde bilgilenecekleri bilgiler yoğunluklu rehber kitap olmayınca, doğal olarak; bile’bildiklerini, yakıştırmalarını, ya da yanlışlarla dolu kopya ettikleri mehterleri uyarlayacaklar… Peki kim kabahatlı ? İşte teşhis! ; ..Ve işte reçetesi! ; ..Ve de işte tedâvisi!..
Sn. resmii -sivil -tüzel, ilgili zevâta: “15 senedir” Arz olunur…

 

J) - S o n u ç

Şimdi şu tesbiti yapabiliriz artık:
Demek ki; tüm mehterlerin; sıkıntıları-zorlukları bahâne ettikleri haklı tarafları kabûl edilebilir… Kabûl edilemez olan bu anlattıklarımdır; yâni, umursamazlık – gâyretsizlik – ‘adam sen de’cilik –bilgisizlik - para getirsinde, gerekirlilileri koyver gitsin!.. Boşvericilik – ciddîyetsizlik - vb. bu olguları hâlletmek zor mudur !?!…
Demek i: Bu olguların sağlanması için: Ne para, ne pul, ne de malzeme-lâzıme, ne de mekân-ortam gereklidir…

Beyler şunu ilke edininiz: Hep söylerim, Mehterler gösterilik kıyâfetlerini kuşandıkları andan itibâren; hem kendi itibârlarını, hem de tüm mehterlerin itibârlarını misyon adına temsîl ederler…

Askerî Mehter’imiz için: İşte onlar, asker-mecbur-disiplin emir-falan-filân diye, sivil mehterlerimizin içine etmeyiniz…
..Onlarda insan oğlu, sizlerde…
Mehterler; varyete-çalgı-şov takımı değildir, iyi biline!…

Bendenizin şu kadarcık anlatılarından sonra her kim ki bu yazılarımı (daha teferruatlısını portalımı) okuduğunda; artık daha bilinçli olarak tüm mehterleri gözlemleyip değerlendirmeğe tâbi tutabilir kıvamda saymalıdırlar kendilerini…
DOLAYISIYLA DA: Lütfen bu kadarcık bilgi edinimlerinizle dahi, gözlemlediğiniz tüm mehterleri, bilinçli yapıcı tenkitlerinizle usanmadan-yılmadan yapmalısınız.
Şâyet yaparsanız: Bu halkımızın; bir tür gelenevi, hamâsî, kültürel gâyeler için otokontrolü sayılacaktır… Mehterlerimiz de, (Kılıç-Kalkan Ekipleri de dâhilen) halkın vereceği bilinçli tepkilerden, mecbûren iyileşmelere yöneleceklerdir…
Bahsettiğim REHBER / Yönetmelik addedilecek kitab(ım) uygulanması ile; “ancak” tüm mehter, kılıç-kalkan takımlarında oluşacak birliktelik mümkündür…  ..Ama velâkin… ömre endeksli gâyretimize “tık” ses alamadık gitti…
Ümitsiz olmayın!” Âyet-i Kerîmesi önemiyle ısrârımdan vazgeçmeyeceğim!

Bir mesajın bu cevâbî anlatıları sunumumda:
- Gerek ap’açık sorulanlar olarak
- Gerek gizli amaçlı sorulduğu olasılığı yönüne de
- Gerek soruların-soruları çağrışıları bakımından
_ Gerek “kendimce “işkillenip” SAV dâhil, açınımlar yaparak
aîdi anlatılarım burada bitmiştir. En derûnî muhabbetlerimle. m.dd.

(daha fazla…)

Sonraki Sayfa »

WordPress'in desteğiyle.